İçeriğe geç

Kalbimin Her Parçası

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Kalbimin Her Parçası

Bölüm 6

6. Bölüm

DENİZ"

Sonunda hazırlanmış ve kafeye varmıştık. Gökçe içeri girmeden biz içeri girip köşedeki bir masaya oturduk. Can partide bizi gördüğünden tanıyacağını biliyorduk. Etrafa bakıp gözlerimle Gülce'yi aradım. Ve gördüm Tam çapraz masamızdalardı. Ama Can bizi görmezdi çünkü arkası bize dönüktü. Biraz zaman geçince Gülce sonunda gülmeye başlamıştı,ciddi tavrı ortadan kalkmış gibiydi. Tuvalete gitmem gerekiyordu ve masadaki eşyaları Gökçe'ye bırakmıştım. Lavaboya giderken arkamdan "Lan" diye bir ses duydum. Bakmak için arkamı döndüğümde masada oturan Demir ve Aren'i gördüm.

"Kuzen sen napıyorsun ya burada?" Dedi demir.

Bunlar ne arıyordu burada? Napacaktım şimdi.Ee peki ne diyecektim. Can'ın bir sapık olma olasılığına karşın bizde Gülce'nin yanında geldik mi diyecektim?

"Eee şey ya aslında"

"Ee ney?" Dedi Demir.

"Öyle oturmaya gelmiştik ya kızlarla,denk geldik herhalde." Dedim.

"Hee aynen denk geldik. Kızım Can'a Gülce'ye yazması için biz yardım ettik sen ne diyosun?"

Ne? Onlar da bizim gibi miydi yani?

Arkadaşları Date'deyken kafede oturuyorlardı..

Bana tanıdık geldi. Biz.

"Ya off kızın asabını bozmuş Can ama?" Dedim.

Aren de gülerek,

"Ee sarma yazmış kız? Can ne yazsaydı?" Dedi.

Gerçekten bazen sabrımı zorluyordu bu çocuk.

Arkamı döndüm ve tuvalete doğru yürüdüm.

Gülce artık kalkıyordu ve bize de gelin işareti yapmıştı.

Gülce'nin arkasından biz de gittik.

Kapıdan çıkar çıkmaz sordum.

"Ee ne konuştunuzzz."

"Ya bi durun eve gidelim önce anlatacağım." Dedi Gülce. Ama çok mutlu görünüyordu. Kötü birşey olmamış gibiydi.

Nihayet eve varmıştık. Yolda Gökçe Gülce'ye soru sormaktan başka birşey yapmamıştı. İçeri girer girmez kendimizi salona attık.

"Eee hadi anlat artık." Dedim.

"Tamam anlatıyorum o zaman." Dedi Gülce.

Gökçe hemen

"Ee hadiiiii!" Dedi.

"Gerçekten normal konulardan konuşuyorduk aslında en başlarda biraz mal gibi gelmişti ama sonra toparladı,arkadaş olmak istediğini söyledi ben de tamam dedim yani." Dedi Gülce.

Huh. Güzel. Gayet iyi. Bu geçmiş olduğuna göre artık başka konulara geçebilirdik.

Biz sohbetimizi bir dizi ile devam ettirmiş ve bir saattir dizi izliyorduk. Aniden telefonum çaldı.

"Kim arıyor?" Dedi Gökçe.

"Ay bilmiyorum ki? Telefonumu bulamıyorum." Dedim

Koltukta telefona bakındık ve tabiki Gülce'nin altında çıktı. Nasıl oraya gidebilirdi ki bir telefon? Her neyse.

Gülce telefonu uzattı.

Arayana baktığımda gördüğüm isim Demir'di.

"Demir aramış." Dedim

"Ne olmuş? Geri dön istersen telefona önemli birşeydir belki." Dedi Gülce.

Allah Allah bu saatte ne vardı ki?

Demir'i tekrar aradım ama telefonu açmadı. Birkaç kez daha aradım ama telefonu kapalıydı.

"Ne oldu ya?" Dedim sessizce.

"Ne oldu açmıyor mu?" Dedi Gökçe

"Açmıyor." Dedim

Demir telefonu açmamazlık yapmazdı. Hele hele bir dakika önce beni aramışken şuan ne olmuş olabilirdi?

"Tamam biraz bekleyelim birazdan telefona döner şarjı bitmiştir başka ne olacak" Dedi Gökçe.

Aradan 3 dakika geçmişti. Ve telefonum yine çaldı.

"Aha aradı galiba." Dedi Gökçe.

Telefonun ekranına baktığımda arayan kişi 𝐴𝑟𝑒𝑛'𝑑𝑖

"Ee neden açmıyorsun?" Dedi Gülce.

