⸻ UKALA Yağmurun ve rüzgarın eksik olduğu sıradan, sıcak bir günde, içimde tarif edemeyeceğim bir heyecanla okulun yolunu tutmuştum. Yolda, sıcaktan bunalmış, bayılacak gibi görünen bembeyaz bir kedi gördüm. Hemen aklıma vefat eden kedim Kartopu geldi. Çantamda her zaman olduğu gibi bir kap, mama ve su vardı. Hemen çıkardım, beyaz güzelliğe verdim. Kediyi sevdikten sonra okul yoluna devam ettim. Okula ulaştığımda en yakın arkadaşım Ceyda’yı gördüm. Hemen yanına koştum. Beş yıllık arkadaşım, ama ilişkimizin başları o kadar da parlak değildi. Tanıştığımızda birbirimizden pek hoşlanmazdık, ama sonra kardeş gibi olduk. “Duru, kızım, nerde kaldın ya? Okula yeni bir çocuk gelmiş, görmen lazım, taş gibi!” “Yolda Kartopu’na benzeyen bir kedi gördüm. Mama ve su verdim, oyalandım biraz,” dedim. Gözlerim dolmuştu. Ceyda bunu fark edip elini omzuma koydu. “Üzülme aşkım, Kartopu seni cennetten izliyor. O şimdi çok mutlu.” Gülümsedim, birlikte sıraya doğru yürümeye başladık. Tam sınıfa geçecekken bir kargaşa fark ettik. Gürültü, kavga gibiydi. Ceyda’yla birlikte seslerin olduğu yöne yöneldik. Kalabalığın ortasında yeni gelen Serkan Koçak’ı gördüm — Erdem Hoca’nın oğluymuş. Boyu neredeyse 1.97, kaslı, ela gözlü, kumral ve hafif sakallıydı. Gerçekten dikkat çekiciydi. Kavga edenleri ayırmaya çalışıyordu. Ceyda’nın ağzı açık kalmıştı. “Kanka! İşte o! Serkan Koçak bu!” “Evet, yakışıklıymış ama beni ilgilendirmez. Bu sene sınav senemiz. Aşk falan yok, boşuna hayallere kapılma,” deyip önümdeki yola döndüm. Tam o sırada biri hızla arkamdan çarpınca dengem kayboldu. Gözlerimi açtığımda kendimi birinin kucağında buldum. Serkan’dı. “Dikkat et, yavru güzellik. Başka zaman ben olmam,” dedi. Ne yani? Bu ne ukalalık! Sakinliğimi korumaya çalıştım ama gerçekten sinirlenmiştim. Omzum acıyordu. “İyi misin güzellik? Hastaneye götüreyim mi?” Bir de göz kırptı. Hemen doğruldum, eteğimi düzelttim. Ceyda’ya döndüğümde göz devirmesi neredeyse gözümün içine girdi. Umursamadan Serkan’a döndüm: “Hayır, istemem. Sen kim oluyorsun ki beni motora bindirip hastaneye götürüyorsun? Burası dizilerdeki liselere benzemez, haberin olsun.” Serkan sadece sırıttı. “Sakin ol güzellik. Sadece dikkatli olmanı söyledim.” Sinirden patlamak üzereydim. Ceyda’ya döndüm: “Bu bahsettiğin çocuk gerçekten bu ukala mıydı?” “Kızım, senin yerinde olmak isteyen kaç kişi var, haberin yok. Abartma artık.” “Saçmalama! Sınav senemiz. İkimiz de bursluyuz, bunu unutma. Hem Emir’den yeni ayrıldın.” “Emir mi kaldı Allah aşkına? Ne Emirler var burada! Dön de etrafa bir bak. Hem… senin gibi güzel bir okul tutturabileceğini mi sanıyorsun yavru güzellik?” dedi ve ağzını burdu. Ceyda’dan bu sözleri duymak beni derinden yaraladı. “Ben sınıfa gidiyorum. Aklını başına topla, sonra yanıma gel.” Sınıfımı ararken hâlâ Serkan’ın ukalalığı kulaklarımdaydı. Tam sınıfa girecekken tanıdık bir koku geldi burnuma. Kapıyı açtım ve… Serkan! Aynı sınıftaydık. “Vay vay, yavru güzellik… Bu sene çok eğlenceli geçecek,” dedi. Sınıfta sadece ikimizdik. Herkes aşağıda kıyafet kontrolündeydi. Sinirle ona döndüm: “Sus artık, gerizekalı!” diye bağırıp yürüdüm. Yerime geçecekken belimde bir el hissettim. Serkan beni kendine çekti. Dudakları dudaklarıma çok yakındı. