İçeriğe geç

Kalp Ve Acı İzleri

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Kalp Ve Acı İzleri

Bölüm 1

Ölüm mü? Yaşam mı?

Medya:Kayla Akasu

Ben Kayla Akasu,bazen yokuşta yürüyor ama kimse bu yokuşu görmüyor gibi hissedersiniz bazense bu yokuş büyük bir çaresizliğe dönüşür hani hep sorarız ya çaresizlik nedir?

Çaresizlik bence benim 10 yaşından beri yaşadıklarımdır pardon yaşayamadığımdır.Hayatımı elimden aldıkları için yaşayamadım,ben yaşayan bir ölüydüm...

Ölüm mü?Yaşam mı?

Bana sorarsalar ben ölüm kelimesinden nefret ederim

Ama

her zaman ilk seçeneği seçerdim ölüm bir kurtuluş yolu muydu yoksa bencilik ve korkaklık mıydı?

Öyleyse evet ben bir korkaktım...

Ben dalgalı sudan değil durgun sudan korkardım...

İçeri giren doktora baktım

"Evet Kaylacım sana müjde getirdim bugün taburcu oluyorsun"az önce dediğine kahka atmıştım kahkam yavaş yavaş ağlamaya dönüşmüştü mutluluktan ağlamıyordum,acı çektiğim ve çıktıktan sonra ki çekeceğim acı için ağlıyorum.

"Doktor bey şaka yapmıyorsunuz değil mi?"diye sorduğumda kafasını olumsuz anlamda saladı"ağlama artık biraz gül sevin öğleden sonra taburcu olup bizden kurtuluyorsun"dedi gülerek...

Çıkış için hazırlıklarımı yaparken masada ki tekefon çaldı "Alo?"

"Nasılsın, bugün hastaneden çıkıyorsun kalbin acıyor mu?"

arayan kişi Ada ablaydı abla dediğime bakmayın aramızda 3 yaş vardı saygıdan diyordum Ada ablayla diğer kaldığım hastaneden tanıyordum baya yakınlaşmıştık beni kardeşi olarak görüyordu...

"İyiyim abla Kaya abiyle nasıl oldunuz?"Kaya abi dedim kişi Burcu ablanın nişanlısı evlenme teklifi edecekti ama maalesef etmedi kısaca Burcu ablayı kaldırmıştı

"Ayrıldık.Neyse yanına kısa sürede geleceğim bu konuları o zaman konuşuruz"

