9. Bölüm
* Güzel sevenlere ithafen*
" Eğer bir saat olsaydım aklım hep sende dururdu."
***
Bazı anılara daha doğrusu bazı aşklara unuttum diyorsun fakat sadece dudakların kıpırdıyor , her gece anılara ağladığını yüreğin saklıyor .
Aşk elbisesini kendine çok yakıştırıyorsun fakat terzin sevdiğin insan oldukça...
Kendini aşka yakıştırıyorsun , güzel seviyorsun bir annenin evladını sevdiği gibi seviyorsun...
Hasta oluyor doktor olmak istiyorsun , derdi oluyor psikolog , üşüyor ateş , yanıyor rüzgar ve gülüyor... Bir insan hiç tebessüm olmak ister mi? istiyor işte tebessüm olsam da ona yakışsam diyor insan .
Ama gel gör ki güzel sevenlerin gözlerinde hep bir nem vardır?
***
Gözlerimi odamın penceresine vurulan top sesiyle açmıştım , yine mahalle çocuklarının futbol aşklarının işkencesini ben çekiyordum.
Baş ucumda duran telefonumu alıp saate bakınmıştım , öğlen olmuştu . Üzerimdeki yorganı kenara atıp elimi yüzümü yıkamaya gitmiştim .
Aynada birini görüyordum , bana benziyordu ama bu ben olamazdım çünkü aynadaki kızın gözlerinde yaşama dair bir parıltı yok benim vardı yani öyle söylerlerdi. Gülümsemeyen dudaklarım , parıltılarını kaybetmiş gözlerim " bu ben olamam " dedirtiyordu bana .
Aslında yıllardır dinlediğim taladronun şarkısını şuan anlıyordum " ben bile beni unuttum bu başka biri "
kapımın çalmasıyla düşüncelerim dağılmıştı , şaşırmıştım normalde kapım çalmazdı "kim o?" dedim kapıyı açmadan önce "benim." bu ses...
kapıyı hızlıca açmıştım karşımda yıllardır haber alamadığımız abimi görmüş olmam gözlerimi şaşkınlıktan büyütmüştü "içeri davet etmeyecek misin? " diyordu , şaşkınlıktan kapıda kısa süreli bir duraksama yaşadığım için içeri davet etmeyi unutmuştum.
" A-Abi... " Gözlerimin dolmasını aldırışetmeden sarılmıştım ona " Şşş kızım sakin ol " diyordu ,
Gözyaşlarım birer birer akarken konuşmaya başlamıştım " Nasıl olur bu , öldü dediler , umudunuzu kesin dediler " sarılmayı bırakıp karşımdaki kişinin gerçekten abim olup olmadığını kontrol ediyordum.
" hemende umudunuzu kestiniz tabi . Ne çabuk unuttun beni Dora hanım " şuan yılların birikimine mi ağlıyordum yoksa mutluluktan mı anlayamıyordum
" saçmalama hiçbir gün unutmadım seni . Her sokakta seni sordum şehir , şehir gezip ilanlar verdim seni bulabilmek için " yutkundum...
" Ama bulamadım. Denizlerin altında bile arattırdım seni , ama sana dair birr ipuçu bile bulamadık "
" İyi araştırmadın demekki " diyip güldüğü ana şahit oluyordum " Lütfen artık gitme... bizi bir daha sensiz bırakma "
" Gitmicem , korkma." dedi
-
Gözlerimi günün parlak ışıgı yüzüme vurduğunda açmıştım , gördüğüm rüyanın etkisinde kalmış olmalıydım ki oturmuş boş duvarı izliyordum .
" Tam unuttum derken rüyama girmeyi nasıl başarıyorsun? " dememiş mi ROPE - mayıs 3 şarkısında .
Dizlerimi karnıma doğru çektim , yatağımın başlığına sırtımı yazlayıp kafamı gömdüm dizlerime , akan gözyaşlarımı kendim dahi görmek istemiyordum artık.
" ALLAHIM çok yoruldum " diyordum kalbimin sızısıyla .
Kalbimin sızısı gözlerimden akıyordu .
Akan gözyaşlarımı silmeyi bırakıp mutfağa doğru yol almıştım papatya çayı tüm siniri alır derlerdi bu yüzden her ağladığımda gider papatya çayı içerdim tıpkı şuanki gibi .
papatya çayını içerken bile ağlıyordum .
" Ben... ben çok yoruldum." diye söyleniyordum " nefes alamıyorum artık." diyordum söylediğim her kelime bir önceki ses tonumdan daha sesli çıkıyordu dudaklarımdan.
" Boğuluyorum " diyerek elimdeki bardağı duvara fırlatmıştım ,
İçimden her yeri yıkıp dağıtmak geliyordu öylede yapıyordum dolaptaki bardakları tek solukta duvarlara fırlatıyordum " Allah kahretsin..." diyordum sadece.
- Bora -
Yerleri yeni dikişli olan bileklerimle süpürmem nedeniyle ağrıdan kıvranıyordum . Cam kırıkları olan çöp kovasını ayağımla süründürerek dışarıya çıkartmaya çalışıyordum .
Kapıyı açtığmda gürültülü sesler gelmeye başlamıştı kulağıma , alt ve üst komşuların oturduğum kata birikip "ne oluyor ya? bu ses yazar kızın evinden mi geliyor? " diye kendi aralarında konuşurken büyük gürültüde "Allah kahretsin." Diye sesler geliyordu içeriden .
Kırık dökük seslerin daha fazla çoğaldığına şahit olurken kapsına doğru tek solukta koştum zile devalarca basmış olmam kapının açılmasını sağlamamıştı , gürültüler aynı hızda devam ediyordu .
Komşuların boş suratlarla olayı oturduğu yerden izlemiş olmaları sinirimi bozmuş olmalıydı ki "izlemeyi kesinde kapıyı kırmama yardım edin bu ellerle tek başıma yapamıyorum " diye bağırmıştım.
İki kişinin yardım etmesi sonucu nihayet kapıyı kırmıştık fakat kapıyı kırmaya çalışırken gürültü dinmişti .
Evin içine girmiş olmamla koridorun başındaki mutfaktan gelen cam kırıkları kapının önüne kadar gelmişti . Tek solukta mutfağa doğru koştum , yerlerde dağılan cam kırıklarının kenarında oturmuş sırtını buz dolabına yaslamış, ayaklarını karnına doğru çekmiş , kafasını da dizlerine gömmüştü .
Yanına doğru gidip karşısında dizlerimin üstüne çömelmiştim , kafasını hafiften kaldırıp gözlerimin içine bakıyordu yorulmuş bakışlarla.
konuşmasına gerek yoktu gözlerime bakıp attığı o yorgun bakış herşeyi anlatıyordu.
Bileklerimin ağrısını hiçe sayıp onu bel ve baçaklarından kavrayarak kucaklamıştım , onu bu ortamdan uzaklaştırmam lazımdı.
Parmaklarıyla yakamı sıkı tutmuştu , insanların şuanki durumdaki bakışlarını aldırış etmeden çıkarmıştım onu evden , kendi evime doğru ilerlerken "bu neydi şimdi?" diye söyleniyordular
vücudumu onlara doğru hafiften çevirip " eğlenceniz bitti . Dağılın " diyip evime girmiştim .
Salonumdaki koltuğun üstüne yatıırmıştım onu üstünü carşafla örtmüştüm . Tansiyonunu ölçtüğümde düşük olması iki dakikada bir su getirip içirmeme neden olmuştu.
★★