İçeriğe geç

Kalp Uğraşı

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Kalp Uğraşı

Bölüm 2

Kalp Uğraşı–2

Ankara ayazıyla birlikte otobüsümün gelmesini bekliyordum. Okula gidince ilk işimde kaloriferin dibinde olan sıramı daha çok kalorifere yapıştırmak olacaktı.

Lise sınavına girdiğim sene, aynı zamanda babamdan kaynaklı sıkıntılar yüzünden Ankara'ya taşınacaktık. Sayısal bir zekâ olmadığım için düz anadolu lisesine gideceğim kesindi. Yüzdeliğim'de fena değildi ve sonuç olarak şuanki lisem çıkmıştı tercih sıralamamdan.

Lisemi seviyordum. Belli öğretmenler dışında harika öğretmenlerim olmuştu ve hepsi birbirinden değerliydi. Hazırlıkla birlikte 5 yıl okumuştum. Gireceğimiz yılın Şubat'ın 14'nde 19 yaşıma girecektim.

Aslında doğduğum gün beni güldürüyordu. Daha çok şansıma güldürüyordu.

Eğer mutlu bir çiftin çocuğu olsaydım beni aşklarının bir simgesi olarak görürlerdi.

Ama hayır, ben hiçbir zaman mutlu bir çiftin çocuğu olamamıştım. Bende, kardeşlerimde. Bizim kaderimizde mutlu hissetmek haramdı.

Mutlu görünebilirdiniz, bu zaten normaliniz olmalıydı ama asla mutlu hissedemezdiniz. Yoksa sizi delirmiş olarak görürlerdi. Bunlar annem ve babamın normalleriydi.

Mutluğu sadece kendilerine değil çocuklarına da haram kılmışlardı. Ne birlikte yaşamayı, ne de ayrılmayı becerebilmişlerdi. Olansa bize olmuştu.

Zaten çocukların kaderi buydu. Bir yerde en çok zararı onlar alırdı, suçları olsa da olmasa da. Her zaman ağır darbeler çocukları vururdu, bu dünyada.

Otobüsüm durağa yaklaşırken elimi kaldırıp şoförün dikkatini bana vermesini sağladım. Böyle yapınca yakınımda durma olasılığı artıyordu bazense önümde durduğuda olmuştu.

Ve otobüs yine bana yakın bir yerde durmuştu. İnsanların arasından sıyrıla sıyrıla otobüse bindim. Otobüste her zaman karşılıklı birbirimize yer verdiğimiz bir kız vardı. Ne o benim adımı ne de o benim adımı bilirdi ama ikimizde bunu pek umursamazdık.

O buradaki bir liseye gidiyordu. O inerken bana veriyordu. Dönüşte ise ben ona yerimi veriyordum. Bunu 11.sınıfın başlarından itibaren yapıyorduk. Ve rastgele âdet edindiğimiz bir şey olmuştu. İkimizde şikayetçi değildik bu durumdan.

O kız bu sefer otobüsün biraz daha arkalarına oturmuştu. Yanına gittiğimde kalkıp bana yerini verdi ve gülümsedi. Bende ona gülümsedim ve teşekkür ettim. Ben tam verdiği yere otururken'de otobüs bir sonraki durakta durdu ve o da indi.

Yolculuğum yarım saatten fazla süreceği için telefonumun internetini açmıştım. Tam o sırada da Tuğra'dan mesajlar bildirim paneline düşmüştü.

Yüzümdeki istemsizce oluşan gülümseyle beraber uygulamaya girmiştim.

tugra.mazhar

Eğer bana mesaj atmasaydın, şuan otobüsüme yetişemezdim ve okula geç kalırdım.

08.06

Daha ilk mesajlaşmamızdan bile sana borçlandım. Çok teşekkür ederim.

Ayrıca günaydın.

08.07

kalp.ugrasi

Bana borçlanmadın.

Zaten borçlansanda ödeyemezsin. Çünkü beni zaten bulamayacaksın.

İstersen bütün bulmacaları yalayıp yutmuş ol, kendisini bulmayan insanı başkası asla bulamaz.

08.13

tugra.mazhar

Bulmacalarda iyi olduğumu benden iyi sen biliyorsun. Ayrıca seni bulacağım buna emin olabilirsin.

Hem kendim hemde sen kendini bulacaksın. Ve seni bulduğum zaman karşına geçip bütün bu iddialı laflarını birde yüzüme söylemeni isteyeceğim.

Bakalım o zamanda bu mesajlardaki gibi iddialı ve rahat olabilecek misin?

08.15

kalp.ugrasi

Eğer bunun cevabını merak ediyorsan şuan söyleyeyim.

Hayır.

