İçeriğe geç

KALBİMDEKİ GÖREV

Bölüm 2 · 8 dk okuma

KALBİMDEKİ GÖREV

Bölüm 2

OKUL

Bu sabah bazı şeyler değişiyordu, mesela gelecek bir buçuk ay boyunca evimden uzakta bir yerde kalacaktım, ayrıca ilk kez evimden uzakta bir yerde kalacağım için içimde bir tedirginlik vardı sonuçta her sabah annemin beni kahvaltıya çağırmasına, istediğim zaman telefonumu açıp sosyal medyada gezinmeye, geceleri Gökçe, Efe ve Mert ile kurduğumuz guruptan uyuyana kadar sohbet etmeye, her gün saat beş de yürüyüşe çıkıp oradan Gökçelere gitmeye ve bu tarz bir sürü şeye fazlasıyla alışmıştım. Bu bir buçuk ay belki çok hızlı geçecekti ama günlük yaşantım tamamen değişiyordu bu yatılı dershane işi yüzünden.

Aslında bu işten tek keyif almayan ben değilim ilk başta ne kadar şaşırıp elimize böyle bir fırsat geçtiği için mutlu olsak da Mert ve ben gece boyunca hep bunu düşündük, aksine Gökçe ve Efe bunu hiç de kafalarına takmadılar ve gayet mutlu gözüküyorlardı. "Tamam Ezgi yeter artık! bu kadar kafaya takılacak bir şey yok." diye kendimi sesli bir şekilde uyardıktan sonra uzun süre hasret kalacağım o sesi duydum "Ezgi kahvaltı hazır hayatım" evet bu sesi çok özleyeceğim bir yatılı okulda nasıl telefon kullanımı yasak olabilir anlamıyorum! . Mutfağa geçip annemin tam karşısına oturduktan sonra annem yine stresimi anlamış olacak ki " bu kadar kafana takma gerek yok canım. Neden hiç bir sabah mutlu değilsin? Eğer istemiyorsan gitmeyebilirsin daha ödeme yapmadık" dediğinde anneme dönüp "Hayır anne gitmeliyim ve bunu istiyorum sadece içimde bir sıkıntı var, yani artık her sabah senin sesin eşliğinde kahvaltıya gelmek yok! Her gün saat beş de yürüyüşe çıkıp oradan Gökçelere gitmek yok! ve daha bir sürü şey ayrıca telefona bakmamız bile yasak ama telefon götürmek zorunlu! Bu saçmalık ama gitmeliyim çünkü başarılı olmam gerek" diyerek isyanımı tamamladım aslında iyi gelmişti bu isyan bazı şeyleri dışa vurmak gerek gerçekten.

Annemle sessiz bir şekilde kahvaltımızı tamamladıktan sonra annem "eğer hala stresliysen konuşmayacağım ama şu anda seninle konuşmaya ihtiyacım var, ancak senin yine bana patlamanı istemiyorum" dediğinde annemi o söylediklerimle üzdüğümü düşündüğüm için " Özür dilerim anne benimle ne zaman istersen konuşabilirsin tabii, sadece biraz stresliydim sen benim annemsin ve şimdi bence konuşmanın tam vakti" dediğim de annemin yüzüne bir tebessüm geldi ve bu beni gerçekten mutlu etti anneler iyi ki varlar...

Annemle biraz sohbet ettik mesela bana her hafta sonu ev yemeği göndereceğini söyledi böylece sağlıklı kalabilirmişim. Annemle yaptığımız uzun sohbetin ardından bizimkilere yazdım

-Selam nasılsınız?

Benim bu mesajı atmamın ardından hemen Efe gurup da sesli arama başlattı, "selam gençler nasılsınız" diyen Mert fazla neşeli gibiydi Gökçe ardından "Mert bey pek neşelisiniz bakıyorum" dedi ve hepimiz kahkahaya boğulduk "evet Mert noldu ikramiye mi çıktı sana" evt bu şahane cümleyi tabii ki de Efe kurmuştu onun ardından hemen Mert cevap verdi " sakin olun ikramiye çıktığı falan yok keşke olsa ama yok işte, sadece dünün aksine aşırı mükemmel bir rüya gördüm" Mert'in bu sözlerinin ardından hemen " anlat bakalım nasıl bir rüyaymış bu çok merak ettik" dedim ama Mert " olmaz canım bereketi kaçar" dediğinde Gökçe lafa dalıp "Mert bir rüyanın nasıl bir bereketi olabilir acaba yine ne saçmalıyorsun sen?" dediğin de hepimiz Mert'in cümlesinin mükemmelliğine gülmeye başladık. Keşke her gün böyle güzel geçse....

