"Aleda!"
"Aleda!"
"Aleda uyan! Bir rüya gördüm! Bu canavarı aramaya yanlış yerden başlamışız! Uyan!"
Saat gecenin dördüydü ve ben bu saatte bağıra çağıra Aleda'yı uyandırıyordum. Hemde bir rüya için! Bunun ne kadar doğru olduğunu sorguluyor olabilirsiniz 'sabah olunca söyleseydin' diyebilirsiniz ama rüya unutulan bir şey.
"Ya ne bu saatte,saat gecenin DÖRDÜ!"
"Bir rüya gördüm! Uzhas'ı aramaya önce kendimizden başlamamız gerekiyor!"
"Ya Umay saçmalama! Bir rüyaya inanıcaksak işimiz zor."
"Dur! Anlatıyorum. 'Ben bir mağraya düşmüştüm etrafım farklı kristallerle çevriliydi. İçeride hiç canlı belirtisi yoktu ta ki bir ses yankılanana kadar. Ses şöyle diyordu 'Umay ipin ucunu yanlış yerler de arıyorsınuz. Uzhas'ı aramaya başlamadan önce kendinizi bulmalısınız.' dedi gizemli ses. 'Kendinizi bulmalısınız derken neyi kast ettiniz?' diye sordum fakat hiçbir cevap gelmedi.' işte böyle biraz düşündükten sonra kast ettiği şeyin çevremizi tanımak olduğunu buldum."
"Yani diyorsun ki 'önce annemi bulalım."
"Kısmen evet!"
Aledanın yüzünden 'bu çok saçma' dediğin anlayabiliyordum ama sesimi çıkarmadım çünkü annemi hep merak etmiştim.
Masanın başına oturduk elimi bilgisayara atıp bilgisayarı açtım. Bu işe nasıl başlayacağınızı bilmediğim için Aleda'ya döndüm ama onunda suratında aynı ifade vardı. Elimizde hiç bir ipucu yoktu bu durumda bir tık çaresiz oluyoruz. Biraz boş boş birbirimize baktıktan sonra benim jeton düştü.
"DNA testi!"