İçeriğe geç

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 12 · 2 dk okuma

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 12

İLAÇ

Doruk yanımdan gidip Ege ve Alper'in yanına oturdu. Artık ne söyledi bilmiyorum ama Ege sırıtarak bana bakmaya başladı. Ege yanıma geldiğinde Doruk'un herşeyi anlatmış olabileceği aklıma geldi. Doruk konuşmaya başladı:

- Üzgünüm ama herşeyi zorla söylettirdi.

- Doruk bir daha sana birşey söylemeyeceğim.

Araya Alper girip:

- Ya o ne yapabilir ki? Sakin ol yengecim.

- Atlas'ın içinden şeytan çıktı daha ne yapsın.

1-2 dk sessizlikten sonra Ege konuştu:

- Elisa birşey soracağım sana.

- Sor

- Beni seviyor musun?

- Bilmiyorum

- Bilmiyor musun?

- Ne yapacağımı bile bilmiyorum.

- Duygularını bilene kadar bekleyeceğim.

- Hiç gelmesem?

- Şüphen olmasın. Hiç gelmesende bekleyeceğim seni.

Alper'de:

- Tamam ama bu kadar romantizme karşıyım. Sonuçta sevgilim yok.

Üstüne Doruk:

- Kalbim çıt gözyaşım pıt

Tam gülecekken mide bulantım buna engel oldu. Yanımda ilacım yoktu. Siniftakilere:

- Bulantı ilacı olan var mı? Acil..

Sadece Atlas'ta vardı ama alamazdım. Ege için.. Ege, Doruk'a birşey diyip aceleyle sınıftan çıkmıştı.

--

~Tenefüste~

Ege, yerine oturduğunda ona bakıyordum. Ta ki Atlas gelene kadar.

- Güzelim o gözlerine hâkim ol lütfen.

Atlas'ı omzundan itekledim ve telefonu çaldığı için gitti. Herkes konuşurken Ege yanıma gelip ilacımı vermişti.

- Teşekkür ederim

- Bir dahakine sınıftan istemek yerine benden iste.

- Peki, diyerek ilacı içtim. Ege ateşime bakmak için elini alnıma koydu. Derler ya içimde kelebekler uçuşuyor diye onun gibi bir his var adını koyamadığım. Sanırım tombik yanaklarım kızarıyordu. Ege de bunu anlamış olacak ki sırıtarak Alper ve Doruk'un yanına gitti. Mide bulantım az da olsa geçmişti ama aşırı halsizlik bu yüzden hocaya diyerek yurda gittim.

~Yurtta~

Gelir gelmez uyumuştum. Uyandığımda saat 17;35'ti. Biraz cama bakıyım derken aşağıda Doruk'un üstüne çıkmış Alper ve elindeki kağıdı gördüm. Üstünde "telefon numaram bu kaydet ve beni ara" yazıyordu. Numarasını kaydedip aradım. Alper şükür namazı kılacaktı sanırım sesimi duyunca.

- ohh be en sonunda uykucumuz uyandı

- Noldu?

- Yurdun yanındaki parka gelir misin?

- Geliyom

- Hadi öptüm yengecim

- Yengene şimdi

Telefonu kapattıktan sonra siyah bir eşofman ile kazak giyinip gittim.

~Parkta~

Doruk ve Alper gelince Doruk hemen konuşmaya başladı:

- Kızım sen salak mısın? Hastasın birde ceket giymeden gelmişsin. Dur bekle Hemen ceket getiriyim arabadan.

- Unuttum

Arabadan ceketi getirip:

- Al giy yengecim

- Doruk!

Bu ceket Ege'nindi sanki onun kokusuydu sanki. Hava kararmadan gitmem lazımdı.

- Doruk gitmem lazım çabuk söyle

Alper, Doruk'un yerine konuşmaya başladı:

- Şimdi doğruyu söyle Ege'yi seviyor musun?

- Bilmiyorum, okulda da dedim.

- Ama üstündeki ceketin Ege'ye ait olduğunu bildin?

- Hı?

- Onu seviyorsun

- Hayır

- Evet

- Hayır

- Evet

- Off iyi tamam seviyorum

- Tamam yengecim hadi Ege seni öptü kendine iyi bak.

- Ege'ye derseniz!

- Tamam tamam söz demeyiz. Ceket sende kalabilir sarılıp yat.

- Şimdi eve gidiyor musunuz? Yoksa zorla mı gönderiyim sizi evinize?

Alper ve Doruk arabaya binerek gittiler.

~

Yurda gittiğimde Ege'nin ceketini sarılarak uyumuştum. Huzurlu hissediyordum ilk defa.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.