İçeriğe geç

KALBİMDEKİ İZ

Bölüm 19 · 2 dk okuma

KALBİMDEKİ İZ

Bölüm 19

KALBİMDEKİ İZ

Bölüm 19: Koruyucunun Odası

Yer altındaki odada herkes, Elif'in elindeki Başlangıç Madalyonu'na bakıyordu. Madalyondan çıkan altın renkli ışık yavaşça havada süzüldü ve taş zemine doğru indi.

Işık, yerde yıldız şeklinde bir sembol oluşturdu.

"Bu sembol..." dedi Ayşe.

"Her yerde karşımıza çıkıyor."

Yaşlı adam sembole baktı ve gözlerini kapattı.

"Demek zamanı gelmiş..."

"Ne zamanı?" diye sordu Zeynep.

"Gerçek koruyucunun seçilme zamanı."

O sırada taş zeminden hafif bir sarsıntı hissedildi.

Grrrr...

Yirmi bir arkadaş dengelerini sağlamak için birbirlerine tutundu.

Yıldız sembolünün bulunduğu taş yavaşça aşağı indi ve altında dar bir tünel ortaya çıktı.

Soğuk bir rüzgâr yüzlerine çarptı.

Tünelin duvarlarında küçük lambalar birer birer yanmaya başladı.

Elif öne çıktı.

"Gidiyoruz."

Hiç kimse itiraz etmedi.

Herkes sırayla tünele girdi.

Yaklaşık beş dakika yürüdükten sonra devasa bir taş kapının önüne geldiler.

Kapının üzerinde üç yıldız ve eski harflerle yazılmış bir cümle vardı:

"Kapıyı anahtar değil, kalp açar."

"Bu ne demek?" diye sordu Kerem.

Mert kapıyı dikkatlice inceledi.

"Burada anahtar deliği yok."

Elif cebinden üç anahtarı çıkardı.

Gerçekten de onları koyacak hiçbir yer yoktu.

Tam o anda Lara, Başlangıç Madalyonu'nu kapının ortasındaki yıldız sembolüne yaklaştırdı.

Madalyon bir anda parlamaya başladı.

Kapının içinden yumuşak bir ses duyuldu.

"Koruyucu adayları... hoş geldiniz."

Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı.

Kapı yavaşça açıldı.

İçeride yuvarlak, büyük bir oda vardı.

Duvarlarda yüzlerce eski fotoğraf asılıydı.

Her fotoğraf, yıllar boyunca kurulmuş Gizem Kulüplerini gösteriyordu.

Bir duvarda 1948 ekibi...

Diğerinde 1962...

Sonra 1985...

1999...

2015...

Ve en son boş bir çerçeve vardı.

Altında sadece şu yazıyordu:

2026

"Bu çerçeve..." dedi Elif.

"...bizim için."

Odanın tam ortasında kristalden yapılmış bir kaide vardı.

Kaidenin üzerinde eski, mavi kaplı bir defter duruyordu.

Defterin kapağında altın harflerle tek bir cümle yazıyordu:

"Koruyucuların Yemini."

Elif kapağı açtı.

İlk sayfada şu satırlar vardı:

«"Bu kitabı açan kişi, doğruluk, dostluk ve cesaretle hareket edeceğine söz verir."»

Tam Elif okumaya devam edecekken odanın tavanından ince bir zil sesi duyuldu.

Ding...

Sonra ikinci kez...

Ding...

Ve üçüncü kez...

Bir anda bütün fotoğraflar parlamaya başladı.

Fotoğraflardaki öğrenciler sanki gülümsüyordu.

Yaşlı adam sessizce konuştu.

"Onlar sizi kabul etti."

Elif tam bir şey söyleyecekti ki odanın en arkasındaki duvar çatladı.

ÇAT!

Herkes irkilerek o tarafa döndü.

Çatlağın içinden küçük, siyah bir kutu dışarı düştü.

Kutunun kapağında yalnızca iki kelime yazıyordu:

"Açma Sakın."

Odadaki herkes sessizliğe büründü.

Kutunun gerçekten açılmaması mı gerekiyordu...

Yoksa bu da gizemin yeni bir sınavı mıydı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.