Eğer dediğini yapıp beni bulabilirsen ve karşına alıp aynı şeyleri konuşturmaya çalışırsan yüksek ihtimalle konuşmam ve olduğum yerde put gibi dikilirim.

08.16

tugra.mazhar

En azından dürüstsün. Ben bir an bana yükselirsin ve iddialı konuşursun diye beklemiştim ama çok şükür bugün beni yine şaşırtın.

Günlük şaşırma dozumu verdiğin için teşekkür ederim;)

kalp.ugrasi

Rica ederim beyefendi vazifemiz.

Şuan kafanda nasıl bir imajım var merak ediyorum.

tugra.mazhar

Tipin değil ama kişiliğin hakkındaki düşüncelerimi tek tek yıkıyorsun.

Ve dış görünüşünü de merak ediyorum.

Ucundan bana dış görünüşünle ilgili bilgi verir misin?

kalp.ugrasi

Oldu, Tuğra. Bir akıllı sen varsın zaten memlekete.

Kimi kandırmaya çalışıyorsun acaba?

Ben sana bugünlük bilgileri verdim.

Daha fazlasını da isteyemezsin.

tugra.mazhar

Şansımı denemek istedim. Belki boşluğuna denk gelirde verirsin diye.

kalp.ugrasi

Sen yürürken ben koşarak geri dönüyordum beyefendi. Benim aklımı karıştırman için karşımda olman yeterli.

Ama buradan sanalda aklımı karıştıramazsın. Bu konuda pekte şansın yok.

tugra.mazhar

Pekâlâ, bir dahakine o zaman.

Sen benim karşıma ne zaman çıkmayı planlıyorsun.

kalp.ugrasi

Başarabilirsem hiç bir zaman, karşına çıkmayacağım.

Bulabilirsen sen bul.

tugra.mazhar

Bulduğumda bu lafların hepsini sana yedireceğim. Ve bir dahada böyle iddialı konuşmayacaksın.

Neden benden kaçıyorsun mesela?

Ne yaptım ki sana?

kalp.ugrasi

Tuğra senden özellikle kaçmıyorum. Bütün erkeklerden kaçtım bir şekilde ama senden hiç bir şekilde kaçmadım.

Sen beni göremedin sadece.

Belki onlarca kez bana bakmamışsınıdır ama beni bir kez bile olsa görememişsindir.

Neyse, ben okuluma geldim. İnternetimi kapatıyorum. Sana tekrar iyi dersler dilerim.

kalp.ugrasi çevrim dışı

tugra.mazhar

Seni bu sefer göreceğim.

Ve seni gördüğüm zaman bir daha gözlerimden kaçmayacaksın.

Gittiğin her yerde de benim gözlerimi göreceksin.

tuğra.mazhar çevrim dışı

Son gelen mesajları üsten okuduktan sonra otobüsten indim. Benim otobüsümün gittiği sıra Tuğra'da kendi otobüsünden inmişti.

Yanlışlıkla göz göze gelmiştik. Bakışları normal tutmuştum. Bakışlarını benden kaçırıp yanımdan yürüyüp gitmişti, kendi lisesine.

Bugünde beni görmemişti ama sorun değildi. Ona görünmek istemediğimi zaten ben söylemiştim.

Vücudumu okuluma doğru çevirdim. Polat bana karşı taraftan el sallıyordu. Gülümsed ona. Kafamı Safa sola çevirdim ve hızlı adımlarla karşıya atladım.

"Hoşgeldin." dedi sevecen bir sesle. Soğuk havalarda daha sıcak kanlı olurdu. Sıcak havalarda ise daha soğuktu.

Sarı saçlarının üzerinde gri beresi vardı. Geçtiğimiz günlere göre daha canlı bakıyordu.

"Hoşbuldum. Gülçin nerede?" dedim. Eksikliği belli oluyordu. Şimdi burada olsaydı, Tuğra'yla olan bakışmamı abarta abarta bana tekrar tekrar anlatırdı.

Polat bilmiş bir ifadeye büründü. "Sence nerede olabilir? Tâbiki de çok sevgili sevgilisi Sarp'la." Sarp'ın adını andığı an yüzünü buruşturmuştu. "Sanki iki yıl boyunca aşık olan kendisiymiş gibi kızın iki dakika yanından ayrılmıyor. Yalaka."

"Kaybettikleri zamanı telafi etmeye çalışıyordur belki, hem sende onu artık kabul etsen. Hazirandan itibaren çıkıyorlar ama sen hâlâ onu yanımızda istemiyorsun. Çocuğun sana herhangi bir zararı olmadı ki,"

Polat sıkıntılı bir nefes aldı. "Bana değil belki ama Gülçin'e oldu." dedi. "Siz kardeşim olarak görüyorum. Kardeşlerimin canının yanması ise benim canımı sıkıyor özellikle ikinizinde erkek için üzülmesi bana çok koyuyor."

