Ivan bana çıkışa kadar eşlik eti artık ışığı görebiliyordum temiz havayı içime çektim çıktımız yer bir tünel gibiydi oldukca ısız bir yerdi ama manzaraya bir şey diyemezdim etraf yabani otlarla kaplıydı çiçekler sanki onlardan izin istemeden çıkmış gibiydi havada parlayan küçük parlak toplar vardı manzarayı daha etkileyici hale getiriyordu tıpkı ateş böceklerine benziyordu Bunlara büyünün ardından kalanlar etkileyici değimli ? Alaycı sesine sahibi bana döndü yüzündeki gülümsemeyle hiç ciddi durmuyordu maviye kaçan gri sacları iki yana taranmıştı kırmızı gözleri ıvaninki kadar parlak değildi oldukca koyuydu Sizde yoktu değil mi? Basımı yana yatırdım sonra parmağımı çeneme koydum Hatırladığım kadarıyla hayır Bu cevabıma güldü Demek öyle yüzünü bana yaklastırdı Etkileyici değil mi ? Basıma onayladım Ama bilgin olsun hiç bir şey benim kadar etkileyici değildir Ivana baktım nasıl olurda onun yanında bu kadar boş konuşan bilirdi Elimi kaldırdım oldukca şaşırmış bir ifade takındım öylemi ama bunu görmedim hata sizin hakkınızda hiç bırsey bilmiyorum Yüzüne çarpık bir gülümseme takındı Olamaz bu benim hatam ben deniz Axel şövalye kaptanıyım oldukça abartılı bir şekilde selam verdi Peki siz kimsiniz küçük hanim Ben Eva Elimi tutu tanıtışımıza memnun oldum bunu dedikten sonra elimin tersini öptü öpücüğü neredeyse bileğime geliyordu yüzüm istemsiz ekşittim Elimi çektim Evet bende memnun oldum Sonra yanındaki adama döndü adamın yüzü ruh gibiydi her hangi bir ifade yoktu Bu da benim utangaç arkadaşım ve surdaki neredeyse bayılacak olan arkadaşa Dion adam bayılacak gıbıydı sanırım beni buraya getiren büyüyü yapan ana kisiydi. ona istemsizce kötü kötü baktım Araba hazır mı? Evet majesteleri Sesin sahibi karsımda duruyordu Axelin sakasının kurbanı ruhsuz adam vardı ıvan onlara bakma bile zahmetine girmeden emir verdi Onu saraya götürün ve sakın haddinizi aşmayın onunla ben ilgileneceğim Emredersiniz İkisinde onu aynı şekilde selamladı Sen bizimle gelmiyormuşsun ? Hayır markiyle buluşmam lazım Marki yani Magnus’tan bahsediyor olmalıydı o eğlenceli çılgın büyücü en genç büyü efendisi olmaya başarmıştı onunla ilgili tonla harika şey vardı ama marki olmayı seçmişti Ivan bana yaklaştı Sarayda konuşmamızca devam edeceğiz Gözündeki çukurlar artmıs gibiydi Sanki beni postalıyor gibi hissettim Şey aslında Ivan istemsizce ellerini açıp kapatıyordu söyleyeceklerimi çarpıttım Ben oldukça memnum saraya gitmemizi söyledin oldukça büyük olmalı acaba nasıl bir yer ? İstemsizce gülümsedim Evet oldukça büyük Her söyledi kelimede daha kötü oluyordu Ivan bana keskin gözlerle baktı elini Omzuma koydu merak etme hemen dönücem Sessizce kafa salladım Uzun zamandır duymadım arkadaşımın isimi duyunca heyecanlanmıştım acaba Rose nasıldı oldukça Uzun zaman olmuştu Axel beni derin düşüncelerden uzaklaştırdı Bugün sizin eşliklisiniz benim Ruhsuz adam bana elini uzattı size arabaya kadar eşlik edecem Elini tutup tutmamak arasında kararsız kaldım Hadi ama seni kucağımıza alamayız Axele yan gözle baktım ama sadece sağ gözünü kırpmakla yetindi Bana uzatılan eli kabul etim yavasca adamın koluna girdim O