İçeriğe geç

Kalbini Denize Bırakanlar

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kalbini Denize Bırakanlar

Bölüm 1

GİRİŞ

Deniz…

Bazen bir sır, bazen bir şarkı. Kimi zaman dalgaların kucağında huzur, kimi zaman fırtınaların ortasında bir savaş. Ama her daim kalpleri birbirine çağıran görünmez bir bağ.

Yunanistan’ın kadim bir adasında yaşıyordu Nerida. Efsanelerle yoğrulmuş kayaların, ay ışığında parlayan tuzlu suların kızıydı. Denizi dinler, dalgaların fısıldadığı sırları kalbine mühürlerdi. Denizin o sakin görüntüsü, içindeki fırtınayı alır götürür ona bir dost olurdu.

Yakınında sadece birkaç dostu vardı; onlardan biri de dinginliğiyle bilinen Işıl. Işıl’ın sözleri rüzgârın uğultusuna karışır, Nerida’nın kalbine işlenirdi.

“Deniz hiçbir şeyi saklamaz, Nerida… Ne kadar derine inersen, kendini o kadar çıplak görürsün. Belki de senin savaşın, dalgalarla değil kendi derinliklerinde.” Nerida bu sözlere cevap vermezdi. Çünkü kalbinde ismini bile koyamadığı bir boşluk vardı. Nerida kız kardeşini Elena’yı fırtınanın ortasında, dalgaların kucağında kaybetmişti. O günden beri denizle hem barışık hem de hesaplaşır gibi yaşardı.

Bir de Bora var, çocukluğundan beri Nerida’nın yanındaydı. Birlikte dalgalara karşı yüzmeyi denemiş, rüzgarla yarışmış, hikayeler paylaşmışlardı. Nerida’nın kahkahası adanın kıyılarında yankılandığında, onu hep yanında bulan oydu. Yıllar geçtikçe Bora’nın kalbinde dostluk başka bir şeye dönüşmüştü. Bora onun gözlerinde boğuluyor aynı zamanda da nefes alıyordu. Bunu söylemeye cesaret edemiyordu; çünkü Nerida için o hâlâ dostuydu. Bazen Nerida gülümserken Bora’nın kalbi kıyıya çarpan dalgalar gibi sızlardı. Ama o susmayı seçti. Çünkü bazı aşklar söze dökülmezdi; dostluğun sessizliğiyle yaşar, kalbin derinliklerinde saklanırdı.

İtalya’nın taş sokaklarında ise Karya yaşıyordu. Gündüzleri kalabalıklar arasında kaybolur, geceleri deniz kıyısına inerdi. Ay ışığının sudaki yansımalarını izlerken, dalgaların ritmi ona unutulmuş bir şarkıyı hatırlatırdı, hani böyle melodisi kafanızda çalar ama bir türlü hangi şarkı hatırlayamazsın ve bir şey onu sana beklemediğin anda hatırlatır onun gibi işte. Sanki deniz, sadece ona konuşuyor, sadece onun yaralarını biliyordu. Karya’nın ruhu gökyüzüyle suyun arasında sıkışıp kalmıştı. Uçmak isterdi ama kanatları yoktu. Dalmak isterdi ama kökleri onu kıyıya zincirliyordu. Yine de her gece, ellerini suya uzatır, bir dilek bırakırdı:“ Beni anlayan bir ruh var mıdır bu dünyanın bir yerinde?” O dilek çoktan dalgaların kanatlarına binmiş, uzak bir adaya doğru yola çıkmıştı. Birbirlerinden habersiz, iki ayrı kıyıda, aynı denize bakıyorlardı aslında. Dalga nerede doğarsa doğsun, aynı okyanusun içinde yol bulur. Zamanı geldiğinde o dalga onları aynı kıyıya sürükleyecektir...

Bölüm sonu

3 yorum