İçeriğe geç

Kalbime Kelepçeli

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Kalbime Kelepçeli

Bölüm 4

Tanıdık Ceset

Günümüz

İnsanların mimikleri insana ne kadar doğruyu söylese de o doğruyu öğrenmek her zaman can yakıcı oluyor. Ama ben alıştığım için kendimi hep kırılmamış hissederdim. Ama kırılırdım da, sadece kırıldığıma, yıkıldığıma inanmak istemezdim. Çünkü bir kere insanların karşısında yıkılırsam hep yıkık kalırım onlar için. Yeni bir dedikodu atarım ortaya. Ve o dedikodu biz ölünceye hatta biz öldükten sonra ile devam eder.

Benim bu kadar yıkılma sebebimi bende bilmiyorum aslında. Hani içinde bir his belirir ve hiç gitmez ve seni ağlamaya iter ya, o var bende. Nedeni bilmediğim bir sebepten ağlaya bilirim veya o kişiye soğuk davranıp aşağılaya bilirim ama bunları yapmak istemem. Sadece o hisse göre tepki veririm. Sonrasında sen yine kötü olursun. Aslında dışa vurduğun kişiliği sen değil insanlar yaratır. Onlara güçsüz durmamak için zorba bir kişilik yaratırsın.

Ne kadar Savcı olsam da kendine gösterdiğin kişilik Savcı değil, dünyanın en güçsüz yıkılmış insanı oluyor.

" Savcım gelebilir miyim?" Kapımın açılmasıyla kapıya döndüm.

" Buyurun Başsavcım." Gürhan Başsavcı içeri girerken ayağa kaltım.

" Rahatsız olma otur." Başımı salladım ve yerime oturdum.

" Başsavcım bir şey içer misiniz.?" Başsavcı düşünür gibi yaptı.

" Sade Türk kahvesi olabilir." Başımı salladım ve odaya koyulan telefona yöneldim.

" Bize iki Türk kahvesi sade." Telefonu kapattım ve Başsavcıya döndüm.

" Evet Başsavcım. Sanırım sorgu için geldiniz." Başsavcı başını salladı.

" Evet." Boğazımı temizledim ve konuşmaya başladım.

" Engin bey evinde otururken saat 13.00 da telefonuna bir mesaj geliyor." Başsavcıya telefona gelen mesaj fotokopisini Başsavcıya uzattım. Elimden alıp okumaya başladı.

" Senin fikrin nedir?" Tam konuşacakken kapı çaldı.

" Gel." Cansu elinde tepsiyle odaya girdi.

" Savcım kahvelerinizi getirmiştim." Başımı salladım.

" Gel Cansucum." Cansu Başsavcıya da selam verdi ve kahveleri bir bir önümüze koyup odadan çıktı.

" Evet Yaprak Savcım fikriniz yarım kaldı." Başımı salladım ve konuşmaya başladım.

" Başsavcım şimdi size de sorgu odasında söylediğim gibi doğru söylüyor. Mimikleri o olayı yaşadığını ve hala o olaydan çıkmadığını söylüyor." Başsavcı kahveden bir yudum alıp bana döndü.

" Peki bunu mimik okumayı nasıl öğrendin?" Alayla güldüm. Ama geçirdiğim çocukluğa.

" Ben küçükken yalandan başka konuşma yapmayan aileden geliyorum. Ve en yakın arkadaşımı tutuklatmış nir insan olarak bence gayet kolay." Başsavcı kaşlarını çattı.

" En yakın arkadaşımı tutuklattım derken?" Boğazımı temizledim ve konuşmaya başladım.

" İzmir de eski en yakın arkadaşım Engin Işık. Kendisi avukat. Bilerek genç bir kıza çarpma nedeniyle yirmi yıl hapis cezası aldı. Tabi on yaşından beride suçları var." Başını salladı.

" Peki o zaman sana güveniyorum. Bu şahsı ne zaman bırakalım?" Suyumdan bir yudum içtim.

" Suçluyu bulur bulmaz." Başsavcı başını salladı ve odadan çıktı. Ve odaya Cansu girdi.

