2025 yılının 26 Haziran bir yaz günüydü.Jesse bir kaç gün önce alnından ter dökerek çok zorlandığı bir sınava girdi.Bu sınav"UBÜ Sınavı" 'ydı.Kazanmışmıydı?Kazanmamış mıydı?Malesefki hala bilmiyordu.Aklında trilyonlarca sorular vardı."Haber geldi mi? Geldimi?Geldiyse kim aldı?İçinde neler yazıyordu?" Sanki hayatının gelmiş geçmiş en önemli sınavıydıki öyleydi.
Saat daha sabahın beş buçuğuydu.Jesse gece uyuyamamıştı çünkü aşırı derecede heyecanlıydı.Annesi ve babası çoktan mektubu almış ve okumuştu.Fakat Jesse fark etmesin diye geldiği gibi paketlemişlerdi.Babası o gün işe gitmeyecekti,çünkü hem çok erkendi hem de bugün bu haber üzerine akşam ailecek oturacaklardı.Jesse'nin annesi çok erken olmasına rağmen Jesse'ye seslenmişti:
-Oğlum ka...
-Kalktımm!!!
Annesi ve babası şok olmuştu.İlk defa bu kadar erken uyanmıştı.
-Hadi sofraya.Ekmekler soğuyacak.Jesse en sevdiği kıyafetleri ütülerken bir yandan diş fırçalıyordu.Elini yüzünü yıkamış bir yandan saçını yaparken bir yandan üstünü giyiniyordu.En sonunda da parfümünü sıktı ve hazırdı artık.
O kadar hızlı iniyorduki merdivenlerden Patt! Gümm! Diye sesler çıkıyordu.Ve anne babasının yanına indi sonunda:
-Karşınızda kabul edilip edilmediğini bilmeyen Jesse!Babası:
-Afferin oğlum seninle gurur duyuyoruz.
-Evet oğlum afferin.Gel buraya gel.
Jesse,anne ve babasına büyük bir zevkle ve içtenlikle sarıldı.Gözlerini tekrardan açtığında ekmek tozu koysan kahvaltı sofrasında ki herşey taşacak kadar dolu olan masayı gördü.İçinden"Zaten oraya baksam anlardım."dedi.
Mektup:
"Sevgili Bay Jesse İKARİUS.Sınavda yaptığınız dereceden dolayı sizi "Uzay Bilimleri Üniversitesi'ne Astronot bölümü" 'ne alındığınızı duyurmaktan memnuniyet duyarım.
Tommy AKERAN
-Eee tamam mektubu gördüm,hatta ve hatta çok sevindim.Sizlerlede bu mutluluğu paylaştımda,Hardy'den bir haber var mı anne?
-Hayır Jesse.Annesinden de, babasından da,kendisinden de hiçbir mesaj yok.
-Ben ona bakmaya gidiyorum akşama görüşürüz.
Evden çıktı ve taksiye bindi.Yaklaşık on dakika sonra orada oldu .Taksiye ücretini ödedikten sonra indi.Bina ona,o binaya bakıyordu.Sonra ise binayı güzel bir süzdü.Binanın kapısını açtı,tam adımını atacaktıki durakladı."Neden bana haber vermedi?Ne olursa olsun bana haber verirdi o?Yoksa bir şey mi oldu?"Neyseki sonunda içeriye adımını atmıştı.Yukarıya çıktı.Kapı kolunun orası parçalanmış içerisi gözüküyordu.Tam kapıyı açacaktı ki ayağından bir cam sesi geldi. Aşağı baktı, her taraf kırılmış cam içindeydi."Neyse."diye geçirdi içinden, ama bu sefer büyük bir şeye basmıştı.Bu cam değildi,bu Hardy'nin telefonuydu.
Elini kapının kırık olan yerine soktu ve kapıyı arkadan açtı.İçerisi berbat durumdaydı.Ve üstüne üstelik Hardy'nin odasından ağlama sesi geliyordu.Hızlı adımlarla odaya gitti.İçinden"Of rahatlığa bak."Hardy'nin üstünde battaniye elinde sıcacık erimiş kokusu Jesse'nin burnunda tüten sıcak çikolata kokusuydu.Birde üstüne üstelik avluda oturmuş cama doğru yaslanmış dışarıyı seyrediyordu.
-Hardy iymisin?
Baktı ki çıt gelmedi Hardy'den.Son kez şansını denedi Jesse:
-Hardy!Hardy!Harddyyyyyy!
Hardy yerinden sıçradı.ne olduğunu anlamadı Sonra doğrularak:
-Ne oluyor?
-Ne yapıyorsun böyle boş boş.Sessizliğe bürünmüşsün.Aynı Haydut Gezegen gibi.
-Haklısın.
-Neden?
