İçeriğe geç

Kahve ve Buz

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Kahve ve Buz

Bölüm 9

9.BÖLÜM-veda sayılır☕

Marco hayatı boyınca yemek yapmayı sevmişti. Küçüklüğünde yani annesi onları bıtakmadan önce onunla beraber mutfaktan asla çıkmazdı.Çoğu yemeyi yapmayı ondan öğrenmişti. . Annesi gittikten sonra ise lise zamanlarında Shin ile beraber garip yemek kombinasyonları deniyor bir şeyleri karıştırıp yiyorlardı. Ve genel olarak tatlarını beğeniyorlardı. Üniversitede bu ilgisiyle beraber gastronomi okumaya başlamıştı. Okulda ikinci senesinde yapmaya çalıştığı yemeklerde beğenilmişti ve bir projeye katılma teklifi verilmişti. Bu proje hem katılan kişilerin insan ilişkilerine hemde yeteneklerine bakıyordu.çünkü okul bittikten sonra illaki bir yerde çalışacaklardı ve bunun bir provası olmalıydı. Çoğu kişi teklif geldiği an kabul etmişti. Ama Marco korkuyordu. Nasıl olacaktı? Başka ülkeye gitmek zorunda kalsa babası nasıl karşılardı?. Zaten annesi gittikten sonra babası Marco'yla uğraşmak istemediği için onu Amerika'da bir liseye göndermişti. Aslında bir nevi Shin ile tanışmasına yardımcı olmuştu ama Marco'nun duyguları arkadaşlıktan öteye geçmeye başladığında ona daha çok kızmıştı. Marco proje teklifini aldığı sıralarda bir kız kardeşi olduğunu öğrenmişti. Adı mira'ydı ve Marco'yu gerçekten sevmişti. Marco projeyi kabul etmişti belki ama kız kardeşini bırakmak istemiyordu. Babası işte bu yüzden çok kızmıştı. Birde gideceği yerin Amerika olduğunu öğrendiğinde tekrar lisedeki olayların tekrar yaşanacağını düşünmüş Marco'yu projeden attırmak için çok şey yapmıştı. Ama Marco bir şekilde projeye başarıyla katılmıştı. Yine o zamanlar kafenin patronu olan Elisa ile tanıştılar. Elisa onu üniversitedeki öğretmenlerden duymuştu ve marcoyu bulmuştu. Projenin konusuyla da uygun olunca onu amerikadaki sahil kadabasına, kafeye çağırmıştı.

Marco bir gün projenin süresinin dolacağını biliyordu. Burda tam iki yıl geçirmiş projenin bütün kriterlerinden tam not almıştı.yani en azından öyle olmasını umuyordu. Daha önce hiç düşünmemişti proje sonrası ne yapacağını yada İtalya'ya dönmek zorunda kaldığında ne hissedeceğini.

İşte şuan telefon ekranına bakarken ne hissedeceğini anlıyordu. Bu gerçek korkuydu.Shin'e daha yeni kovuşmuşken İtalya'ya gitmek onun için korkunç olurdu. Telefona gelen mesaj proje süresinin doluduğunu ve Marco'nun en kısa zamanda İtalya'ya dönmesini söylüyordu. Yoksa herşey Geçersiz sayılacaktı.. Marco'nun bütün emekleri boşa giderdi.

"İyi misin sen? "

Shin'in uyku dolu boğuk sesi onu bir an korkuttu. İrkilerek ona döndü

"Ne zaman uyandın? "

"Marco.. Soru sordum. İyi misin? "

"İyiyim.. "

Shin kaşlarını kaldırdı

"Pek öyle durmuyor"

Marco tekrar kendini Shin'in yanına yatağa bıraktı. Ve ona doğru döndü

"Shin.. "

"Evet? "

"İtalya'ya çağrılıyorum"

"Neden? "

Shin bu sefer kaşlarını çatmıştı

"Eğer baban yüzünden-"

"Üniversite için. Projenin süresi doldu. "

Shin bir duraksadı. Proje olayını tamamen unutmuştu. Proje bittiyse Marco'nun burada kalması için bir sebep yoktu

"Gideceksin... "

Marco kafa salladı

"Zorundayım"

Shin yavaşça yaklaştı ve Marco'ya sarıldı

"Sorun değil... "

Ses tonu aynı şeyi söylemiyordu..

"Ben.. Seni desteklerim"

İkisi beraber uzun süre öyle kaldılar. Daha sonra hazırlandılar ve kafeye gitmek için yola çıktılar.

Kafe her zamanki haline göre daha sakindi. Arka planda çalan fon müziği aslında çok hoştu ama Marco'nun düşünceleri susmadığı için onu bile duymuyordu

"Proje bitti değil mi? "

Elisa'nın sesini duyan Marco ona döndü ve kafasını salladı

"Bu gün banada mesaj geldi De Luca.. Değerlendirmeyi yapmam istendi. "

"Anlıyorum.. Eğer size ve kafeye karşı bir yanlışım varsa.. "

Elisa gülümsedi

"Hayatımda gördüğüm en iyi çalışandın Marco. Elinden geldiğince bana yardımcı oldun hatta kafenin patronu neredeyse sendin. Eğer alıcağın notlar konusunda endişeleniyorsan.. Üzülme öğretmenlerine en iyi şeyleri ilettim bile. "

Marco bir an diyeceğini bilemedi. Sadece gülümseyebildi....