"Polat sende erkeksin." dediğimde, 'öyle mi' der gibi baktı. Kafasını aşağı yukarı salladı, anladım der gibi, sonra birden bakışlarını bana dikti. "Atakan nasıl?" diye sordu.

Erkek kardeşimi kardeşi gibi görmesi ve ona abi olması hoşuma gidiyordu. "İyi," dedim gülümseyerek. Kaşlarını çattı anında. "Yalan söylemiyorsun değil mi?" dedi yoklar bir tonda. Kafamı hayır anlamında salladığımda sessiz kaldı.

Tam içeri gireceğimizde ise Gülçin ve Sarp el ele yanımıza gelmişti. Polat'ın yüzü ise Sarp'ı gördüğü gibi düşmüştü.

Sarp'ta farkındaydı, Polat'ın kendisini sevmediğini ama bunu umursamıyordu. Hatta Polat'ı daha çok sinir etmeye çalışıyordu.

"Beni görünce yüzün yine düştü kayınço." dedi aptal bir gülümsemeyle. Sinir etmek için yaptığı şeylerden biride buydu. Polat'a kayınça diyerek kendisine karşı dahada bilendiriyordu.

"Kayınço yumruğunu yediğinde göreceksin iyi miyim kötü müyüm, şerefsiz." diye mırıldandı kendi kendine Polat.

"Hadi içeri girelim, ben çok üşüdüm." dedi Gülçin etraftaki gerginliği dağıtmak için. Sarp bir anda onu alnından öpmüştü. "Girelim içeri bir tanem."

"Bizi ekip bahçeyi turlarken üşümüyordunuz ama Gülçin hanım." diyerek lafını sokmuştu yine Polat.

Onlar yavaş yavaş içeri doğru adımlarken, son kez karşımızdaki fen lisesine bakmak istedim. Kafamı çevirdiğimde, tenhalaşmış durağın orada duran ve bizim okula doğru bakan Tuğra'yı gördüm.

Bana mı bakıyordu, yoksa bir başkasına mı bilmiyordum ama bakışlarımı hemen ondan çekmiştim. Ve benden bir kaç adım önde olan grubumuzun peşine takılmıştım.

Elimi kalbime götürmek istedim ama Tuğra görür diye vazgeçtim.

Zaten deli gibi atan kalbime dokunmak şuan için iyi bir fikir değildi.

Kalbim... Yine yüreğimi parçalamaya çalışıyor gibiydi.

🪷🪷🪷

tugra.mazhar

Nasılsın? Evde misin?

14.09

kalp.ugrasi

Dersteyim, bu saatte nasıl evde olabilirim.

14.12

tugra.mazhar

Evet bu bilgi güzel, aklımdaki kişi olmadığına göre içime bir rahatlama geldi.

Ve tahminlerime göre bizim liseden değilsin.

kalp.ugrasi

Nasıl bu kadar eminsin sizin lisede olmadığıma?

tugra.mazhar

Benimde kendimce kaynaklarım var. Sen orasını boşverde, bana başka bilgi vermeyecek misin?

Bilgi vermezsen seni bulamam.

kalp.ugrasi

Madem bu kadar ısrar ettin, sana kendimle ilgili bir kaç bilgi daha vereceğim.

tugra.mazhar

Bekliyorum.

kalp.ugrasi

Hande Yener ve Taylor Swift dinlemeye bayılırım.

Poğaçadan çok simit severim ve kayısı suyundan nefret ederim.

Bence harika bilgiler iyi kullan.

tugra.mazhar

Bende ciddi ciddi bana işe yarar bilgi verirsin sanmıştım.

kalp.ugrasi

Bilgiyi aldın birde beğenmiyor musun?

Bilginin iyisi kötüsü olmaz. Bilgi bilgidir.

Ve şey... Tuğra ben ders çalışacağım da o yüzden uygulamadan çıkacağım.

tugra.mazhar

Derslerine önem vermen iyi bir şey.

Kafanda herhangi bir meslek var mı?

Ayrıca şuanda derste değil misiniz?

kalp.ugrasi

Bugün yeterince bilgi aldım Tuğra. Daha fazlasını alamayacaksın. Ayrıca evet dersteyiz ama hocamız serbest bıraktı. Bende boş zamanımda test çözmek istiyorum.

tugra.mazhar

O zaman sana iyi çalışmalar, Kalp Uğraşı.

kalp.ugrasi

İyi dersler Tuğra.

🪷🪷🪷

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.