"Tamam bu arada benim okul-"cümlemi tamamlama izin vermeden

"Eve geç o zaman konuşuruz yoldayım"dedi sitem eden sesiyle...

~~~

Aradan o kadar uzun zaman geçmiş gibiydi ama sadece bir hafta geçmişti zaman bazen zindan gibidir uçsuz bucaksız yol gibidir zaman tarif edilemez dur...

Apartmana adımımı atığım an derin bir nefes aldım yüreyecek ne halim ne de mecalim vardı asansöre doğru yürüdüm lahnet olsun ki çalışmıyordu zora ki adımlarla çıkmaya başladım nefes alış verişimle birlikte kalp atışlarımda hızlanıyordu.

Soluk soluğa 3.kata çıkabilmiştim beni Ayten teyze karşıladı çatlak kadın kendisi "Geleceğini biliyordum kızım hoşgeldin"dedi.

"Ayten teyze hoşbuldum çok yorgunum iyi günler"dedim tam içeri girecektim ki

Kolumu tutup "kızım seni bekliyor"dedi.

"Kim?Kim beni bekliyor?"

"gözünün altında yara izi olan çocuk"dedi...

2 Gün sonra

"Efendim abla"

İç çekmişti "Kayla sana bir haberim var okula kabul edil-"sözünü kestim

"Lütfen bana aynı şeyi söyleme kalp hastalığım yüzünden almayıp başka okula yönlendireceklerini söyleme"

"Maalesef"dedi

"Biliyordum her seferinde aynı şey artık usandım bıktım ne zaman normal biri yaşamak istesem olmuyor olamıyor"

"Maalesef okula kabul edildi"

"Bende bir lahnet var,Ne okula mı kabul edildim?"dedim şaşkınca

"Okula kabul edildin yalnız bir sorun var Kayla, okulda bir oyunmu ne varmış senden o oyundan uzak durmanı istiyorum"

"Abla bu benim için sorun değil zaten oyun oynama yaşlarını çoktan geçtim"bu 17 yaşındaydım ve 7 yıldır bütün oyunlardan nefret ediyordum.

Üzülüyordu bana benim için endişe ediyordu ama en sevdiğim yanı acımıyordu diğer insanlar gibi acıyarak bakmıyordu bu da beni iyi hissettiriyor...

1 Hafta sonra

Üzülüyordu Telefonumun çalmasıyla uyanmıştım bir dakika saat kaçtı saate baktım da saat 7.48 geçiyordu geç kalıyordum otobüsün kalkmasına 12 dakika vardı koşmam gerekiyordu hızlıca yataktan kalkıp çantamı alıp evin kapısını kapattım giderken Ayten teyzeyle karşılaştım

"Günaydın kızım asansör bozuk bide gözünün altında yara izi olan çocuk seni bekliyor"dedi 3 dakika mı da Ayten teyzeye ayırdıma göre geriye sadece 9 dakika kaldı ve koşmam gerekiyordu...

İlk sokağı yarılamıştım bile şimdi sadece 10 Metre uzaklığın da sokak durağına ulaşmam için kalbimle savaş veriyordum çok hızlı atıyordu.

Durağa vardım da nefes alamıyordum sarı saçlı kız"iyi misin?"diye sordu.

"İlacım çantamda"diye fısıldadım yanındaki siyah saçlı kız çantaya bakmaya başladı ilacı bulup hemen ağzıma sıktım "derin derin nefes al"dedi.

Nefes alışverişim düzene girmişti"teşekkür ederim ıı"diye mırıldandım"Ben Güneş bu da Defne teşekküre hiç gerek yok "dedi."Ben Kayla memnun oldum "dedim.

Otobüs geldiğinde üçümüz de bindik...

Evet gelmiştim işin tuhaf yanı onlarda benimle birlikte aynı okulda durdu "yoksa sen yeni gelen kız mısın?"diye sordu isminin Güneş olduğunu öğrendim kız "evet "dedim.

"Ayy çok güzel birlikte vakit geçiririz ne dersinnn?"diye sordu "olur siz de isterseniz "dedim "tabii ki neden olmasın"dedi sesi çok güzeldi kendi fiziği de manken gibiydi bu okulda harcanıyor manken olmalıymış aslında.

"12/C sınıfı nerede acaba"

"Benim karşı sınıfım 12/C komşumsun artık"dedi Güneş,"seni okulumuzu gezdirelim"diyip koluma girdi Güneş...

Okulun bahçesini gezerken yanımıza koşarak gelen bir çocuğu gördüm"Güneşim günaydın nasılsın sana kahve aldım hadi gel konuşalım lütfen"dedi "seninle konuşmayı değil yüzünü bile görmek istemiyorum Selim,bir daha yanıma gelmeyi bırak sesini bile duymak istemiyorum!"son dediğini biraz daha yüksek sesle söylemişti.