"Demir aramıyor." Dedim. Muhtemelen Demir'in telefonu kapanmıştı ve yanında Aren olduğundan beni ondan arıyordu.

"Ee kim o zaman?" Dediler aynı anda.

"Aren arıyor,muhtemelen Demir onun telefonundan arıyordur." Dedim.

Telefonu açtım ve haporlöre aldım.

"Alo? Demir?"

"Adım Demir değil Aren ama neyse." Dedi Aren şaka yapar gibi.

Gülce ve Gökçe kaşlarını çatmış bana 'Neden aradı bu?' Der gibi bakıyorlardı.

"Eee Demir az önce beni aramıştı da şuan ulaşamadığım için senden aradı sandım."

"Demir seni yanlışlıkla aradı ama acelesi olduğundan dönemedi şuan evde değil."

Oh. En azından birşey yokmuş.

Kızlar da rahatlamış gözüküyorlardı.

"O zaman sen ne istiyorsun?" Dedim sert bir tavırla.

"Seni." Dedi. Gözlerim kocaman açıldı ve kızlarla bakıştık. Onlar da bana 'Ne diyor bu?' Dercesine bakıyorlardı. Ama ben de bilmiyiyordum. Ne dediğini anlamış olacak ki sertçe boğazını temizledi ve;

"Sana birşey söylemek istiyorum. Yarın kütüphanenin önündeki restorana gelebilir misin?"

Gülce ve Gökçe'nin duyduklarıyla gözleri açılmış sessiz şekilde 'oha,çüş,ne' filan diyorlardı. Ben ise susmaları için işaret yapıyordum. Tepkilerinde haklılardı çünkü Aren dediğim insanla doğru düzgün bir muhabbetim dahi olmamıştı.

"Ne konuşacağız ki?" Dedim.

"Saat 7'de gelirsen çok sevinirim." Dedi ve telefonu kapattı.

Ne oluyordu? Bu da neyin nesiydi?

Gülce telefon kapanır kapanmaz

"Bu kim be? Terbiyesiz yüzüne kapattı üstüne." Dedi

"Hiç beklemeyeceğiniz birisi." Dedim imalı şekilde.

"Tabiki Demir'in arkadaşı. Üçü beraber girdiklerinde Can'ın yanında olan." Dedim

"Şu partide öküz kadar pastayı ağzına sığdıran çocuk mu?" Diye sordu Gökçe.

"Ah, evet o. Ama konuşacak hiç bir şeyimiz yok. Onu tanınıyorum bile." Dedim

Bu malak ne istiyordu ya? Bide telefonu yüzüme kapattı meşe kütüğü. Odundan ötesi resmen. Dağ ayısı.

"Ee tanışırsınız o zamann." Dedi Gökçe yüzüyle garip garip imalı haraketler yaparak. Bu mimiklerini böyle yapmaya devam ederse öyle kalacaktı.

Sadece göz devirdim ve ters ters baktım.

"Varya geçen ne oldu biliyor musunuz? Bu gerizekalı kütüphaneye kardeşi ile gelmiş kardeşi kütüphaneyi birbirine kattı. Bu da peşinden koşarken telefonunu düşürmüş bende onu verdim. O zaman çok acelem vardı ve dediği hiçbir şeyi doğru anlayamamıştım. Bende aceleyle çocuğa numaramı verdim. Neden yaptım asla bilmiyorum ama sanırım çay ısmarlarsın artık filan demiştim. Numaram bu yüzden var." Dedim

Gökçe ve Gülce gülmeye başladı.

"Ne? Oğlum salak mısın durduk yere çocuğa numaranı verirsen o da arar mantıken?" Dedi ve gülmeye devam etti Gökçe.

"Ya gerçekten çok acelem vardı. Numan hocanın dersine geç kalmak kadar korktuğum birşey yok benim biliyorsunuz adam üniversitede olduğumuzu unutmuş gibi derse geç geleni almıyor. Sanki lisedeyiz." Dedim.

Gülce kafasıyla onayladı.

"Kendisi benim amcam olduğundan dediğini çok iyi anlıyorum. Adam iki yabancı dil biliyor diye bana Cuma mesajını rusça attı geçen hafta şakasız." Dedi Gülce

Gökçe gülmeye başladı ve gülerken koltuktan düşüp bacağını sehpaya vurdu.

"Lan! Gökçe iyi misin?" Dedim ve hemen kalktım.

Gökçe hala gülüyor ve bize bir şeyler demeye çalışıyordu.

"Ya, yok yok bişey." Dedi ve koltuğa oturdu.

"

Neyse o zaman. Yarın gidip ne konuşmak istediğini soracağım." dedim

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.