İçeriğe geç

Kafamın İçindeki Ölüm Meleği

Bölüm 6 · 12 dk okuma

Kafamın İçindeki Ölüm Meleği

Bölüm 6

Ölü 2

Gönderen: liamisfaraway @gmail.com

Alıcı: darrinsatrgirl @gmail.com

Konu: Özür dilerim

Darrin,yaptığım şey için özür dilerim.Sana her şeyi açıklayaca-

Ğım.Saat akşam 9'da Blumen Ormanı'nda buluşalım.

(Yazarın Ağzından)

Darrin e-postayı okumuştu.Emily'e de gönderdi ve ona bir mesaj attı: "Sence gitmeli miyim?".Emily de anında cevap verdi: "GİT!".Darrin,arkadaşına güveniyordu.Bu yüzden dediğini yapacaktı.Saçlarını taradı ve üzerini değiştirdi.Sonra hafif bir makyaj yapıp parfümünü sıktı.Annesine bir arkadaşının onu çağırdığını ve 1 saate döneceğini söyleyip evden çıktı.Blumen Ormanı,Darrin'in evine biraz uzaktı.Saate baktı,saat akşam 8'di.Yürüyebileceğini düşündü ve yürüdü.Hava karanlık ve soğuktu,bu yüzden hızlanmaya karar verdi ve koşmaya başladı.Blumen Ormanı'na doğru koşuyordu.

Penelope peruğunu çıkardı,pelerinini giydi ve mikrofonu boy-

nuna sabitledi.Tırpanını aldı ve bir taşın üstüne oturup Darrin'i beklemeye başladı.

Pene-Liam,Darrin'e tam olarak nerede beklemesi gerektiğini söylememişti.Sadece Blumen Ormanı'na gelmesini söylemişti.

Darrin de Blumen Ormanı'na gelmişti.9'a 5 dakika vardı.

Penelope,Darrin'i uzaktan görmüştü.Onun farkedemeyeceği şekilde ona yaklaşmaya çalıştı.Şuan kıza çok yakındı!

Derin bir nefes aldı ve pozisyonunu aldı,tam Darrin arkasını dönerken...

FRRRRŞT!

Küçük bir çığlığın ardından Darrin yere düştü.Penelope,Dar-

rin'e yaklaştı.Hala nefes alıyordu! Bunu duyan Penelope, Darrin'in kafasına kocaman bir kaya parçası indirdi.İndirir indirmez etrafa kan fışkırdı.Kan,Penelope'nin ayakkabılarına kadar gelmişti.Ayakkabılarındaki kan damlalarını görünce korktu.Çünkü ayakkabıları bezdi ve temizlenmesi zordu.

Pelerininin kenarıyla silmeye çalıştı,çoğu silinmişti ancak izi hala duruyordu.İzinden kan olduğu anlaşılmaz diye düşündü ve silmeyi bıraktı.Darrin'in kafasındaki kaya parçasını alıp kenara koydu ve onu bacağından tutup çekmeye bakladı.

Kızın kafası kağıt gibi dümdüz olmuştu!

Göle varınca Penelope etrafa bakındı ve bulduğu taşları Darrin'in kıyafetlerine sıkıştırdı.Böylece gölün dibine batacaktı.Bulabildiği bütün taşları kızın kıyafetlerine sıkıştır-

dıktan sonra onu gölün içine doğru sürükledi.Sonra onu öylece bıraktı.Darrin,gittikçe dibe batıyordu.Bunu farkeden Penelope ,gölden çıktı.Pantolonu dizlerine kadar sırılsıklamdı,

aynı zamanda pelerininin uçları da ıslaktı.Bu halde eve dönerse annesi bir şeyler yaşandığını anlardı.Bir çare bulmalıydı.Etrafa bakındı,kimseciklerin olmadığını fark edince pantolonunu ve pelerinini çıkarıp yanına aldı.Sonra eve doğru koşabildiği kadar hızlı bir şekilde koşmaya başladı. Eve varınca pencereden odasının içine girecekti.Pencere sıkıntı değildi, zaten her zaman açık unutuyordu.Bu sefer de açıktı.Ailesi fark etmeden içeriye girdi ve pencereyi kapattı.Sonra üzerini değiştirip altına bir şeyler giydi.Islak kıyafetleri de kurumanı için kenara koydu.Kolyesini çıkarırken kolyesinde bir çatlak fark etti.Kücücüktü ve çok da derin değildi.Penelope bu yüzden çatlağı umursamadı ve kolyeyi kutusuna koydu.