Akşam annem beni yine yemeğe çağırdı. Yemekte kızarmış tavuk vardı, çok sevindim ve dolaptan ketçap aldım. Annem "Bavulunu hazırlamayacak mısın?" diye sordu. "Yemek yedikten sonra hazırlarım "dedim.

Annemle orada ne yapacağım hakkında biraz konuştuk. Yemekten kalktıktan sonra biraz telefona baktım. Daha sonra bavulumu hazırlamaya başladım, daha çok rahat ve salaş şeyler seçtim. Sıkıldığım için bizim gruba "bavullar hazır mı?" diye sordum Efe "benimki hazır" diye cevap verdi. Gökçe unutmuş olacak ki "a, ben onu unuttum" yazdı "Hadi koş hazırla" dedim. Mert'ten mesaj gelmedi. Bende uyuyordur diye düşündüm ve bavulunu hazırlaması için onu uyandırmaya karar verdim. Telefonu açtığında yine aynı uykulu sesi duydum. "efendim" dedi "bavulunu hazırladın mı?" diye sordum. "ha" dediğinde çıldırmak üzereydim. " bavul bavul hani yarın yatılı kursa gideceğiz ya!" diye söylendim "yarın mıydı o?" bende "hadi kalk da bavulunu hazırla" dedim sonrada uykulu bir şekilde "hmm görüşürüz" diyerek kapattı. Zaten geç olduğundan benimde uykum geldi ve yatağa yattım...

Sabah saat 8 de alarmımın o gıcık sesiyle uyandım. Evden ayrılmadan önce etrafı inceledim, kitap okuduğum o köşemi ne kadar özleyecektim. Annem o tatlı sesiyle kahvaltıya çağırdı, "heyecanlı mısın?" diye sordu bende " evet, biraz" dedim. Evden çıktığımızda Gökçe'yi, Mert'i sonrada Efe'yi alıp okula gidecektik. Gökçe'yi almak için arabadan indim ,zile bastım ama kimse açmadı tekrar bastığımda annesi sinirli bir surat ifadesiyle beni karşıladı. "Gökçe evde mi?" diye sordum. Annesi "evde evde de hazırlanamadı bir türlü" dedi . "Ben hazırlanmasına yardım edeyim "dedim . Annesi beni içeri aldı, ben hemen Gökçe'nin hazırlanmasına yardım etmek için odasına gittim ve kısa sürede işimiz bitti daha sonra evden çıktık. Sırada Mert vardı Mert'i 3 saat bekleyeceğimize emindim, çok uyuşuk birisiydi. Ama evlerinin önüne geldiğimizde Gökçe ve ben hayretler içinde kaldık .Mert'i 3 saat bekleyeceğimizi düşünürken Mert evinin önünde hazır bir şekilde bekliyordu .Arabamızı görünce hemen arabaya bindi , ben "ooo hayret ilk defa hazırsınız Mert bey " dedim o da "tabii " diyerek güldü. Sırada son kişimiz ve en büyüğümüz olan Efe'ye gelmişti kendini biraz büyük hissetsin diye ön koltuğu ona ayırmıştık. Efe yıl sonunda yani kasım ayında doğduğu için okula bizimle birlikte başladı ancak hiç bir zaman büyüklüğünü bize belli etmezdi.

Efe'nin de evine gidip onu aldıktan sonra uzun bir sohbete daldık özellikle orda günlerimizin nasıl geçeceği hakkında hiç bir fikrimiz yoktu. Mert "Of ben orda çok sıkılacak gibiyim, tamam ders çalışmalıyız sonuçta artık üniversiteye geçiyoruz ama kurs da biraz fazla yorarlar gibi sanki" dediğinde hepimizin yüzü düştü belli ki diğerleri de aynı fikirdeydi ama gitmek zorundaydık, elimize böyle bir fırsat geçmişken yok sayamazdık ayrıca yaz tatilinin 1 buçuk ayı orda 1 buçuk ayıda evimizde geçecekti yani tatilimizi kullanabilecektik. ben bunları düşünürken Gökçe "boş ver be Mert sonuçta sadece bir buçuk ay tüm tatil değil ya" dediğinde benimle aynı düşünce şekline sahip olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Efe "Olumlu yönlerinden bakalım sonuçta orda geçireceğimiz her zaman bizim için büyük fırsat ancak öyle bir ortamda daha verimli çalışabiliriz" diye Mert'e bakarak gerçekten büyük birisi gibi konuşunca Mert hemen göz devirdi, " biliyoruz oğlum herhalde bunun bizim için büyük bir fırsat olduğunu ,sıkıntı diyorum sıkıntı bir buçuk ay sıkılırız orda her türlü telefon bile yok" diye Mert de Efe'ye karşılık verince bu sefer Efe göz devirdi.

