İçeriğe geç

kafiye

Bölüm 1 · 3 dk okuma

kafiye

Bölüm 1

hubar

.bölüm:

Ellerim usulca havaya kalkarken aynı oranda önüme döndüm. Müziğe uyum sağlayarak oluşturduğum dans koreografisini yapmaya başladım. Kolumun her hareketine ayaklarımda uyum sağlıyordu. Müzik ritmi hızlandıkça hareketlerimde hızlanıyordu. Karşımdaki aynadan kendimi izlerken hata yapmamaya özen gösteriyordum. Nefes alışverişim hızlanıyordu. Yavaşça yere çöküp tekrar ayağa kalktığımda hep yapmak için uğraştığım hareketi yaptım. Ellerim yere değmeden hızlıca takla attım. Uzun süredir havada takla için uğraşıyordum ve yapabilmem beni gülümsetmişti. Nihayet müzik sona erdiğinde yavaşça ayağa kalkıp aynadan kendime baktım. Hızlı hızlı nefes verirken kapı açılma sesiyle arkama döndüm. Leyla hocam karşımdaydı. Öndeki çene hizasına gelen perçemlerini her zaman sağa yatırdığı için sık sık düzeltiyordu. Ve yine aşağılık bakışıyla karşıma gelmişti. Çok güzel bir performans sergilediğim halde hala aynı bakışı atması sinirlerimi bozmuştu ama belli etmeyip gülümsedim. Heyecanımı içimde tutamayıp konuşmaya başladım. “Güzel oldu mu hocam?” sesim öyle heyecanlı çıkmıştı ki duygulardan anlamayan bir insan bile anlardı bunu. Ne söyleyeceğini beklerken ayaklarım titremeye başlamıştı bile. Bu sefer inanıyordum güzel olmuştu. Beğeni beklerken hala aynı suratla karşımda dikilirken çantasından her zaman ki gibi peçete çıkartıp yüzünü sildi. Çok fazla terleyen bir yüze sahipti ki silmediğinde yüzü parlıyordu. Uzun süre bana baktı ve sonunda yine aynı tavırla konuşmaya başladı. “Yani iyi gibi ama… geliştiremiyorsun kendini. Bu şekilde yarışmalara nasıl katılmayı düşünüyorsun?” çalışmaktan kızarmış ama benim terimimle domatese dönmüş yüzümü gösterdi. “Çabucak yoruluyorsun. Ve az çalışıyorsun.” Derin bir nefes aldı. Daha alçak sesle konuşmaya başladı. Ve yan odada çalışan Çağla’yı gösterdi. Aramızdaki pencereden onu gördüm. Hala çalışmasını bitirmemişti. “Baksana ona. Çok çalışıyor. Hala onun gibi olamadın.” Dedi. Ne diyordu bu kadın?

Derken çalışmasını bitiren Çağla pencereden bizi görünce hemen buraya geldi. Bana hep somurtup kızan kadın bir anda çağlaya gülümsedi. Gerçi bunu hep yaşıyordum ama şaşkınlığım hep aynıydı. İçimde tutuyordum. Derken Çağla hocaya baktı ve sırıttı. “Nasıldım hocam? Bugün çok çalıştım.” Yüz ifademden yine eleştirildiğimi anlamış olacak hocaya yalakalığa başlamıştı. Annesi buranın müdürü olmasa ben burada değil nezarette olurdum muhtemelen. Gerçi annesinin konumu önemli değildi ama neyse…

Leyla hoca ona gülücük saçmaya devam ederken ben onları dövmemek için zor duruyordum. Leyla hoca bana hiç seslenmediği ince sesiyle konuşmaya başladı. “Çok iyiydin. Havada taklaya da biraz daha çalışırsan seni yarışmaya sokabilirim.” Ellerini çırpan Çağla hafif bir kahkaha attı. Sertçe yutkundum. Eğdiğim başımı kaldırıp hocaya baktığımda Çağla, hocanın göremeyeceği şekilde iğrenç şekilde sırıtıp en ince ve yalaka sesiyle konuşmaya başladı. “Hocam peki İkbal’de katılacak mı? Ben onu izledim ama dans türümüz hiç uyuşmuyor. Daha çok kolbastı oynuyor gibi-“ dediğinde Leyla hoca bir kahkaha patlattı. İkiside bana bakıp güldü. Buna rağmen tekrar sahte bir tebessüm ettim. Leyla hoca ima ile “İkbal’in daha çok çalışması gerekiyor. Muhtemelen bu yarışmada olamayacak.” Dediğinde tebessümüm hemen silinmişti. Şaşkın bir şekilde bakarken Çağla “Hocam bana takla hareketi hakkında bilgi verebilir misiniz? Ama… İkbal yarışmaya gelmeyecekse şimdilik sadece sizinle ders yapabiliriz.” Dedi sırıtarak. Hoca sanki beni düşünüyormuş gibi“Bir sorun var mı İkbalciğim?.” Demişti.

Mümkünse sen ismimi telaffuz etme Leylacım.

“Sorun değil…” dediğim gibi gülüşerek başka bir odaya gitmişlerdi. Olduğum yere yığıldım. Duvardaki saate baktığımda bugün 4,5 saat çalıştığımı hesapladım. Çok yorulmuştum. Yüzüm kızarmış, kısa saçlarım terden ıslanarak yüzüme yapışmakta ısrar ediyordu. Sorun değildi. Ama aylarca çalıştığım bir yarışmaya katılamamak… Çok kötüydü. Bu kadar emek boşa mıydı? Uğruna yaptığım diyetler, iptal ettiğim buluşmalar, ve aksattığım derslerim. Kalbime bıçak saplanmış gibiydi. Sırf kazanmam için torpil mi gerekiyordu? Artık tutamadığım gözyaşlarım bir bir düşmeye başlamıştı. Hıçkıra hıçkıra ağlamayı hiç sevmezdim. Genelde kenara çekilir, sessizce ağlar ve hiçbir şey olmamış gibi devam ederdim. Kulağımda kaşıntı yapmaya başlayan işitme cihazlarımı çıkarttım. Hiçbir şey duymak istemiyordum. Ve evet, ben işitme engelliyim. Genelde kötü hissettiğimde cihazımı çıkartırdım. Çevremdeki sesler susuyor ve zihnimdeki sesler ‘sıra bizde’ diyerekten konuşmaya başlıyordu. Bir süre yattım öylece. Ardında yavaşça oturur pozisyona geçtim. Aynadan kendime baktım. Çok dağınık görünüyordum. Cebimdeki peçeteyi yüzüme götürüp gözyaşlarımı silince aklıma o kadın geldi. İşitme cihazımı tekrar takıp “Selpak suratlı…” diye fısıldadım. O, yüzünden peçete ayırmayan kadına anca bu lakap yakışırdı. Ayağa kalkıp sırt çantamı aldım. Odadan çıkıp kurstan çıktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.