Gece yarısı...

Darrin'in annesi,kızının neden hala gelmediğini merak etmişti.Çünkü arkadaşında yatılı kalacağını söylememişti. Sadece onunla 1 saat falan takılıp geri dönecekti.

Ardan 1 saat daha geçti.Bayan Helian daha da korkmuştu.

İlk önce kızını aradı.3 kere aramasına rağmen telefonuna ulaşamıyordu.Ondan sonra polisi aradı ve kızına hiçbir şekilde ulaşamadığını söyledi.Polisler de ona bu durumla ilgileneceğini söyledi...

Sabah...

"...Zürih'te dün gece saatlerinde 14 yaşındaki Darrin Mep Helian'ın kaybolduğu öğrenildi.En son annesine arkadaşıyla 1 saatliğine buluşacağını söyleyen kız,bir daha evine dönme-

di..." spiker konuşuyordu.Bayan Brönne bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan da konuşuyordu: "Bu aralar Zürih'te neden böyle şeyler yaşanıyor?" Bay Brönne de merak ediyordu.Penelope bir şey söylemedi,o Swiss Choco Bits'lerini yemekle uğraşıyordu.Ama aklından da bir şeyler geçiriyordu : Okulda büyük bir olay çıkacaktı.Sonuçta "kaybolan" kişi okulun popülerlerinden biriydi.Öyle de oldu.

Okulda herkes Darrin'in "kayboluşunu" konuşuyordu. Sadece teneffüslerde değil,bu konu derslere de taşınmıştı. Öğretmen- ler de Darrin'in kayboluşuna üzülmüştü.Bazı kişiler sadece rol yapıyordu mesela Penelope ve Albert.Penelope,Charissa ve Siren'in de Darrin'e pek üzülmediğini biliyordu.Çünkü derlerde onlara yakın oturuyordu ve dediklerini duyuyordu.

Bu duruma en çok üzülen kişi,Darrin'in en yakın arkadaşı olan Emily'di. Bağıra bağıra ağlıyordu : "DARRİİİİİİN!DARRİİİİİİN! AH! DARRİİİİN!" Kimse onu umursamıyordu ama çünkü bunları sırf ilgi çekmek için yapıyordu.Böyle bir durumda bile ilgi çekmeye çalışması korkunçtu!

Akşam,neredeyse bütün 8.sınıf öğrencilerinin içinde olduğu bir Telegram grubu kuruldu.Bu grup:Dünn'ün ölümü ve Darrin'in kayboluşu gibi olayları incelemek ve onun hakkında konuşmak için kurulmuştu.İsmi de "Schuleria Bulucuları"ydı.

Franklin(Grup Yöneticisi):Selam arkadaşlar! 8. Sınıfların başkano olduğum gibi artık bu grubun da başkanıyım.

Albert:Peki.

Emily:Grubun başkanı ben olmalıyım!Sonuçta kaybolan kişi benim yakın arkadaşım.

Siren:Sus Emily!

Carla:Siren haklı.

Penelope:Şuan bunun kavgasını edemeyiz.

Emily:Franklin...Lütfen...

Theodore:Emily'i gruptan atalım!

Ali:Evet!

Franklin:Hayır,o da bizim gibi bir öğrenci.Onu atamayız.

Siren:Konuya başlayalım şimdi...

Alina:Evet?

Jordan:Çok mesaj atmasanız olur mu?Annem kızıyor.

Emily:Annenden bize ne!?

Claudie:Kaba olma.

Emily:Sus!

Franklin:Siren bir şey söyleyecek,onu dinleyelim.

Siren:Darrin'in öldürüldüğünü düşünüyorum.

Emily:Niye?Sen mi öldürdün?

Franklin:Eğer bir daha böyle mesaj atarsan seni müdüre şika-

yet ederim,Emily!

Emily:Peki...Özür dilerim.

Siren:Biliyorsunuz ki Dünn'de öldürüldü.Şimdi de Darrin kayboldu.İkisinin de sorumlusu aynı kişi olabilir.Eğer aynı kişi ise,muhtemelen Darrin de öldürüldü veya öldürülecek.

Franklin:Gayet mantıklı.Başka teorisi olan var mı?

