4 saat önce
Melih beni kucağına aldı ve döndürerek dudaklarımdan tutkuyla öptü.Sonra da karnıma eğilerek
-Merhaba Kahve Çevik nasılsın?
Ben gülerek
-Melih ne yapıyorsun?
Melih konuşmaya devam etti
-Sen şimdi 9 ay sonra geleceksin.Bu süre zaafında anneni üzmek yok tamam mı? Uslu-uslu kal orada.Ha birde Kahve Çevik ben kahveyi çok severim eminim sen de çok seveceksin
-Melih çocuğu daha doğmadam kafein bağımlısı yapma lütfen
-Evet,Melih Çevik ben şimdi biraz annenle ilgilenmeye gidiyorum.Sen de orada uslu-uslu kal tamam mı?
Dedi ve doğrularak tekrar beni öptü.Evet,şimdiki zamana dönelim.Sabah gözlerimi açtığımda Melih masumca uyuyordu.Yaklaştım ve dudağından masumca öperek uyandırdım.Gözlerini açtı ve beni öptü.
-Günaydın birtanem
-Günaydın aşkım
Dedim ve doğruldum.Melih de karnıma yaklaşarak.
-Günaydın Kahve Çevik.Bugün nasılsın?Ben çok iyiyim hatta şimdi anneni öptüm daha da iyi oldum
-Melih,çocuğun yanında öyle konuşulur mu?
-Konuşulur,konuşulur sen merak etme ben onu çok iyi terbiye edeceğim.Tıpkı benim gibi minnoş ve tatlış biri olacak.Ha birde romantik ve komik.
-Herşey tamam ama romantiklik pek içime sinmedi
-Zamanla
Dedi ve gülerek ayağa kalktı.
-Hadi bugün kahvaltıyı dışarıda yapalım
Hazırlandık ve bir restorana gelip yemek yemeye başladık.Yan masadaki çiftler kavga etmeye başladı.Kadın
-Bu mesajlar nedir böyle Azra denen kıza atmışsın?
-Yanlışlıkla atmışım
Ben de daha fazla dayanamayıp
-Ya ne kadar büyük yalancısın sen.Daha iyi bir mazeret bulamadın mı?
Melih elimi tutarak
-Aşkım,ne yapıyorsun?
Ne ya dercesine başımı salladım.Kadın ayağa kalktı ve eşyalarını alarak hızla çıkışa doğru yürümeye başladı.Ben de yanımdan geçerken çak bir beşlik yaparcasına elimi uzattım.O da elime beşlik çaktı ve dışarı çıktı.Melih adama bakarak konuşmaya başladı
-Ne bakıyorsun gitsene karının peşinden
Adam ayağa kalktı ve eşyalarını alarak hızla kadının peşinden dışarı koştu.Ben de sırıtarak Melihe baktım
-Boşuna koşuyor hayatta affetmeyecek
Dedim ve kahvaltıya devam ettim.Kahvaltıdan sonra bebek için mobilya bakmaya gittik.Melih bana dönerek
-Ben hissediyorum kız olacak
-Nasıl hiss ediyorsun?
-Ediyorum işte
Gülerek içeri girdik ve mobilyalara bakmaya başladık.Heyecanla rafları incelerken, Melih bir beşik gösterdi ve esprili bir şekilde,
-Hatice, bu beşik tam bize göre, çünkü kızımızın geceleri seni uyandırmaması için beşiğin içine kulak tıkaçları da koymuşlar
Dedi.Hormonlarımın etkisiyle bu şakayı ciddiye aldım ve gözlerim dolarak,
-Ne demek istiyorsun, Melih? Kızımızın ağlamasından rahatsız mı olacaksın?
Diye çıkıştım.Melih şaşkın bir şekilde,
-Hayır, birtanem, sadece şaka yapıyordum!
Dedi ama ben duracak gibi değildim.
-Şaka mı? Bebek ağlaması şaka konusu mu?
Diye devam ettim.
-Hem senin uykun mu daha önemli yoksa kızımız mı?
Dedim.Resmen mağazada herkesin önünde atışmaya ve didişip kavga etmeye başladık.Mağazadaki diğer müşteriler ve çalışanlar başlarını çevirip bize bakmaya başladı. Melih gülmemek için kendini zor tutarak,
-Hatice, lütfen, sadece şaka yapıyordum. Kulak tıkaçları yok ki gerçekten!
Dedi.Ama ben devam ettim.
-Eğer kızımızı böyle seveceksen, ben de doğumdan sonra yatakta davul çalarım, bak sen nasıl uyuyorsun!
Melih gülmeye başladı,
-Tamam aşkım, davul da çalarsın, ben de kulağıma pamuk tıkarım. Ama kızımızı çok seveceğimden şüphen olmasın.
Melih’in şaşkın ifadesine rağmen devam ettim,
-Kulak tıkaçlarıymış! Resmen beni kızımızın ağlamasından rahatsız olacak biri gibi mi görüyorsun?
Melih gülmemek için kendini zor tutarak,
-Hatice, ne demek istiyorsun? Tabii ki öyle bir şey yok. Sadece bir espri yaptım.
-Espri mi? Ben de o zaman geceleri sana kızımızın bezini değiştirme sırası geldiğinde zil çalarım, bakalım ne kadar espri anlayışın var!
Dedim, kaşlarımı çatarak.
Melih,
-Peki o zaman, ben de o zili alarm melodisi yapar ve uykuma devam ederim,
Dedi, kıkırdayarak.
-Görürsün sen!
Dedim, sesimi biraz daha yükselterek.
