İçeriğe geç

Kalbimin Unuttuğu İsim

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Kalbimin Unuttuğu İsim

Bölüm 4

Bölüm 4 – Sonuçlar

Hastanenin bahçesi sessizdi.

Yağmur yeniden başlamıştı.

İnce damlalar, bankın üzerindeki ahşaba yavaşça düşüyordu.

Ela ise yağmuru fark etmiyordu.

Elindeki tetkik kâğıtlarına boş gözlerle bakıyordu.

“MR…”

“Koroner BT…”

“Holter…”

Bu kadar çok test istenmesi normal miydi?

Leon’un muayene sırasında hiç telaşlanmaması onu rahatlatmıştı.

Ama ardından bütün tetkikleri aynı güne istemesi…

İçine açıklayamadığı bir korku düşürmüştü.

Telefonunu eline aldı.

Annesini aramayı düşündü.

Sonra vazgeçti.

Onu gereksiz yere endişelendirmek istemiyordu.

Tam ayağa kalkacakken göğsünün tam ortasında keskin bir ağrı hissetti.

Bir eliyle göğsünü tuttu.

Nefesi bir anlığına kesildi.

“Geçecek…”

Kendi kendine fısıldadı.

“Her zamanki gibi geçecek.”

Derin nefes almaya çalıştı.

Birkaç saniye sonra ağrı hafifledi.

Yavaşça doğruldu.

Kimseye belli etmeden yeniden hastanenin içine girdi.

Aynı dakikalarda…

Leon odasına dönmüştü.

Masasının üzerindeki dosya hâlâ açıktı.

ELA YILMAZ

İsmi siyah harflerle kapağın ortasında duruyordu.

Leon dosyayı yeniden açtı.

Tetkik sonuçlarını üçüncü kez okumaya başladı.

Her satırı…

Her değeri…

Tek tek kontrol etti.

Yanılmış olmayı istiyordu.

Ama rakamlar değişmiyordu.

Kapı çalındı.

“Gel.”

Asistanı içeri girdi.

“Hocam, görüntüleme bölümünden aradılar.”

“Sonuç?”

“MR için yarın sabah saat sekize randevu verdiler.”

Leon başını salladı.

“İyi.”

Asistan birkaç saniye sessiz kaldı.

“Hocam…”

“Evet?”

“Bu hastayla neden bu kadar yakından ilgileniyorsunuz?”

Leon bakışlarını dosyadan kaldırdı.

“Çünkü belirtileri yaşına göre normal değil.”

“Başka bir sebebi yok mu?”

Leon’un mavi gözleri sertleşti.

“Hastalarımla ilgili açıklama yapmak zorunda değilim.”

Asistan hemen sustu.

“Özür dilerim hocam.”

Kapı kapandı.

Leon koltuğuna yaslandı.

Gerçekten tek sebep bu muydu?

Kendi kendine bu soruyu sormaktan bile hoşlanmıyordu.

Ela, laboratuvar koridorunda sıra bekliyordu.

Numarası ekranda yanınca içeri girdi.

Kan örneği alındı.

EKG tekrarlandı.

Hemşire gülümseyerek konuştu.

“Profesör Bey sizi yakından takip ediyor.”

Ela şaşırdı.

“Bunu nereden biliyorsunuz?”

“Normalde bu kadar kısa sürede bu kadar çok tetkik istemez.”

Ela sessiz kaldı.

Hemşire devam etti.

“Şanslısınız.”

Şanslı…

Bu kelime kulağına tuhaf geldi.

Sekiz yıl boyunca unutamadığı adam…

Şimdi doktoruydu.

Buna gerçekten şans denebilir miydi?

Akşam olmuştu.

Leon odasındaki lambayı bile açmadan pencerenin önünde durmuştu.

Şehir ışıkları yağmur damlalarının arasından bulanık görünüyordu.

Masasının üzerindeki telefon çaldı.

Arayan…

Sofia.

Leon birkaç saniye ekrana baktı.

Sonunda telefonu açtı.

“Merhaba.”

“Merhaba Leon.”

Kadının sesi yıllar öncesi kadar sakindi.

“Rahatsız ediyor muyum?”

“Hayır.”

“Yarın Ankara’ya geliyorum.”

Leon cevap vermedi.

“Belki bir kahve içeriz diye düşündüm.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Programım yoğun.”

Sofia hafifçe güldü.

“Sen hiç değişmemişsin.”

“İyi akşamlar Sofia.”

Telefon kapandı.

Leon cihazı masaya bıraktı.

Eskiden olsa…

Bu telefon onu heyecanlandırırdı.

Şimdi ise hiçbir şey hissetmiyordu.

Gözleri istemsizce yeniden Ela’nın dosyasına kaydı.

Kendi kendine kızdı.

“İşine odaklan.”

Tam o sırada kapısı yeniden çalındı.

“Hocam?”

“Nedir?”

“Acil servisten haber geldi.”

Leon ciddileşti.

“Buyurun.”

“Ela Yılmaz tekrar hastaneye geldi.”

Leon’un kaşları çatıldı.

“Neden?”

“Göğüs ağrısı şiddetlenmiş.”

Leon düşünmeden beyaz önlüğünü aldı.

“Nerede?”

“Acil gözlem odasında.”

Koridorda hızlı adımlarla yürümeye başladı.

Doktorlar ve hemşireler onu görünce yol açıyordu.

Acil servisin kapısına ulaştığında içeriden monitör sesleri geliyordu.

Kapıyı açtı.

Ela sedyede oturuyordu.

Yüzü bembeyazdı.

Bir eli hâlâ göğsündeydi.

Onu görünce şaşkınlıkla doğrulmaya çalıştı.

“Leon…”

Leon sesini her zamanki gibi sakin tuttu.

“Yatma.”

Ela yeniden sedyeye yaslandı.

Leon dosyayı eline aldı.

“Ne zaman başladı?”

“Yarım saat önce.”

“Neden haber vermedin?”

“Geçer sandım.”

Leon ilk kez gözlerinin içine baktı.

Bu kez sesi öncekinden biraz daha sertti.

“Kalp ağrısının geçmesini beklemezsin.”

Ela sessizce başını eğdi.

Leon hemşireye döndü.

“Troponin tekrar alın.”

“Tamam hocam.”

“Yeni EKG çekin.”

“Emredersiniz.”

Leon tekrar Ela’ya baktı.

“Bu gece seni taburcu etmeyeceğim.”

Ela şaşkınlıkla başını kaldırdı.

“Ama…”

“İtiraz istemiyorum.”

Odadaki herkes sustu.

İlk kez Leon’un sesinde mesafenin yanında ince bir endişe de vardı.

Ve Ela…

Sekiz yıl sonra ilk kez…

Onun gerçekten kendisi için korktuğunu hissetmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.