Dian, Meni’nin yokluğunu hissetmeye başlamıştı. Seline ile olan ilişkisinin aslında bir boşluk doldurma çabası olduğunu fark ediyordu. Meni’nin sessiz ama derin varlığı, ona huzur vermişti. Seline ise onun hayatını karmaşıklaştırıyordu.
Bir gün, Lidya ile konuşmak için cesaretini topladı. "Meni nasıl?" diye sordu.
Lidya, ona öfkeyle baktı. "Onu sormaya cesaretin var mı? Kalbini paramparça ettin, Dian. Onunla konuşmayı bile hak etmiyorsun."
Dian, sessizce başını eğdi. "Ama onu hâlâ seviyorum," dedi alçak bir sesle.
Lidya, gülerek başını iki yana salladı. "Eğer sevseydin, onu böyle incitmezdin."
Bu sözler, Dian’ın beyninde yankılandı. O günden sonra Meni ile konuşmak için fırsat aramaya başladı. Ama Meni, onunla konuşmayı reddediyordu.