Charissa:Farklı bir teorim yok.Siren'e katılıyorum.Bence de ikisinin sorumlusu aynı kişi.

Garcia:Ben uyuyacağım.

Penelope:İyi geceler.

Franklin:İyi geceler Garcia.

Siren:Bir teorim daha var.

Franklin:Nedir?

Siren:Bu işlerin sorumlusu aramızdan biri.

Nico:Peki kim olabilir?Kim de böyle bir potansiyel var?

Charissa:Sende!

Nico:Ne?!

Charissa:Şaka yaptım.

Franklin:Bu işin şakası olmaz.

Charissa:Pardon.

Sam:Siren'in son söylediği mantıklı bir teori.Onun üzerinden ilerleyelim mi?

Franklin:Evet,gayet mantıklı.Bundan ilerleyebiliriz.

Alina:O zaman kimin sorumlu olduğunu bulalım.

Franklin:Bence "sorumlu"ya bir isim koyalım. "Çatan"a ne dersiniz?

Albert:Olur.

Alina:Olur.

Siren:Olur.

Chris:Bence Franklin'i Çatan'ı bulmak için görevlendirelim. O, önüne gelenin davranışını incelesin.Ona göre de "Çatan" ı bulmaya çalışalım.

Siren:Denemeye değer.

Franklin:O zaman yarın bu göreve başlıyorum.

Siren,Albert,Charissave diğer 46 kişi:Tamam!

Yarın...

(Albert'ın Ağzından)

Dünkü mesajlaşmadan sonra dikkatli davranmaya başladık.Ci-

Nayet ile ilgili şeyler konuşmuyor veya okumuyorduk.Darrin hakkında da hiçbir kötü şey söylemiyorduk.Belki saçma gelebilir size ama biz Çatan'ın aramızdan biri olduğunu düşünüyorduk.Franklin,öğretmenler ve müdür ile de konuştu.

En ufak bir şüpheli hareketimizde müdüre gidecektik.Herkes dikkatli olmalıydı,en çok da Penelope...

(Penelope'nin Ağzından)

Ayakkabımdaki kan lekesi yüzünden o kadar da endişelen-miyordum ama artık endişelenmeye başladım.Arkadaşlarım ayakkabımdaki lekeye dikkat etmezdi aslında ancak yine de...

Bir şekilde korkuyordum.Liam'a gelirsek...Bugün Emily, müdü-re Liam'ın Darrin'e o e-postayı atan kişi olduğunu söyledi. Sonra bunu herkese söyledi.Liam da müdüre,o e-postayı kendisinin atmadığını söylemiş.Hatta o e-posta adresi kendisine bile ait değilmiş!Ancak müdür ona inanmamış.

Çünkü atılan e-postada onun ismi geçiyormuş.Şuan hiç kimse Liam ile konuşmuyor.Eğer Darrin'in kayboluşunda Liam ile ilgili bir şey çıkarsa Liam hapse girecek.

Şahsen iyi rol yaptığımı düşünüyorum.Kimse benden şüphelenmedi.Liam'ın hapse girme ihtimaline gelirsek...

Açıkçası pek umurumda değil.Yeter ki hapse giren ben olmayayım.

Birkaç gün sonra...

"...Birkaç gün önce kaybolan Darrin Mep Helian'ın cansız bedeni Blumen Gölü'nün dibinde bulundu.Acı haberi öğrenen

Bay ve Bayan Helian, ne diyeceğini bilemedi..."

"Yapılan otopsilerde Darrin'in tam bel kısmından içeri giren bir tırpan izi rastlandı.Ayrıca kafatası da ezilmişti.Adli tıp uzmanları,Darrin'in tam ölmeden önce kafasına büyük bir darbe aldığını düşünüyor..."

Sabah haberlerde duymuştum bunları.Sadece ben duymamıştım,bugün okula geldiğimde herkes bunu konuşuyordu.Emily'nin iki gözü iki çeşme olmuştu.Ağlamak-

Tan gözleri şişmişti.Çevresindeki kızlar onu sakinleştirmeye çalışıyordu ama nafile...Onlar sakinleştirmeye çalıştıkça Emily daha da çok ağlıyordu.Bu arada "Anma töreni nasıldı?" diye sorabilirsiniz,Darrin'nin popüler biri olduğu için büyük bir anma töreninin olduğunu düşündüyseniz yanıldınız. Okuldakiler Darrin'e Dünn'e olduğu kadar saygı göstermiyor-

Du.Dolayısıyla onun sırasına mumlar,çiçekler,fotoğraflar falan konulmadı.