zaman artık gidelim Araba pek uzakta degil ama önce bu tepeden inmemiz gerekiyor Günes tepedeydi etrafta yabani otlarla dışında pek bir şey yoktu gizli iş çevirmek için mükemmel bir yerdi İki şövalyenin arasında kalmıştım Adımlarına dikkat et burası düz bir yol degil Kolunu tutum şövalye baktım koyu turuncu sacları oldukça dağınıktı üstüne saçı hafif dalgalıydı karmaşayı dahada artıyordu saçları ensesine kadar geliyordu derin kahverengi gözleri vardı açıklayamacağım bir havası vardı İkisinde krallık üniforma giriyordu Axel gri bir üniforma yandaki adamsa bez rengi üniforma giriyordu kıyafetlerim bile buralı olmadı mı söylüyordu üstümde giydim siyah kıyafetin üstünde sarı kapüşonlu bir tişört vardı tişört üzerinde 07 yazıyordu beyaz bir pantolon giymiştim ama oldukça kirlenmişti . Ama yine de mutluydum kahramanlık yapmakta o kadar meşguldüm ki bu dünyayı tanıma fırsatım olmamıştı Artık bir kahraman değildim bu dünyayı keşfet etmek istiyordum kurtardım dünyayı ben düşüncelere dalmışken çoktan . At arabasına yaklaşmıştık Iki zarif at karsımda duruyordu biri simsiyahtı oldukça asil görünüyordu yanındaki atsa beyaz tüylerin arasında siyah benekler vardı sağ gözünün kısmında siyah bir leke vardı Kolumu elinden hassas bir şekilde çekti beni arabaya nazikçe bindirdi Araba dört kisi sığacak şekilde yapılmıştı Axel ve şövalye tam karsıma oturdu Axel bacak bacak üstüne atı ruhsuz şövalye sanki bir robot gibiydi Araba hareket etmeye başladı sallantılı bir yolculuk olacak gibiydi basımı pencere çevirdim kır manzarası her yerdeydi arada bir iki sövalyeyi göz ucuyla bakıyordum Bir sorun mu var hanımım ? Axel alaycı sesiyle sordu Sadece yabancı ortama alışmaya çalışıyorum Silfira Efendim Bu ülkenin adı Mekanik ses bana bakıyordu İblis saldırısında hasar almış bir ülke 3 yıl önce neredeyse yok oluyordu ta ki Kahramanımız gelene kadar Heyecanlı ses ona ona eşlik eti Basımı yana kaldırdım Oldukça etkileyici Axel kafa salladı Herkesin merak eti kahramanı görmek isterdim İnan bizim kadar degil Aslında inanıyordum sonuçta burada olma sebebimdi Peki siz onu tanıyormuşsunuz Pek degil yakın değildik ben sıradan bir şövaleydim Haklıydı onunla pek konuşmuşluğuz yoktu düşününce adını bile bilmiyordum Axeli tanıyordum o sinir bozucu ıvanın yanından ayrılamıyordu oldukça ciddiydi ama karsımdaki bunun tam tersine ima ediyordu Pencere döndüm Artık savaş yok değil mi ? Evet onun sayesinde Sesindeki hüzün dikkatime çekti Axel konuşmayı böldü Anlayacan o bizim kahramanımız Onu ciddiye alabilirdim tabi elini dramatik bir şekilde birleştirmeseydi Yüzümden nasıl bir ifade vardı bilmiyorum ama mekanik ses bana seslendi Biraz dinlen Axel bu yorumu destekledi Sanki üstünde at geçmiş gibi O kadar kötü göründüğümü fark etmemiştim At arabası sanki beşik gibi sallanıyordu Gözlerimi ovuşturdum O zaman izninizle biraz gözlerimi dinlendireceğim Göz kapaklarım kapanmaya başladı Serin rüzgar yüzüme vuruyordu gözlerime birden açtım bir ara nerde olduğumu hatırlayamadım en son at arabasındaydım etrafa baktım üstümde bir pelerin vardı nerde oldu mu anlayamadım Uyandın mı ? Sesin sahibine baktım Axel elinde