İçeriğe geç

Kan Mezarlığı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kan Mezarlığı

Bölüm 1

Giriş

"O kız bir vampir, Rosalyn. Kızın bir vampir. "

Kız çocuğu arkadaşlarıyla koştururken yorulmuş, eve su içmeye gelmişti ancak eve gelen garip kadının annesine anlattıkları dikkatini çekmişti. Aralık kapıdan gizlice onları izleyip dinlemeye koyuldu.

"Olamaz," dedi annesi saçlarını çekiştirerek. "Hayır olamaz... o... o ısırılmadı... o... o daha altı yaşında. Küçücük." Annesi şokta gibiydi. Küçük kız onun hakkında konuştuklarını anlamıştı.

"Olmuş," dedi garip kadın. "Olmuş, Rosalyn. Soyunuzdaki o kan kendini göstermiş. Asena'dan şimdi kurtulmazsan adınız lekelenecek. O da olmazsa öz kızın senin katilin olacak." Ne diyordu bu kadın? Küçük kız nasıl katil olabilirdi ki? O çiçekleri bile incitemezdi...

Annesi bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladı. Yere diz çöktü ve "Tanrım, neden bunlar hep bizim başımıza gelir ki?" diyerek yakınmaya başladı.

Küçük kız daha fazla dayanamadı ve hızla içeri girerek annesine sarıldı. Kadına kızgın bakışlar atarak, "Annemi ağlattın." dedi. "Sen kötü birisin."

Garip kadın inanamayarak küçük kıza baktı ve "Ben mi kötüyüm?" dedi. "Anneni gelecekteki senden kurtarmaya çalışıyorum. Senin gibi bir canavarın Rosalyn'i öldürmesine izin mi verseydim?"

O anda bir süredir ağlaması dinmiş annesi kızını itti ve hızla ayağa kalktı. Küçük kız korkuyla geri çekildi. Annesi ona yaramazlık yaptığında bile böyle bakmıyordu. Korkmuştu. "Annecim, neden öyle bakıyorsun?"

Kadın kızının uzun siyah saçlarından tutarak sertçe çekiştirmeye başladı. "Annecim, canım yanıyor."

Kadın dinlemedi. Kızını saçından çekerek dışarı sürükledi. "Anne..."

Küçük kızın canı çok yanıyordu. Annesinin elinden tutarak acısını hafifletmeye çalışıyordu ama annesi o kadar sert tutuyordu ki, kızın küçük ellerinin hiçbir faydası olmuyordu. Artık gözünden yaşlar akmaya başlamıştı.

Küçük kız hâlâ sürüklenirken nereye götürüldüğünü bilmiyordu. En sonunda annesi saçlarını çekiştirmeyi bırakıp kızını sertçe yere ittiğinde küçük kız dizlerinin üzerine düştü ve kafasını kaldırdığında etraflarının ağaçla çevrili olduğunu gördü.

Arkasında duran annesine baktı. Annesi başını kaldırmış ona bir çöpmüş gibi bakıyordu. Gözleri kızarmıştı ve saçları dağınıktı ama hâlâ güzeldi. Küçük kız, annesine benziyordu.

"Benim senin gibi bir kızım yok artık," dedi en sonunda. Sesi titriyordu. "Senin evin artık burası. Bir hayvanın olması gereken yer ormandır."

Küçük kız hızla ayağa kalktı. Annesinin elini tutup yere diz çöktü. "Ne diyorsun annecim?" dedi ağlayarak. "Annecim, ben hayvan mıyım? Benim ne işim var ormanda?"

"Sen vampirsin!" diye haykırdı annesi kızının elini iterek. Küçük kız yere yığıldı. Her yeri çamur olmuştu. "Lanet olsun, Asena! Neden vampirsin? Neden benim kızım bir vampir?"

Hava kararmaya başlıyordu ve eylül ayının soğuğu kendini belli ediyordu. Küçük kız ürperdi.

"Ne vampiri annecim? Onlar masallarda olan kötü karakterler değil mi? Sen bana onlara inanmamam gerektiğini söylüyordun ya hani?"

"Sana onların ne kadar kötü yaratıklar olduğunu anlattım, çünkü onlardan biri her zaman kötüdür. Sen de kötüsün! İğrenç, aptal yaratık!"

Annesi kızına sözlerini tükürerek söyledikten sonra arkasına dönüp hızla uzaklaşmaya başladı. Asena hızla doğrularak annesinin peşinden gitti ve bir bacağına sarıldı. Ama annesini yürümeyi kesmedi, küçük kız yerde sürükleniyordu ve dizleri çok acıyordu. Muhtemelen pantolonunun dizleri yırtılmıştı ve kanıyordu. Ama bunlar, küçük kızı annesinden vazgeçirmeye yetmiyordu.

Annesi kızının tutunduğu bacağını sertçe silkeledi ve küçük kız annesinin bacağını bırakmak zorunda kaldı. "Git!" diye bağırdı annesi kızına doğru. "Gitsene! İstemiyorum seni! Yok ol!"

Annesi en son koşmaya başladığında küçük kız ağlamaya başladı. "Annecim. Lütfen beni bırakma..." Ama annesi dönmedi, kızını o gün ormanın ortasında tek başına bıraktı.

Küçük kız ise ormanın ortasında canavar olarak büyümeye mahkûm bırakıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.