Dürüst olmak gerekirse sınıfta ve okulda bir eksiklik hissediyordum.Off!Fazla duygusal oldum bir an.Bu eksiklik beni mutlu ediyor.Sonuçta bana zorbalık yapan kişi -1 azaldı.

Ayrıca sınıfın not ortalaması da yükseldi.Olumsuz yandan bakarsak daha az dedikodu olacak ve okuldakiler bu olay yüzünden bu aralar tedirgin.Belki aptalca ama bu cinayetten sonra okulun kısmen daha mutlu olacağını düşünmüştüm.

(Siren'in Ağzından)

Dünn ne ile öldürüldü? Tırpan ile.

Darrin ne ile öldürüldü? Yine tırpan ile.

Katilin muhtemelen okuldan birinin olduğunu söylemiştim.

Bu katilin bir SAKRON olduğunu düşünüyorum.Daha önce söyledim mi hatırlamıyorum ama bir tırpan,bir SAKRON için olağan bir silahtır.Bir şey daha var: İki kurban da Blumen Ormanı'nda bulundu.Yani katilin özellikle belirlediği bir yer var.Katili bulmayı çok istiyordum,bu yüzden bir planım var:

Her akşam 1 saatliğine Blumen Ormanı'na gideceğim ve etrafa bakınacağım.Belki katili bulma umuduyla...Eğer katili bulursam iki seçeneğim vardı:

1-Ya onla savaşacaktım.

2-Ya da onla dost olacaktım.

Bu seçenekler katilin kim ve nasıl biri olduğuna bağlı olacaktı.

Şimdi çok heyecanlandım,katilin kim olduğunu görmek istiyordum.Yarından ihtibaren ormana gidiyorum!

(Penelope'nin Ağzından)

Birkaç gün önce Bayan Earth bize sunum hazırlama ödevi vermişti.Ben de bugün sunumumu sunacaktım.Sunum için babamın flash belleğini ödünç almıştım.Zaten bugün beni kızdıran olay da bu yüzden başlamıştı.

Sunumumu sunmak için bilgisayara flash belleği takmıştım.

Flash belleği takınca babamın ismi (Mikael) ekranda görünmüştü.Bu yüzden Ali bana güldü. "Kendi flash belleğin yoktu da babacığınınkini mi kullandın?Hahahahaha!" Evet farkındayım, aptalca.Ama yine de sinir olmuştum.Üstelik sunumumu bir türlü bulamıyordum.Hangi dosyaya tıklasam babama ait şeyler çıkıyordu.Sonra bir dosya gördüm.Dosyada "Aşkım" yazıyordu.Bu dosyayı maalesef tek ben görmemiştim,

Sınıftaki herkes görmüştü.Ali ayağa kalktı ve dosyaya tıkladı.

Dosyanın içinde annemin ve babamın düğün fotoğrafları vardı! Arkadaşlarım daha çok gülmeye başladılar! Normalde bir şeylerden utanmam ama bu sefer utançtan yerin dibine girmiştim!Yüzüm de kıpkırmızı olmuştu! Fotoğrafları kapatmaya çalıştım,bir türlü kapanmıyordu!Tam o sırada Charissa çantasından fotoğraf makinesini çıkardı ve fotoğrafımı çekti.

O fotoğrafı okul gazetesinin ön sayfasında gördüm.Saçlarım dağılmış,gözlerim kocaman açılmış ve yüzüm kıpkırmızıydı.

O halim okuldaki imajıma hiç yakışmıyordu.Çünkü okulda sert bir imajım vardı.Haliyle fotoğrafı gören herkes güldü. "Ucube Penelope! Korkunç (!) Penelope!" "Penelope acınası görünüyor!" "Zavallı!" O an ne yapacağımı bilemedim.Tepki versem de gülerlerdi,kaçsam da...Albert'ın gelmesi de ayrı bir sıkıntıydı! Sanırım...Bir öğretmen gelecekti.Bunu düşünürken sanki biri aklımı okumuş gibi "Hey! Sevgili(!) Albert'cığın nerede kaldı?" dedi.Başka biri de benim bana benzemeyen taklidimi yaptı : "Albert!Yardım et! Muck muck..."