"Çok teşekkürler patron. "

Birkaç saniye sessizliği Sumi'nin sesi böldü

"Ne yani? Gidecekmisin? "

Beklenenin aksine Sumi'nin sesi ağlamaklı çıkıyordu. Marco bir an bu duruma şaşırdı gerçekten.. Bu kadar önemlimiydi onlar için

"Geri dönmeyecek misin? "

Marco Sumi'nin sorusuna ne diyeceğini bilemedi. Dönebilir miydi?

"Ben... Bilmiyorum"

Sumi'nin göz yaşları yanaklarından akmaya başladığında Marco'ya sarıldı. Marco'nun tek yapabildiği şey kollarını onun etrafına dolamaktı.

Shin ifadesiz bir şekilde onlara bakıyordu. Ama içi aynı şekilde değildi. Pişmanlık ve kızgınlık vardı içinde. Ama aynı zamanda Marco için en iyisi olmasını istiyordu. Fakat Marco oraya dönerse ve babasıyla bir kavga daha ederse olabilecek şeyleri düşünmek onu sinirlendiriyordu.

"Ne zaman gideceksin? "

Sumi gözyaşları arasında Marco'dan ayrılırken sordu

"En kısa zamanda orada olmalıyım"

Sumi başını salladı.. Marco için mutlu olsada burada ona okadar alışmışken onun gideceğini öğrenmek zordu. Marco onun için her zaman ikinci bir abi olmuştu. Onu korumuş ve gerektiğinde çok yardımcı olmuştu.

"Sizi üzmek istemem ama... Yarın dönmesi daha iyi olur... Ne kadar erken olması proje için o kadar iyidir"

Elisa'nın sesine hepsi hüzünlü bir ifade ile karşılık verdiler.

Kafede herşey aynı gibiydi herşey aynı devam ediyor herkes işini yapıyordu.

Akşam üzeri kafeyi kapatacakları sırada Marco anahtarı son kez elinde çevirdi. Bu vedanın bu kadar zor olacağını hiç düşünmemişti.

Son kez birşeyler konuştuktan sonra Marco Elisa ve Sumi'den ayrılıp evine doğru yürümeye başladı. O an Shin'i öğleden sonra ortalıkta olmadığını fark etti. Kafasındaki düşünceler onu okadar yormuştu ki Shin'i bile unutmuştu. İçinde bir korku daha belirdi. Ya italya'dayken dersler yüzünden Shin'i unutursa?

Evin kapısını yavaşça açtı.

İçeri girdi ve ışığı tam alacakken bir el onu duvara itti ve kendi vücudu ile duvar arasına sıkıştırdı. Marco daha hiç bir tepki veremeden dudaklarına kapanan dudaklar aslında çok şey anlatıyordu. Shin'in bir eli Marco'nun bileğini tutmuş duvara bastırıyor diğer eli onun göğsündeydi.görünce şaşırdığı o kasların elinin altında gerilmesiyle küçük bir mırıltı çıkardı.

Biraz sonra ayrıldıklarında ikiside nefes nefeseydi.Marco gözlerini kapatıp kafasını geriye, duvara yasladı.

"Kediler çok üzülecek De Luca"

Shin alayla konuştu. Sesindeki hafif titremeyi sadece Marco fark edebilirdi.

Shin yavaşça dudaklarını Marco'nun boynuna bastırdı.

"Sanırım özleyecek olan tek kediler değil... "

Shin bunu söylerken sesi gerçekten titremişti

"Üzülür müydün sen? "

Marco garip bir ses tonuyla sordu

"İstisnalarım var... "

Alnını yavaşça Marco'nun omzuna yasladı. Marco da kollarını onun etrafına doladı.

"Shin.. Lütfen..lütfen bu yüzden beni suçlama.. Biliyorsun.. "

Shin'in yüzünde acı dolu bir gülümseme belirdi. Kafasını kaldrıdı ve Marco'nun gözlerine baktı. Orada birkaç damla yaş görmek onu daha çok sinirlendirmişti.

"Sen en son Amerika'dan İtalya'ya gittiğinde... Hiç iyi şeyler olmadı De Luca. "

Sertçe yutkundu

"Eyer sabah uyandığımda yanımda olmazsan.. Seni bulurum"

Shin bunu biliyordu. Marco veda etmezdi. Belki evde shinle karşılaşmasa şuan bile giderdi havaalanına. Shin'in en korktuğu şey buydu. O hisse zaten birkez yaşamıştı..

Bu sefer aralarındaki mesafeyi kapatan Marco oldu. Daha yavaş daha sakin bir şekilde öpüşüyorlardı.. Bitmemesi gereken bir an gibiydi sanki...

Bölüm sonu

1 yorum