-Çünkü(Nefesi kesilerek)kabul edilmemişim,diyerek kulaklıkların geri taktı.O kadar sesli müzik dinliyordu ki sesi binayı bile doldurmuştu.Jesse kulaklarını tıkayarak Hardy'nin karşısına geçti ve kulaklığı eline aldığı gibi ortadan ikiye kırıp attı.
-Özür dilerim ilk defa böyle bir şey yaptım istersen yenisini alabilirim.
-Yok zaten eskiydi.
-Tamam öyleyse.Mektubu verebilir misin?
-İşte sorun o.Mektup falan yok.
-Na...Nasıl?
Jesse bu sefer nefesi kesilmeden darlanmadan cevap vermek istemişti ama nafile.Jesse'nin hayalleri suya düşmüştü.Bu gün hayatının en mutlu anını yaşarken hem de mutsuzluğun yaşıyordu.Ama bu mutsuzluğa izin veremezdi.Zaten bu Jesse'nin karakterliğinde vardı.
-Hayır.Seninde benimde üzülmene izin veremem.Olmaz,olamaz.Anladın mı beni?
-Ohooo.Sen böyle yapcaksan ben sınava gitmezdim.Baksana mektup yok,haber yok,annem ve babam ortalıkta yok.
-Ben Amy'yi arıyorum.Sende hazırlan.Jesse büyük bir telaşla Amy'yi aradı hemen.
-Aloo,Amyy.
-Aloo.
-Sesim geliyomuu?Alooo.
-Evet.
-Oh sonunda.Yoko ile birlikte misiniz?
-Evet ne oldu?
-Neredesiniz?
-Kahve içiyoruz.Sizde gelsenize.
-Zaten haber etmeden gelecektir de nerdesiniz diye sordum.Hadi görüşürüz.
-Görü...
Jesse telefonu kapatır.Yoko:
-Ne oldu Amy?
-Geliyorlar toplan.
-Kim?
-Jesse ile Hardy.İkiside telaşla toplandılar.O sırada Jesse ile Tommy arabaya binmiş konuma gitmişlerdi.Arabadan indiler.Burası bomboş ormandı,burada olamazdılar.Konuma baktılar,şehrin öbür ucundalar ve Amy gilden bir saat elli iki dakika uzaktılar.Çok sinirlendikçe fakat sonunda gitmeyi başardılar.
Hızla içeri girdiler Jesse ve Hardy.Amy:
-Ne oldu size böyle.Birniz telaşlı, biriniz üzgün.
-Hiç sorma Amy.Hard'nin mektubu yok.Üstüne üstelik yanlış yere gittik 2 saat sonrada geri geldik.Yoko:
-E hadi oturun.Ve ne yapacağımızı anlatın.Jesse:
-Arkadaşlar bu anlatacağım hiçbirinizin hoşuna gitmeyebilir fakat bizim İcerna'ya gitmeliyiz.Amy:
-Evet, seni anlayabiliyorum.Yoko'yada böyle bir şey gelse gelirim.Fakat söz konusu arkadaşlıksa varım be!!! Bunu duyan Yoko:
-O zamaan, bende varım!!!Hardy:
-Hepinize teşekkürler arkadaşlar.Beni bu kadar düşündüğünüz hiç bilmiyordum.Jesse:
-Tamam sabah saat dört buçukta en yakın kahvecide buluşuyoruz.Ben size almanız gerekenleri atacağım.Herkes bir anda:
-Tamam be!!!
-Tamam be!!!
-Tamam be!!!
Herkes evlerine dağıldı.Jesse eve gider gitmez lazım olan şeyleri attı.
LAZIM OLAN EŞYALAR
•Fener ve yanında iki kalem pil
•Bolca su
•Alt,üst ve not kalem kağıt
NOT:Başka ne lazımsa alın,fakat telefon hatlarını değiştirin.
Herkes o gece telaş içindeydi.Ordan oraya,buradan buraya.Evde kimse neden bu kadar telaşlısın diye sorsa dedikleri tek cevap"Ya başaramazsam" 'dı.Herkes yatağa girdi Jesse hariç.Masanın başına oturmuş kağıtta plan çiziyordu.Planları şuydu:
İlk önce sabah buluştuktan sonra Hardy'nin arabasına atlayıp bir an önce İcerna'ya gidip okula varmak.Okula girip Hardy'nin mektubunu aramak.Yoksa sonuca bakmak.Grçmişse mektup yazacaktılar.Geçememişse yapacak bir şey yok.Müdürün tabikide haberi olacaktı.Fakat şöyle bir sorun vardı ki içeride kimse varmıyd?
Sonunda yatağa girdikten iki saat sonra yani saat üçte uyuyabildi.İki buçuk saatte olsa uyudu.Kalktı herkese büyük bir kahve hazırladı.Kahvecinin yolunu tuttu.Sonunda oraya vardı ve kahveleri herkese dağıttı...