İçeriğe geç

Kan Kırmızı Gece

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kan Kırmızı Gece

Bölüm 1

Hüküm

Taşkın konağının taş duvarları, üzerine basan güneşi emmiş, sıcağı içeriye kusuyordu. Asmin, sert adımlarla avluya doğru itildiğinde bile başını eğmedi. İstanbul’un o gürültülü, özgür sokaklarından sonra bu sağır edici sessizlik boğazını sıkıyordu. Ama ağlamayacaktı. Karşısında oturan yaşlı adamların, aşiret hükmünü veren o donuk yüzlerin önünde tek bir gözyaşı bile dökmeyecekti.

​Aşiret büyüklerinin en yaşlısı, elindeki tespihi şaklatarak konuştu:

"Abinin günahının bedeli budur Asmin. Soykan ailesinin kanı akmasın, canlar gitmesin diyorsan, hüküm berdeldir. Merdan Ağa’nın helali olacaksın."

​Hüküm, kurşun gibi ağır, taş zemine düştü. Asmin, yumruklarını sıktı. Tırnakları avcuna batarken derin bir nefes yerine, ciğerlerini yakan bu havayı içine çekti. Abisinin, o salakça aşkı uğruna kaçırdığı kızın bedeli kendisi olacaktı. Ölüm fermanı yazılmıştı ama celladına boyun eğmeye niyeti yoktu.

​"Abimin canı için,"

dedi, sesi avluda çınladı.

"Yalnızca onun canı için kabul ediyorum. Ama kimse benden bir köle beklemesin."

​Aşiret üyeleri fısıldaşırken, konağın devasa demir kapısı gıcırdayarak açıldı.

Gelenin kim olduğunu sormaya gerek yoktu. Avludaki fısıltılar bıçak gibi kesildi.

​Merdan Taşkın, adımları yeri döverek içeri girdi. Üzerindeki siyah gömlek ve siyah ceket, heybetli omuzlarını daha da belirginleştiriyordu. Gözleri doğrudan avlunun ortasında dik duran Asmin’e kilitlendi. Yüzünde ne bir acıma ibaresi vardı ne de bir şaşkınlık. Tamamen tavizsiz, tamamen buzdan bir çehre.

​Merdan, Asmin’in tam önünde durdu. Aralarındaki mesafe kapandıkça, Asmin adamın yaydığı o ağır, karanlık enerjiyi hissetti. Nefesi daralsa da bakışlarını kaçırmadı. Merdan, karşısındaki kadının gözlerinde korku aradı, ancak bulduğu tek şey katı bir meydan okumaydı.

​"Demek istanbullu hamfendi buraya kadarmış",

dedi Merdan. Sesi boğuk, pürüzlü ve emir doluydu.

"Burda kuralları sen yazmıyon, Asmin. Burda kuralları ben koyarım, sen sadece yaşarsın."

​Asmin bir adım öne çıktı, aralarındaki çekim ve gerilim havayı elektriklendirdi.

"Senin kuralların beni bağlamaz, Merdan Ağa. Bedenimi buraya hapsetmiş olabilirsin ama ruhuma dokunamazsın."

​Merdan’ın dudak kenarı hafifçe kıvrıldı, ama bu bir gülüş değil, avını köşeye sıkıştırmış bir yırtıcının ifadesiydi.

Merdan, ani ve sert bir hareketle elini kaldırdı. Uzun, kemikli parmakları Asmin’in çenesini kavradı. Parmaklarının baskısı can yakıcıydı ama Asmin acıyla bile gözlerini kırpmadı. İkilinin nefesleri birbirine karışırken, Merdan kadının yüzünü kendine doğru sertçe çekti. Gözlerindeki karanlık, Asmin’in içindeki dik başlılığı tamamen yutmak ister gibiydi.

​Çenesindeki baskıyı artırarak, sesini sadece ikisinin duyabileceği bir fısıltıya düşürdü:

​"Ruhun beni ilgilendirmez küçük hanım. Bu kapıdan içeri adım attın bikere. Unutma Asmin... Bu konaktan ancak kefeninle çıkarsın."
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.