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. “Kalbinin atışını hissediyorum güzelim, sakin ol.” Kurtulmaya çalışırken kapı aniden açıldı. İçeri giren kişi… Erdem Hoca’ydı. Serkan’ın babası. Donup kaldım. Bu nasıl bir rezillikti? Erdem Hoca konuşacaktı ki Serkan söze girdi: “Namıdeğer babacığım gelmiş, hoş gelmiş… Ama tam ortasında bastı. Sen ne yaptığını sanıyorsun ya?!” Dayanamadım. Karıncayı incitemeyen ben, Serkan’a tokat attım. “Sen bunu hak ettin! Bir daha bana yaklaşma. Ben senin geçici ilişkilerine benzemem, ahlaksız!” Arkamı döndüm ama utanıyordum. “Hocam, yemin ederim hiçbir şey yapmadım. Bu iğrenç oğlunuz…” Erdem Hoca elini kaldırarak sözümü kesti: “Tamam kızım, masum olduğunu biliyorum. Bu hayırsızın yaptığına şaşırmadım. Kaçıncı okul bu Serkan! Yeter artık. Kızım, senin adına özür dilerim.” Rahatlamıştım. “Teşekkür ederim hocam. Çıkabilir miyim?” “Tabii, çıkabilirsin. Ben gereğini yapacağım.” Tam çıkacakken Ceyda sınıfa girdi. “Kankaaa, neler oluyor? Merhaba hocam. Serkancığım, merhaba…” Serkan hemen atladı: “Bak yavru, anlatayım. Bu mükemmel kızla öpüşecekken babam bastı. Olay bu.” Duymamış gibi yaptım. Ama Ceyda’nın yüz ifadesini görünce midem bulandı. Kıskanıyordu. “Gerçekten mi? Sınav senesindeki kızımıza bak sen, yukarı çıkıp işi pişiriyor.” Bu sözler tokat gibi çarptı. “Ceyda, saçmalama! Bu salağa mı inanıyorsun?” Erdem Hoca araya girdi: “Serkan, Ceyda, on dakikaya odamda olun.” “Hocam, daha fazla dayanamayacağım. İlk gün ama… izninizle çıkabilir miyim?” “Tabii kızım, kendini toparla. Senin gibi öğrencilere ihtiyacımız var.” Okuldan çıkarken duvarlar üstüme geliyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Ceyda’nın sözleri kulaklarımda çınlıyordu. Beni hiç tanımamış gibi davranmıştı. Tam okuldan çıkarken Emir’i gördüm. Ceyda’nın eski sevgilisi. Onları ben tanıştırmıştım. “Selam Duru, nasılsın?” “İyi gibiyim desem yalan olur. Eve gidiyorum.” “Ceyda’yla mı tartıştınız?” “Evet, anlatırım bir ara.” “Sen ne yapıyorsun burada?” “Geçiyordum… Tesadüf oldu.” “Yeme beni Emir. Ceyda için geldin, değil mi?” “Çok mu belli?” “Biraz… Neyse, hadi görüşürüz.” Yoluma devam ettim. Kulaklığımı bulup müzik açmak istedim ama sinirle çantaya geri attım. Eve vardığımda kimse yoktu. Güzel bir duş aldım, yaklaşık 45 dakika suyun altında kaldım. Rahatlamıştım. Telefonumu ilk kez elime aldım. Gelen mesaj beni şok etti: 0539******** “Nasılsın güzellik? Numaranı bulmam zor olmadı. Seninle çok iyi anlaşacağımızı umuyorum. Kaydeder misin? Ukala Serkan.” Bu neydi şimdi? Kim vermişti bu numarayı ona? Bu çocuk beni ya deli edecek… ya da ben bu okulu ondan temiz bir şekilde bitireceğim.
Bölüm 1
1.Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.