" Savcım bir isteğiniz var mı?" Biraz düşündükten sonra.

" Cansu olay yerini fotokopisi ve konumu." Cansu başını sallayıp hemen dışarı çıktı.

Bende kahvemi alıp yine o harika manzaraya doğru ilerledim. Bu manzaraya bakınca sanki tüm dertlerimden kurtulmuş gibiyim.

" Savcım konumu telefonunuza gönderdim. Bu da MBS kayıtlarından göründüğü kadar." Başımı çevirdim ve masaya doğru ilerledim.

" Ekip hala olay yerinde mi?" Cansu başını salladı.

" Alana kimse girmemesi için bir ekip arada bekliyor." Başımı salladım. Çantamı alıp Cansuyla beraber odadan çıktım.

" Ben olay yerine gidiyorum." Cansu başını salladı. Yavşça yürüyerek abimin odasının önene geldim. Kapıyı tık tıklayıp içeri girdim.

" Abi müsait misin?" Abimin yanında bir avukat vardı.

" A pardon rahatsız ettim." Avukat Hanım hemen söze atıldı.

" Yok Savcım buyurun bende tam çıkıyordum. Hakim Bey tekrar teşekkür ederim." Avukat odadan çıkınca abime doğru dönndüm.

" Ne diyor?" Abim alayla güldü.

" Ne o kıskandın mı?" Yüzümü buruşturdum.

" Ne kıskancam be merak ettim." Abim güldü.

" Duruşma tarihini ileri aldırmaya geldi." Başımı salladım.

" İyi. Ben çıkıyorum." Abim kaşlarını çattı.

" Nereye?"

" Yasemin Olgunun olay yerine." Abim bana meraklı gözlerle baktı.

" Yasemin Olgunun fotoğrafına baktın mı?" Kaşlarımı çattım.

" Hayır." Abim başını salladı.

" Baksan iyi olur." Başımı salladım. Bakarım olay yerinde." Abim başını salladı ve odadan çıktım.

Abim neden böyle söylemişti ki. Yasemin Olgun hiç tanıdık gelmiyordu. Adliyeden çıkınca hemen arabama binip Cansu'nun attığı konumu açıp olay yerine doğru ilerledim. Olya yerine gelince iki polis arabay doğru ilerledi.

" Merhaba gençler kolay gelsin. Ben Savcı Yaprak Yazar. Bu dosyanın Savcısıyım." Polis Savcı olduğumu söyleyince hemen kendini topladı.

" Buyurun Savcım." Dedi ve bandajı kaldırdı. Hızlı adımlarla bandajdan geçtim etrafı incelemeye başladım.

" Savcım MBS kayıtları var ama hepsi net bir şekilde buraya görmüyor. Sadece bir kamera arabanın girişi, çıkışı ve şahsın giriş çıkışı var. Onun dışında hiç bir yerde parmak izi yok." Başımı salladım.

" Mahdudun fotoğrafı var mı?" Polis başını salladı ve beni bir arabaya doğru yönlendirdi. Arabadan bir fotoğraf aldı ve bana uzattı.

Fotoğraf da ki kişi. Abimin neden böyle dediğini şimdi anlamıştım. Yasemin Olgun benim ortaokul arkadaşımdı ama liselere ayrı yerlere yerleştiğimiz için görüşemiyorduk ve abisini tanıyordum.

" Hemen bir bilgisayar getir." Dedim aceleci bir sesle. Polis şaşırı ve bana öylece baktı.

" Hadi ne duruyorsun tanıyorum abisini hadi çabuk." Polis koşarak bir yerden bilgisayara aldı ve açtı.

" Deha Olgun araştır hemen." Polis hemen Yaseminin abisinin adını yazdı ve o kadar çok suç çıktı ki gözlerim şaşkınlıkla açıldı.

Deha ortaokulda beri bana aşıktı ve ondan kurtulmak için Yasemini araya katmıştım. Ama yine de peşimi bırakmamıştı. En sonunda lisede onlar farklı bir yere taşınmışlardı. Deha'nın psikolojik sorunlarıda vardı. Belki de bu yüzden öldürdü kardeşini.

