Bir toplumun nasıl yükseleceğini, yükselmesindeki temel hatların neler olduğunu azda olsa ele aldık. Şimdi ise toplumun büyük bir sorunu olan tarımı ele alalım.
Tarımı elinde tutan insan, dünyayı elinde tutar. Tarım alanında yükseliş nasıl yapılır ? Toplumun bundaki rolü ne olur ? Bireysel Tarım mı yoksa toplumsal Tarım mı ?
Tarım 2 ayrılır . Toplumsal Tarım ve bireysel Tarım. Bireysel Tarım kişinin sadece ihtiyacı veyahut istediği kadar, kendi mülkünde ekip biçmesidir. Toplumsal Tarım ise birlik ve beraberlikle yapılan, asıl amacın ülkenin Tarım alanında yükseliş sağlaması ve ülkedeki açlığın bitirilmesi üzerinedir. Peki bu nasıl gerçekleştirilir? İlk olarak dağınık olan köy halkını toprağın verimli olduğu bir bölgede bir araya getirmek gerekir. Bir şehirde 20 köy varsa bu 20 köyü 5 bölgede bir araya getirip yeni bir düzen kurulmalı . Bu hem nüfuzun daha kalabalık olmasında, hem insanların iletişiminde, hemde ticaretlerinde çok büyük etki yaratacaktır. Böylelikle tarım alanındaki çalışmalar dahada hızlanacak ve daha az bir vakitte daha çok verim elde edilecektir. Burdaki asıl amaç düzen ve kordinasyon. Domates için bir grup, salata için bir grup , patlıcan ekimi ve bakımı için bir grup tahsis edilecek. Ve her grubun başında ayrı bir yönetici olucak. Her 10 dönüm için ayrı ayrı şeyler ekildiğini düşünsek ve her 10 dönüm için belirli bir grup olduğunu ele alsak, ve elde edilen ürünün hesabını tutan muhasebecilerin olduğunu Ve tüm bu kordinasyonu sağlayan bölgenin Tarımdan sorumlu bir vali olduğunuda ele alınca ortaya muthiş bir kordinasyon ve çalışma çıkıyor. Elde edilen ürün miktarı aydan aya veya yıldan yıla azalıyorsa. Bu muhasebeciler tarafından tesbit edilip valiye bildirilecek. Valide azalmanın olduğu o grubun yönetimini yöneticiden alıp başka birine devredecek. Böylelikle ortadaki eksiklikler ve zayıflıklar tespit edilip derhal çözüme kavuşacaktır.
Elde edilen üründen, çalışanlar ihtiyacını kadar alabilecek. Bu alımında ihtiyacına göre olup olmadığı muhasebeciler tarafından kontrol edilecek. Eğer fazladan alım olursa ve bunun için gerekli bir sebep yoksa, alım onaylanmiyacaktır.
Peki burda çifcinin kârı ne olacak. Var sayalımki elde edilen ürünün %3 çifciye, geri kalanı ise devletin deposuna götürüldü. Devlet var olan ürünü önce ülkesindeki insanlara ucuz bir şekilde pazarliyacak. Kâr güdmicek. Böylelikle ülke ekonomi sıkıntısı ve açlık ortadan kalkıcak. Herkes istediği kadar meyve, sebze alabilecek. Fazla kalan ürünler ise dış ülkelere satılıp kâr elde edilecek. Devletin kasasına gelen bu para toplumun çocukları için harcanacak. Eğitim alanında ful destek verilecek. Gerekilirse devlet tarafından özel eğitim günleri tasarlanacak. Her genç istediği şehirde, istediği okulun istediği alanında okuyabilecek. Tabiki bu kısmda öğrencilerin hakim olduğu alanları belirleyip ona göre yönlendirme yapacak öğretmenler ve devlet adamları olucak. Senede en az 3 defa okul turları ve 2 defada gençlere tatil hakkı tanınacak . Böylelikle başka toplumların kültürlerini görüp öğrenme fırsatı yakalayabilecekler. Baba ve anneler çocuklarının eğitimi için tek bir kuruş dahi harcamıyacaklar. Devlet tarafından özel olarak yetiştirilecekler.