kütüklerle bana doğru geliyordu Oldukça derin uyuyorsun Biraz utandım gözlerimi bir kaç kez kırptım Ne zamandır uyuyorum ? Axel bu soruyu düşünüyormuş gibi yaptı Yaklaşık bir gündür NE Evet bir gündür kütük gibi uyuyorsun Günes ikindiye vuruyordu Axelin pelerini hala omzundaydı pelerini sahibi ortalıkta yok gibiydi Arkadasın nerde ? Arkadaş ha yanımdaki elmadan bahsediyorsun pek arkadaş denemez daha çok iş arkadaşıyız Her neyse o nerde ? Axel omzunu silkti Yani bilmiyorsun Etrafı kır çiçekleri sarmıştı beni özellikle çiçekli tarafa yatırmışlardı artık tepede değildik yatığım yerden kalktım üstüme silkeledim üstümdeki pelerini dikkatlice katladım pelerinin sahibi ortada yoktu Axel beni izliyordu Acaba is arkadaşının adı ne ? Axel soruyu geçiştirmek ister gibiydi Bilmem Ne iş arkadaşının adını bilmiyor musun ? Axel gözlerini devirdi İç çektim onu bulmak için etrafa bakmaya başladım Nereye gidiyorsun ? İs arkadaşını bulamaya gidiyorum Axel elindeki kütükleri bıraktı birden önüme geçti Kafamı kaldırıp onunun yüzüne baktım gözlerinde beni süzdü beli oluyordu. Sen- Lafını yarıda bıraktı Onu umursamadım. geldiğimden beri en çok ona güvenmiyordum. Tanıdım Axel bu değildi etrafa emirler yağdıran bana hep şüpheyle bakan Axel ama karsımdaki bunların hiç birini yapmadı kesinlikle bir şeyler çeviyordu Yanından geçip gidecektim Sana umursamazlık edemediğin bir şey söyleği mi ? kılıcını çekti İstemsizce geri çekildim Sırıttı elinde ki kılıcıyla oynamaya başladı Bana güvenmiyorsun Sesiz kaldım onu izlemeye başladım o Ivan değildi sağ solu beli olmazdı Sana bir bilgi verimi kılıcılar her şeydir bir şövalyenin onuru armağanı yemini Tek kaşımı kaldırdım Kral size kılıcıyla yemin eti bu hafife alınacak bir şey degil size onuruyla kılıcını çekti yani Anlayacan bozulmaz bir yemin eti Axelin ne yapmaya çalıştığını anlayamadım Tek dizinin üstüne çöktü Ben Krallık muhafız Axel diojen size yemin ederim seni sağ salim saraya götüreceğim bunları dedikten sonra ayağa kalktı Tabii sonrası için söz veremem bana göz kırptı Elimdeki pelerini sıktım ve burnumu buruşturdum O zaman hadi aramaya başlayalım Rahat adımlarla yürüyorduEtrafta tek bir kus cıvıltısı yoktu Axel sanki yolu biliyormuş gibi yürüyordu Bir an benimle dalga geçip geçmedini merak etim etrafta otlaklardan başka bir şey yok gibiyi di Sanırım onu bulduk Uzaktaki adamı az çok seçebiliyordum papatyaların arasında sanki bir tablo gibi duruyordu Papatyaların arasındaki adam arkasını dönmeden Burada ne yapıyorsun Axel ? Axel kollarını kaldırdı Hemen beni suçlama ben sadece küçük hanıma eşlik ediyorum Bunu duyduktan sonra bana döndü Şey.. bir an ne diyeceğimi bilemedim. Elimdeki pelerini gösterdim Pelerin için teşekkürler Adamın bir an gözleri büyüdü saçları hafif esintiden dolayı birbirine girmişti Uzatım pelerini aldı pelerin rüzgarda dalgalanmasına izin verdi sırtına giymesini bekliyordum ama beklemedim bir şey yaptı pelerini yavasca omzumu örtü Ellerime salladım buna gerek yok pelerini sana vermek istemiştim Soğuk Bunu derken pelerini iplerini bağlıyordu Suskunlukla ona baktım EEEE görünürde kimse var mıydı ? Şövalye Axele ters