" Konumu belli mi?" Polis hızlıca sayfayı aşağı doğru kaydırdı.

" Belli Savcım bir mezarlıkta gösteriyor." Başımı salladım.

" Hemen destek epik iste Deha Beyin konumu aktif kalsın takip edelim ben Başsavcıya haber veriyorum.

" Emir anlaşıldı Savcım." Polis elinde bilgisayarla telefondan destek ekip çağırdı bende başsavcıyı arıyordum.

" Alo Başsavcım ben Yaprak Savcı."

" Efendim Savcım."

" Başsavcım şahsı bulduk." Başsavcı hızla yerinden kalktı ve kapını kapanma sesi geldi.

" Nasıl bulduk."

" Kendisi şuan bir mezarlıkta destek epik istedik kaçmasını engellemek için şimdi yola çıkıyoruz. Siz gelince her şeyi anlatırım." Başsavcıyla konuşmamız biter bitmez polise döndüm.

" Savcım ekip hazır. Çıkabiliriz." Başımı salladım ve arabamı burada bırakıp polis arabasına bindim ve son gaz konuma ileredik.

Hayat gerçekten çok garipti. Yıllar önce tanıdığınız bir kişiyi şimdi tutuklamak için tekrar karşıma çıkartıyordu.

" Savcım geldik." Gözlerim polisi bulunca başımı salladım ve hızlıca arabadan indim. Emin adımlarla mezarlığa girdim arkamdan da nerdeyse on beşe yakı polis vardı. Elim de konum açık olduğu için hemen bulmuştuk.

Oradaydı kaşımda. Kardeşin mezarına oturmuş ağlıyordu.

" Deha Olgun Yasemin Olgunu öldürme şüphesiyle tutuklusunuz." Deha sıçrayarak ayağa kalktı. İki polis hemen Dehayı tuttu kaşla göz arasında kelepçeyi taktılar.

" Yaprak." Başımı salladım.

" Sayın Savcım Deha." Deha hala neyin içinde olduğunu anlamıyordu.

" Yaprak Savcı şahsı aldınız mı?" Arkamdan gelen sesle arkamı döndüm. Gürhan Başsavcı yanıma doğru geliyordu.

" Aldık Başsavcım." Deha korku dolu gözlerle Gürhan Başsavcıya baktı.

" Yaprak neler oluyor?" Gürhan Başsavcı kaşlarını çattı.

" O Yaprak geride kaldı Deha. Şimdi saygısızlık etme, zaten kardeş katili olmaktan ömür boyu yatacaksın. Savcıya saygısızlıktan daha fazla uzatırım cezanı." Deha sustu.

" Şahsı adliyeye alalım." Başsavcının sözü biter bitmez polisler hareketlendi. Bende polislerin arkasından ilerlerken bir ses geldi.

" Savcım siz benle gelin." Başımı sallayıp Gürhan Başsavcının arkasından ilerledim. Arabaya binince konuşmaya başladı.

" Evet Yaprak seni dinliyorum."

" Başsavcım." Gürhan Başsavcı sözümü kesti. Kaşları hala çatılı duruyordu.

" Şuan kimse yok ve resmiyeti bırak." Başımı salladım.

" Peki. Deha Olgun Yasemin Olgunun abisi. Biz Yaseminle ortaokuldan arkadaştık ama lise için onlar ailecek başka yere gitmişlerdi. Deha da bana Yaseminle tanıştığımızdan beri aşıktı." Gürhan abi bir anda hızlandı sonra yavaşladı. "Ama ben ona yüz vermeyince tehdit etmeye başladı. Zaten kendisinin psikolojik sorunları var."

" Peki dosyayı ilk alınca Yaseminin arkadaşın olduğunu anlamadın mı?" Başımı hayır anlamında salladım.

Hayat yine beni yanıltmamıştı. Yine bir arkadaşımın abisi olan kişiyi sorgu almak için emniyete götürüyordum. Hayta ne kadar garip değil mi? Aklımıza gelmeyen kişileri suçlu olarak önümüze çıkartıyor.

Ve nedense hep kötüler hayatta kalıyor. Oysaki ölmeyi hak edenler onlar...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.