Daha da üstüme gidiyorlar ve bana yaklaşıyorlardı, konuşur-ken tükürükleri geliyordu.Yere çömeldim ve düşündüm.Ne yapabilirdim? Düşündüktren sonra en saçma şeçeneği uyguladım: Birden ayağa kalkıp çığlık attım.Çığlık atında çevremdekiler geri çekildi.Bazıları kaçtı,bazıları ise gülmeye devam etti.Bay Jaquen yanımıza geldi (En çok sizin gelmenizi

İstiyordum zaten (!)).Kimin bağırdığını sordu,çevremdekiler de beni işaret etti.Harika(!).Bay Jaquen ucube ucube baktı ve "Niye bağırıyorsuğn?" diye sordu.Vay canına,kesin sırf Bayan Luth'u etkilemek için böyle davranıyordur.Acaba gazetedeki resmi göstersem nasıl bir tepki verirdi?Ona gazetedeki resmi gösterdim.Ne yaptı dersiniz?O da güldü. "Hahahah!Bu sen olamağzın!Herkesin korktuğu PeneLÖP mu bu?" Kafayı yiyecektim!İçimden ağır hakaretler etmek geldi ancak ailemi okula çağırtamazdım.Bay Jaquen gülmeye devam ediyordu,o sırada Bayan Luth onun yanına geldi. "Sevgilim,n'oldu?" Olay nerelere geliyordu!? Bay Jaquen gazatedeki fotoğrafı gösterdi. O sırada etrafa baktım.Bana gülen çocuklar gitmişti, ben de gittim.Bayan Luth'un tepkisini görmemiştim,görmeyi de istemem.

Akşam eve gelir gelmez kendimi yatağıma attım e çığlık attım.Öfkelenmiştim.Aptal Ali,aptal Charissa,aptal diğer adını bilmediğim çocuklar,aptal Bay Jaquen!

Albert bana mesaj attı.İyi olup olmadığımı sormuştu.Sence nasıl olabilirdim ki? Düşündüm,kim daha büyük kötülük yapmıştı? Ali,benle dalga geçmişti; Charissa da fotoğrafımı .ekip gazeteye koymuştu. Bay Jaquen de dalga geçti ve bana güldü ama şuan birini öldürecek olsam onu öldürmezdim.On-

Dan ne kadar nefret etsem de sonuçta benim öğretmenimdi.

Ali beni sürekli kızdırıyor,Charissa beni o kadar kızdırmıyor ama bugün yaptığı bana göre gerçekten...Hangi kelimeyi kullanacağımı bilemedim ama anlamışsınızdır.Birini öldürecek olsam Ali'yi öldürürdüm.Ancak onu şimdilik öldürmeyeceğim,

Sebebini biliyorsunuz;Darrin'in ölümünden sonra okul bu konuda daha dikkatli olmaya başladı.Gerçi Ali'nin ölümünden sonra muhtemelen tek şüpheli ben olmam,okuldaki kızların en az yarısı ondan nefret ediyor.Ancak onlar Ali'yi öldürürler miydi, sanmıyorum.

Nihayet pencerem tamir olmuştu,artık odamda yatabilirdim. Yatağımda yatmayı o kadar özlemiştim ki...Aslında direkt odamı özlemiştim:duvardaki küçük rengarenk ampulleri, yatağımın başlığındaki yıldız çıkartmalarını,çikolatalı kurabiye kokulu mumlarımı...En önemlisi sessizliğini,ebeveynlerimle yatarken sesten uyuyamıyordum.Ya horluyorlardı ya da öpüşüyorlardı,arada sırada osuruk sesleri de geliyordu ama nadiren.Yatağıma girdim ve ayıcıklı battaniyemi üzerime örttüm.Yumuşacık yatağımda uyumak ne güzeldi...

Odamdaki yatağımda uyumak güzeldi ancak gördüğüm rüya için aynı şeyleri söyleyemezdim.

Bay Jaquen ve Bayan Luth evleniyordu.Bayan Luth,gelinliği içinde tıpkı bir peri kızı gibiydi.Ama Bay Jaquen her zamanki gibi tipsizdi.Ben onların düğününe gitmiştim,üzerimde de Chicago yazan tişörtüm ve altımda kareli eşofmanım vardı.

Üsteki ayağımda ayakkabılarım değil,köpekli terliklerim vardı!