ters baktı Önemli bir şey yok Onların ikisine baktım sanki gözleriyle tartışıyorlar gibiydi Axel ne diyor bilmiyordum ama şövalye iyi şeyler demiyordu Papatya tarlasında olmamız ayrı bir ironiydi papatyalara eğildim oldukça güzel kokuyordu beyaz yaprakları oldukça hoş duruyordu papatyayı sapından kopardım kendime papatyalardan bir demet yaptım İki şövalye merakla beni izliyordu kesilmiş bir kütün üstüne oturdum Axel yanıma yaklaştı Çiçeklerden bir taç mı yapıyorsun? Kafa salladım Şey bay üzgünüm adını bilmiyorum adını ne? Şövalye ilk defa göz teması kurduk Adımı kullanmıyorum Merakla ona baktım onunla ilk defa tanışma anımız balo sırasındaydı şımarık prensin bana yaklaşmaya çalışmasıyla olmuştu o sırada onu oldukça sert bir şekilde itmişti prense bakışları oldukça keskindi o kaotik anı hatırlayınca yüzümü buruşturdum Papatyaları birbirlerini dolarken sordum Neden adını kullanmıyorsun ? Ruhlar Bu kelimeyi duyunca kafamı kaldırdım Ben bir ruh şövalyesiyim ruhları görebilir hata konuşabilirim Merakla ona baktım Peki bunun isminle ne alakası var? Ruhlara ismini veremesin kötü şeyler olur Papatyaları bırakıp ona odaklandım Ruhlar insan değildir zaman onlara islemez bir ruhu kızdıysan ne olur sana musallat olabilir yada daha kötüsü Özellikle burada Axeli geldim den beri ilk defa ciddi gördüm Bu ülkedeki tüm ruhlar kaçtı geriye kalanlarsa ya aciz ve zararlı ruhlar yada bulaşmak istemeyeceğin tarzda Bir ismi bile yok olsa bile kullanamaz Ama sana nasıl hitap edecem ? İsmim bir ifade etmiyor Elimdeki papatya baktım taç hala bitmemişti O zaman sana farklı bir isim bulsak Axel kıkırdadı En azından saraya varana kadar kullana bileceğin bir isim Bana fark etmez Suna ne derseniz bay ruh ne derseniz deyin oldukça iyi bir şeçim Axelenin yorumuna göz devirdim Düşünmeye başladım isim konusunda pek iyi değildim elime çeneme dayadım Axel beni taklit eti İsimsiz şövalye karsımda duruyordu ne dersem kabul edecek gibiydi O zaman Rey’e ne dersin ? Axel merakla bize baktı Rey İsmi melankolik bir havayla söyledi Bir an ellerimi sallamaya başladım beğenmediysen Başka bir isim bulabilirim parmaklarımı kafama götürdüm düşün hadi Rey olur Kafamı kaldırdım oldukça çabuk kabul etmişti Rey ha bunu beğendim Axel papatyaları arasında kıkırdadı Yaptım taca geri döndüm bir kaç dakika sonra hazırdı arkada Axel saçına papatya koyuyordu Bay Rey Pelerin için teşekkür ederim Önemli bisi değildi Basını biraz eğebilirmişsin ? Rey yavaşça basını eğdi kafasına hafifçe papatya tacı yerleştirdim Reyin gözleri titredi Bu ne için ? peleriniz için kafasına kaldırıp bana baktı Anlıyorum Axel mızıkçı bir sesle bana seslendi bana yok mu ? Onu beni donmayı terk etmeden önce düşünecektin Axel kollarını kenetledi tüm tarla benimken kim ne yapsın tacı Axele dil çıkardım Reye döndüm çok kısa bir an gülümsediğini gördü mü sandım ama bir kaç saniyede yok oldu Gözlerimi açıp kapadım Beklide yanlıs gördüm Manzaraya baktım günes turuncu pembe renklerine çalıyordu bu dünyadaki bir daha gömeceğimi sandım güneşi tekrar görmüştüm Yüzümde bir gülümseme belirdi
Bölüm 3
.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.