İçeriğe geç

Kan Borcu

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kan Borcu

Bölüm 1

Kaçamamak

Baran’la dedemlerden kaçıp bir kulübeye saklanmamızdan tam üç saat geçmişti. “İstemiyorum işte! O çocukla evlenmek istemiyorum! Zengin zübbesi... Ne sanıyor kendini? Sırf Baran’dan intikam almak için mi? Kim bunu yapar, kim?”

Baran bana sımsıkı sarılırken, “Bizi burada bulamazlar, değil mi?” dedim titreyen sesimle.

“Bulsalar bile seni onlara vermem, korkma güzelim,” dedi Baran...

Aradan on beş dakika geçti ya da geçmedi, dışarıdan ses geldi. Bu dedemin sesiydi:

“Ya dışarı çıkarsınız ya da ben gelirim, Ezgi!”

Korkuyla Baran’a baktım.

“Tamam, yok bir şey... Tamam, bir şey yok. Çıkalım, gel, korkma güzelim,” dedi.

Baran’ın elini hiç bırakmamak üzere tutup dışarı çıktık. Ya bizi öldüreceklerdi ya da... Yadası yok, ölecektik, sanırım. Dışarı çıktığımda Berk’le göz göze geldim. Zevkle izlerken sırıtıyordu.

“Buraya gel çabuk, rezil seni!”

Kafamı salladım. Dedem bize yaklaştıkça kalp atışım hızlandı. Gidemezdim, yapamazdım, olmazdı. Bırakamam... Ben başkasını seviyorum!

Sonunda gidecek yerimiz kalmadığında, dedemle burun burunaydık. Kolumdan tutup beni Baran’dan aldı.

“Canım acıyor, bırak beni!” dediğimde bir tokat yedim ve gözlerimden yaşlar aktı. Beni yere savurmuştu. Şu an ölsem koymazdı, ama Baran’a bir şey olmasından çok korkuyordum.

Dedem Baran’a da vuracakken Berk geldi:

“Onu ben halledeceğim.”

Ne?! Ne yapacaktı ona? Hayır, buna izin vermezdim. Baran çırpınsa da bu işe yaramadı. Berk yanıma gelip yüzüme baktı.

“İyi misin?”

“Çok mu üzüldün? Bunların hepsi senin yüzünden! Gelip bir de soruyor musun?”

Sinirlenip Baran’ı bildirdiği arabanın yanındaki korumanın yanına gitti, kulağına bir şey fısıldadı. Ne demişti? Ne yapacaklardı Baran’ıma?

Dedem beni sürükleyerek arabaya bindirdi ve Berk’le konuşmaya başladı:

“Bu evlilik bugün olacak, Kazım Bey. Yoksa her şey iptal. Oğlunuzun canını alırız.”

Dedem arabaya bindiğinde alev püskürtüyordu...

Eve geldiğimizde annem ağlıyordu. Dedem kolumdan tutup ahıra götürdü ve beni yine yere savurdu. Belinden kemeri çıkarıp bana vurmaya başladı. Artık acıtmıyordu... Baran’dan ayrılmak her şeyden çok acıtmıştı zaten.

Dedemin tek dediği cümle:

“Bugün evleneceksin! Eğer itiraz edersen, o Baran’ı gözünün önünde öldürürüm. Anladın mı beni?”

Hâlâ yaşıyor olması beni biraz da olsa mutlu etti. Tekrar kolumdan tutup avluya çıkardı ve kuzenimi çağırdı:

“Aysel, güzel torunum benim! Gel buraya hadi.”

Kuzenim aşağı indi ve dedemle konuşmaya başladılar. Beni ayağa kaldırıp:

“Bugün bu kız evlenecek. Ve evlenene kadar Aysel sorumlu olacak. Ne giydiğinden yediğine kadar... Üç gün sonra evden gidecek. Bu iş olmazsa, ölü bilin bu kızı,” dedi ve korumlarından birine doğru itti.

Yukarıya çıkıp odaya girdik. Canım yanıyordu ve Aysel buna rağmen tepkisizdi.

“Bir an önce seni hazırlayalım da azar işitme. Senin iyiliğin için uğraşıyorum. Başka seçeneğin yok, biliyorsun. Zorluk çıkarma, olur mu?”

Kafamı salladım. Aysel gelip sarıldı ve ağlamaya başladım. İyi gelmişti. Aysel'e olup biteni anlatırken, o da dolaptan iç çamaşırı ve elbise seçiyordu.

“Beyefendi bir de istek listesi yapmış.”

“Ne?!” dedim öfkeyle.

“Evet... Ne giyeceğine kadar yazmış. Ah, gerçekten inanamıyorum Ezgi! Bu herifin seninle ne derdi var, anlamıyorum. Neyse... Şunları bir dene hadi.”

“Ciddi misin Aysel?! Ben bunları giyip asla o herifin karşısına çıkmam! Asla!”

Kapı çaldı ve içeri Berk girdi.

“Çok güzel olmuşsun. Bunu evlendiğimiz gece giy, olur mu? Üzerinden çıkarmak için sabırsızlanıyorum.”

“Defol buradan, seni pis herif! Bunları asla—”

“Şşş... Sakın. Şimdi diğerlerini dene. Hepsini göreceğim. İtiraz edersen, Baran ölür. Hadi, git dene.”

“Bak ne kadar güzel oldun... Bu gece bunu giy, karıcığım.”

“Ben senin—”

Ayağa kalkmasıyla sustum...

“Bu da güzel. Aile arası olacağı için giyebilirsin. Nede olsa benimsin. İstediğimi giyeceksin.”

Bölüm sonu

1 yorum