-Bir de doktor olacaksın! Kendi çocuğunun ağlamasını duymayacaksın!
Melih,
-Tamam canım, ben beşiğe hoparlör taktırır, ağladığında evin her yerinde yankılanmasını sağlarım. Böylece ben kaçamayacağım gibi, sen de kaçamayacaksın!
Dedi.Melih’in yüzündeki şaşkınlığı görünce durmadım,
-Gerçekten Melih, beşiğe kulak tıkaçları koyulmuş diye düşündün mü? Kızımızın ilk ağlamasında kulaklarını kapatacak biri mi oldun şimdi?
Melih gülmemek için dudaklarını ısırarak,
-Tamam Hatice, itiraf ediyorum, beşik yanında bir de televizyon kumandası varmış, her ağladığında kanal değiştirebiliyormuşuz.
Ben daha da sinirlenip,
-Peki, Melih! O zaman ben de kızımızın altını değiştirirken sana uzaktan kumandalı bir robot bebek bezi değiştirme makinesi alayım. Böylece hiç yorulmazsın!
Melih gülerek,
-Bunu beğendim Hatice, ama o zaman bebek bezi stoklarını da yüklü alalım. Her gece robotu kullanmam gerekirse, işimiz var!
Ben gözlerimi devirdim,
-Melih, sen gerçekten de bebek bakmaktan kaçmak için teknolojiyi kullanmayı mı planlıyorsun?
Melih,
-Evet Hatice, teknoloji çağındayız, neden olmasın? Belki de akıllı bir bebek telsizi ile kızımızın ağlamasını otomatik olarak sakinleştiren bir uygulama bile buluruz!
Bu sefer gülmekten kendimi alamadım, - Tamam Melih, sen de haklısın, ama uygulama işe yaramazsa seninle oyun oynarız. Her ağlamasında kızımızı kim sakinleştirecek diye yarış yaparız.
Melih,
-O zaman ben kazanmam için önceden çalışmalara başlayayım, kızımızı nasıl daha hızlı sakinleştiririm araştırayım, Dedi, göz kırparak.
-Harika!
Dedim, kahkahalarla.
-Ama unutma, kazanan her zaman ben olacağım. Çünkü ben bu işte annelik içgüdüsüyle yarışıyorum.
Melih,
-Pes ediyorum,
Dedi, gülerken ellerini havaya kaldırarak.
-Seninle bu konuda baş edemem. Ama en azından teknolojiyle biraz yardım almayı deneyebilirim.
-Tamam, teknoloji dostun olsun, ama kızımızın ilk kelimesi ‘baba’ değil ‘anne’ olursa şaşırma,
Dedim, göz kırparak.Melih,
-Anlaştık. Ama ‘baba’ demeyi öğreten uygulamaları araştırmam gerekecek,
Diye ekledi.Ve sonunda, mağazadaki herkesin kahkahalarla izlediği bu tatlı atışmamızın ardından, birbirimize sarıldık. Bebek odası bakmaya devam ettik ve günümüz çok daha neşeli geçti.
Birkaç müşteri bu sözleri duyup gülmeye başladı. Ben de daha fazla dayanamayıp gülerek,
-Peki, ama sen yine de kızımızın bezini değiştirme sırası geldiğinde kaçmaya kalkarsan, ben de seni beşiğe bağlarım! Ne de olsa bende kelepçe çok!
Dedim.Melih,
-Anlaştık, ama beşiğin güvenlik özelliklerini kontrol etmemiz gerekecek, çünkü ben o kadar esnek değilim!
Diye cevap verdi, kahkahalar atarak.
Böylece, birbirimize sarılmadan önce mağazadaki herkesin kahkahalarla bize katıldığı tatlı ve komik bir atışma yaşadık. Sonunda birbirimize sarıldık ve bebek odası bakmaya devam ettik, günümüz çok daha eğlenceli geçmişti.
3 ay sonra
Melihle sinemaya gitmiştik.Film boyunca hep ağladım.Filmden çıktıktan sonra Melih bana bakarak konuşmaya başladı
-Aşkım,iyi misin?
-Film çok duygusaldı
-Ama aşkım bu romantik komediydi ve sen seçmiştin.Galiba hormonların yüzünden oldu
-Evet,galiba
Arabaya bindik ve yol almaya başladık.Eve değil de hastaneye geldik.Merakla Melihe sordum
-Neden geldik buraya?
-Çünkü bebeğimizin cinsiyeti belli olacak bugün.
Dedi gülümseyerek.Ben de sevinçle
-Melih,bu muhteşem bir haber
-Evet,öyle
Arabadan indik ve içeri girip Melihin odasına geçtik.Orada beni ikinci bir sürpriz bekliyordu.Annem ve Ayşe teyze içeride bizi bekliyorlardı.Annem koşup bana sarıldı.Ben hormonların da etkisiyle ağlamaya başladım.Ayşe teyze de bana sarıldı.İyice hasret giderdikten sonra Melih konuşmaya başladı
-Artık gidelim mi?
Birlikte müayine odasına gittik ve doktor monütörden bakarak konuşmaya başladı
-Melih bey şuraya bakın ne görüyorsunuz?
-Kese?
-Siz sadece kese mi görüyorsunuz? Ben keseler görüyorum
Melih ve şaşkınlıkla birbirimize baktık sonra ben konuşmaya başladım
-Nasıl yani ikizler mi?
-Evet,ikizler
Melihle sevinçten birbirimize sarıldık.Doktor konuşmaya devam etti
-Evet,bebeklerimizin cinsiyeti...
BÖLÜM 34 SONU