Karanlık bir odadayım. Odada hiçbir şey yok. Işıkta almıyor. Çaresizim, korkuyorum. Abimi özlüyorum. Ama yanımda yok.
Abimin yanına oturmuş uyanmasını beklerken tam olarak böyle hissediyorum. Ayaklarımı vücuduma çekmiş kollarımı da bacaklarıma dolamış abime bakıyorum. Ağzında solunum cihazı, göğsüne yapıştırılan aletler. O kadar çok korkuyorum ki, sanki beş yaşında annemin istediğini yapmadığım için karanlık bir odaya kapatılmışım gibi hissediyorum. O güne yeniden gidiyordum. Zaten bu yüzden kapalı alan fobim oluşmuştu.
“Neye daldın?” irkilerek sese baktım. Gürhan abi elinde bir şeylerle odaya girmişti.
“ Hiç.” Başını salladı ve yanıma oturdu.
“Hemşirelerle konuştum birazdan uyanabilirmiş. Bende sana bir şeyler aldım, sabahtan beri bir lokma atmadın ağzına.” Başımı olumsuz anlamda salladım.
“ Canım istemiyor.” Gürhan abi bana biraz daha yaklaştı.
“ Ama yemen gerekiyor. Abin uyanınca seni böyle görürse çok üzülür.” Omuzlarımı düşürdüm. Beni zayıf karnımdan vurmuştu. Mecburiyetten elinde tuttuğu poğaçayı aldım.
“ Ne var içerisinde?”
“ Patates.” Gürhan abiye döndüm.
“ Benim patates sevdiğimi nerden biliyordun?” Gürhan abi omuzlarını silkti.
“ Bilmiyordum. Sonra anneme ne kadar çok benzediğin geldi. Annemde patatesli severdim.” Tebessüm ederek önüme döndüm ve o korktuğum soruyu sordum.
“ Annen iyi mi?” Gürhan abi hüzünle gülümsedi.
“ İnan bu dünyada olabileceği en iyi yerde.” Başımı salladım.
Bu sırada aklımda yine o gece canlandı. Bana kriz geçirirken annesine ne kadar çok benzediğimi söylüyordu. Acaba annesi bir insandı? Annesi neden ölmüştü? Belki de ölmemişti.
“ Y-Yaprak.” Abimin sesini duyar duymaz sedyeye döndüm. Abiminin gözlerini açtığını görünce baş ucuna koştum. Elimle yüzünü tutarak konuştum.
“ Abi iyi misin? Nasıl oldu? Benim yüzümden oldu dimi? Sana orada fazla çıkıştığım için oldu kesin. Özür dilerim abi bir daha lafından çıkmayacağım.” Abim acıyla güldü.
“ Korkunca çok konuştuğunu söylemiştim.” Gürhan abi güldü.
“ Sence sadece korkunca mı çok konuşuyor.” Abim tekrar güldü.
“ Haklısın her an çok konuşuyor.” Bozularak işaret parmağımla.
“ Burada olduğumun farkındasınız değil mi?” Bu sefer ikisi birden gülmeye başladılar bu sırada kapı çaldı ve içeri hemşire girdi.
“ Soner Bey çok geçmiş olsun.” Hemşire serumu kontrol etti, abimin tansiyonuna bakıp gitti.
Abimin yüzüne baktım. Sanki ruhum gibiydi. Her yerinde yaralar kesikler vardı. İyileşecektir elbet ama illaki izi kalacak. Ve hayatın boyunca hep seninle olacak herkes bakacak ama anlamayacak.
“ Abi nasıl oldu?” Abim bana baktı. Birkaç saniye düşündü.
“ Telefonla konuşuyordum.” Acıyla gülümsedim.
“ Lütfen, lütfen bana yalan söyleme. Herkes biliyor, sen araba sürerken telefonla ilgilenmez, konuşmazsın bile.” Abim elini uzatıp saçlarımın ucuyla oynamaya başladı.
“ Kafam doluydu biraz.”
“ Benim yüzünden mi?” Abim sustu. Konuşsa bile zaten belliydi beni düşündüğü.
“ Sadece seni kaybetmekten korktum.” Gözümden bir damla yaş düştü. Abim eliyle yanağıma düşen yaşı sildi.
“ Sakın ağlama, bak iyiyim artık. Yanındayım, her zaman olduğu gibi.” Başımı salladım.
“ Ben bir lavaboya gideceğim.” Abim başını salladı. Gürhan abi bir adım geri giderek bana yol açtı.
Kendimi neden bilmiyorum ama çok kötü hissediyordum. Başım dönüyor midem bulanıyordu. Ve korkuyordum, insan sevdiğini kaybetme derecesine gelince hayatındaki değeri daha iyi anlıyormuş. Aynadan kendime baktım. Yüzüm sapsarıydı. Elimi yüzümü yıkayıp abimlerin yanına dönmek kapıyı açtım. Bir an her yer karardı, her taraf bulanıklaştı.