Okul yolu gerçekten fazla uzundu tam yirmi beş dakikadır yolda gevezelik etmekten başka bir şey yapmadık, annemin de bu uzun yola biraz canı sıkılmış olacak ki "ben size her hafta sonu nasıl yemek getireceğim acaba?" diye sıkıntılı bir şekilde konuştu, Gökçe de annemin bu söylediklerine üzüldüğü için "Sen hiç merak etme Aylin teyzeciğim bize orda güzel bakarlar, bayat yemek yada hazır yemek verecek halleri yok ya" diyerek annemi teselli etmeye çalıştı ama annem bu ev yemeği konusunda ısrarcı davrandı "olur mu öyle yavrum ,ev yemeğine ihtiyacınız olacak sizin orda yoksa derslere kafanız basmaz" dediğinde " of anne ya" diyerek arkama yaslandım her türlü dersi de sokuşturuyor cümlelerine tabi.

Sonun da okula yani yatılı dershanemize vardığımızda annemle son kez sarıldık ve bagajdan bavullarımızı alıp tam gidiyorduk ki annem "Dikkatli olun sakın birbirinizden ayrılmayın hastada olmayın hepinizin bavuluna bazı ilaçlar koydum ha birde Ezgi senin bavulunda kek de var kendim yaptım paylaşıp yiyin onu" dediğinde göz devirip " anne biz artık büyüdük anla şunu" diyerek arkamı döndüğümde "keki unutmayın!" diye gülerek bağırdığını duydum annem dalga geçmeyi neden bu kadar çok seviyor!

Dershaneye girdiğimizde büyülenmiş gibi etrafa bakıyorduk burası gerçekten şahaneydi tabii buna dile getiren ilk kişi Mert oldu "vay be nasıl dershaneler var, hem de bu paraya" dediğinde hep bir ağızdan "gerçekten ya!" dedik. Büyülenmişcesine okula bakmayı bırakıp etrafa baktığımızda burada bizim gibi tam 36 kişi daha vardı ve onlarda aynı gözlerle etrafı incelemekle meşgullerdi. Gökçe "burası gerçekten fazla lüks bir yatılı dershane, bu işte bir iş var ama kokusu yakında çıkar" dediği gibi etraf da bir ses yankılandı

"Herkes kapının önünde yan yana dizilsin!"

Bu sesi duyunca hepimiz irkilip olduğumuz yerde kaskatı kesilmiştik Mert hemen "kokusu çıkıyor galiba" dediğinde birbirimize bakmaya başladık hala bu sesin nerden geldiğini ve neden böyle bir ses duyduğumuzu anlamamıştık. Biz usul usul kapının önüne geçerken hala birşeyleri çözmeye çalışırcasına etrafa bakarak neler olup bittiğini anlamaya çalışıyorduk. Hemen ardından yine aynı ses geldi.

"Şimdi herkes guruplara ayrılacak 4 gurup ve her gurup da 10 kişi olacak kimse ses çıkarmasın ve ismi söylenen herkes yan yana geçsin!"

Bu söylenenlerden sonra sınıf ayarlayacaklarını düşünüp söylenenleri yapmaya başladık. Bu fazla gürültülü ve insana rahatsızlık veren ses teker teker 'M' 'Ş' ve 'K' guruplarını ayırdı grup isimleri fazla tuhaf dı neden 'a' 'b' veya 'c' değildi de 'm' 'ş' ve 'k' idi? Bunu Gökçe de düşünmüş olacak ki "ne saçma grup ismi bunlar düzgün bir şey bulamadılar mı?" diye sorunca hepimiz onaylarcasına Gökçe'ye baktık.

Biz bunları düşünürken isimlerimizi duyunca hemen sustuk

"Ezgi, Sinem, Mert, Gökçe, Kuzey, Efe, Oğuz, Yiğit, Yankı ve Berk Grup 'Ö' "

İsimlerimizi duyduğumuz gibi hemen yan yana dizilip birbirimize bakmaya başladık ve hemen Mert " ne yani bula bula bize 'Ö' harfini mi buldular? Bari 'M' falan olsaydı" dediğinde aynı anda göz devirdik. Sonra lafa girip tam "şakanın sırası değil Mert" diyordum ki hepimizin telefonuna bir bildirim sesi ve uzun bir titreşim geldi, telefonlarımızı çıkarıp ekrana baktığımızda gördüğümüz şey hepimizi afallattı "ne oluyor be!"....

Bölüm sonu

4 yorum