Güneş kolumdan tutarak oradan uzaklaşmıştık kolumu bıraktığında"aranızda her ne geçti bilmiyorum ama bir konuşsan-"sözümü bölerek"Hayır Kayla o tercihini çoktan yaptı beni değil onu seçti Demir Soyluyu seçti"dedi anlamayarak"Anlamadım ne seçimi eğer istemezsen anlatmak zorunda değilsin"dedim.

İç çekti gerildiği her halinden belliydi tüyleri diken diken olmuş titremeye başlamıştı "Kayla beni iyi dinle ben de Selim'i önceden gerçekten çok seviyordum okulda en güzel çift bizdik herkes gözlerini bizden alamazdı hani kitap ve filmlerde olan çiftler gibiydik.Okulda bir oyun olduğunu öğrendim sonra ismi siyah zarf oyunu ,

oyunun amacı insanlara acı çektirmek öğretmenlerin bile durduramadığı bir oyundu.Oyunu kuran kişi Demir Soyluydu ve Selim onunla arkadaşlığı beni korkutmaya başlamıştı bir gün bir seçim yaptırmak zorunda kaldım ya beni seçecekti ya da onu seçecekti"duraksadı. Gözlerinden yaşlar boşandı"onu seçti"diye mırıldandı"özür dilerim"dedim de "neden özür diliyorum şenlik bişey yok hem okula yeni gel-"sımsıkı sarıldım ilk başta ellerini havada bıraktı sonra o da bana sarıldı "teşekkür ederim"dedi gülümseyerek.

"Bu arada Defne nerde az önce yanımızdaydı?"

"Evet az önce buradaydı sanırım kantine gitmiştir.Hadi gel sınıflarımıza gidelim"dediğinde kafamı onaylayarak salladım.

Sınıflarımız karşılıklıydı"eğer bişey olursa ben buradayım bana söyleyebilirsin"desi Güneş "tamam iyi dersler"dedim

sınıfa girdim de kavga vardı arka sıra da hiç kimse yardım etmiyordu zayıf güçsüz 1 kişiye karşı 3 kişi üçü gittikten sonra yanına gittim de bir kaç kişi "siyah zarf verildi ona dokunma"dedi

''hepiniz gerçekten acizsiniz tek kişiye üç kişiyle dövmek nedir bari yardım edinde revire götürelim"kimseden ses çıkmadı ilk başta sonra bir kız"kimse aklını daha kaçırmdı çok ölmek istiyorsan git kendin götür"dedi

"Korkaklar"diye mırıldandım dövülen çocuğu kaldırmak için yanına yanaştım "buradan git sırana otur seni yaşatmazlar"diye âdeta fısıldamıştı

"ne olursa olsun kimse seni böyle bir çuval gibi kenara atmamalı sen bir çuval değilsin"dedim ve koluna girdim de o çocuklardan biri bizi iti

"çocuğu bırak belaya bulaşmak istemezsin güzel kız"dediğinde sinirlenmiştim ayağa kalktım "kimseye böyle davranma hakkınız yok hem-"yüzümde tokadın izi kalmıştı çok hızlı vurmuştu "kızcağızdan uzak durun o sadece yardım etmek istedi"dedi dayak yiyen çocuk gerçi şuan ikimizde dayak yemiş oluyorduk.

Kahka atarak üstüne doğru yürümesini fırsat bilerek kırık sandalye ayağını hızla elimi alıp diz kapağını vurdum acıyla deli gibi bağrıyordu"SENİ ÖLDÜRECEĞİM ELİMDEN KİMSE ALAMAYACAK SENİ"dedi dövülen çocuğun koluna girdim ve oradan uzaklaştık.

"Kendi ölüm fermanını imzaladığını biliyorsun değil mi"

"Ben kendi ölüm fermamı çoktan imzaladım da revir nerde"dedim.

Acı bir gülümsemeyle "teşekkür ederim"dediğinde kaşımı havalandırarak"neden teşekkür ediyorsun teşekkür edilecek bir durum yok"dedim"var,o kadar kişi kimse korkudan seslenmedi kız olmuşken bile cesaretli davranan bir tek sen vardın yanlış anlama cinsiyetçi davranmıyorum"cümlesini tamamladıktan sonra acıyla boğazını temizledi.

Karşıdan bir çocuğun geldiğini gördüm"hey hey buraya gel çabuk "dedim"abla beni öldürürler"dediğinde kaşlarımı çatarak"çabuk buraya gel uzun yaşamak istiyorsan"dedim de yanına hızlıca geldi "gir bakalım koluna ha şöyle,revire"dedim...

BÖLÜM SONUUUUUUUU

Selammm ilk bölümü nasıl buldunuz?

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere kendinize iyi bakın oy verip yorum atınız efendim en çok yorumu atan diğer bölümde ismini

yazacağım hoşçakalınnnnnn>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.