Bir gün, Meni’ye önemli bir iş toplantısına katılması gerektiği haberi geldi. Büyük bir yayıneviyle iş birliği yapacaklardı ve bu, kariyeri için önemli bir fırsattı. Toplantının düzenleneceği restorana adım attığında, şık ve zarif bir şekilde giyinmişti.
Restoranda, toplantı masasının karşısında birini gördü. Yıllardır görmediği o yüz… Dian.
Dian, onun gelişini fark ettiğinde gözleri büyüdü. Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Meni’nin gözleriyle buluştuğu anda, aralarındaki dünya sanki durdu. O anda ne toplantı vardı, ne de diğer insanlar. Sadece ikisi.
Toplantı sırasında Dian, sakin görünmeye çalıştı ama gözlerini Meni’den alamıyordu. Meni ise her zamanki profesyonel duruşunu korudu. İçinde bir fırtına kopuyordu ama bunu kimse anlamamalıydı.
Toplantı bittiğinde, Dian cesaretini toplayarak Meni’nin yanına yaklaştı. "Merhaba, Meni," dedi yavaşça.
Meni, birkaç saniye duraksadı. "Merhaba, Dian," dedi. Sesindeki soğukkanlılık, yılların ona kattığı bir zırhtı.