Bay Jaquen de o halimi gördü ve "Hahahah!PeneLÖP, giyecek başka bir şey bulamadın mı?" dedi.Bay Jaquen her zaman her yerde aynıydı! Bayan Luth da "Aynen,aşkımmmm." Dedi.

O sırada yanıma Albert geldi,üzerinde şık bir gömlek ve pantolon vardı.Bana ters ters baktı ve o da güldü. O bana gülünce ben de onu ittim,itince de ortadan bir anda kayboldu.

O kaybolduktan sonra arkamdan biri fısıldadı : "Yana dön!".

Onu dinledim v e döndüm,o sırada Bayan Luth ve Bay Jaquen yavaşça birbirlerine yaklaşıyorladı.Daha da yaklaştılar ve...

Tam öpüşeceklerken uyandım.Terlemiştim ve uykum kaçmıştı.Lavaboya gittim ve kendime bir süre baktım. Üstümde Chicago yazan tişörtümle siyah ceketim vardı. Altımda da kareli eşofmanım vardı.Lavabodan çıkıp mıutfağa gittim ve bir bardak su içtim. Sonra odama gidip ceketimi çıkardım.Yatağıma uzanıp yattım.

(Albert'ın ağzından)

Sabah ilk uyanır uyanmaz telefonuma bir bildirim geldi.Biri Telegram grubumuza bir şey atmıştı.Gözlüğümü takıp okudum.Mesajı Franklin göndfermişti.Mesajda ormanda bazı ayak izlerine ratlandığını ve bu ayak izlerinin katile ait olduğunu söylüyordu.Ayak izlerini incelemişler ve katil hakkında iki şey bulmuşlar :Katil 38 numara giyiyordu ve Vans marka ayakkabı giyiyordu.Doğru ya,Penelope sürekli dama desenli Vans ayakkabı giyiyordu ve bir keresinde ayağının 38 numara olduğunu söylemişti.Kahvaltımı yaparken Penelope'nin ne yapmasının gerektiğini düşündüm: Vans ayakkabıları giymeye devam ederse mi sıkıntılıydı,yoksa onları giymeyi birden bırakırsa mı sıkıntıydı? İki şekilde de şüpheliydi.Umarım okulda başka Vans ayakkabı giyen vardır da Penelope'den hemen şüphelenmezler.

Okulda gittiğimde herkes ayakkabı olayını konuşuyordu. Bazılarının ayakkabılarına baktım.Bazı ayakkabıların hangi marka olduğunu anlayamadım,anladıklarımın da logosu üstündeydi.Bana gelirse,ben hayatımda hiç Vans giymedim.

Hala da giymiyorum.Penelope yanıma geldi,ayaklarında Vans ayakkabıları vardı.O da tıpkı benim gibi ayakkabılarını giyip giymeyeceğine karar verememişti.Yanımızdan bir kız grubu geçti.Penelope'nin ayakkabılarını görünce korkup yanımızdan gittiler.Penelope bu ayakkabıları giymeyi bırakmalıydı... Peki ya birden bırakınca onun "Kara Tırpanlı" olduğunu anlarlarsa? (Evet, "Kara Tırpanlı" ismi artık ikimizin arazında değildi. Haberlerde de Penelope'den tırpanının gövdesi siyah diye "Kara Tırpanlı" diye bahsediyorlardı.)Bazı kişilerin daha ayakkabılarına baktım.Bir erkek siyah Vans ayakkabı ve bir kız da mor Vans ayakkabı giyiyordu.Bunu göründe rahatladım,sadece Penelope'den şüphelenmeyeceklerdi.

Öğle yemeğinde mor ayakkabılı kız ve Charissa kavga etti.

Sebebi de;mor ayakkabılı kız,(ismi Viola'ymış) Charissa'nın üzerine yemeğini döktü.Bilerek dökmedi aslında,yemek tabldotudu onun üzerine düşürdü.Charissa da süt şişesini açtı ve sütü Viola'ya fışkırttı.Sonra ikisi de müdüre gitti.

Charissa ve Viola daha önce de bir gerginlik yaşamışlar. Charissa, bir keresinde gazeteye Viola hakkında kötü şeyler yazmış.Kötü şeyler dediğim: Viola'nın hakkında utandığı bir hastalıktan bahsetmiş.Bir de sırf hiç dışarı çıkmıyor diye ona "ucube" demiş.(Oysaki Viola'nın güneşe alerjisi varmış.)

Okuldakilerden bazılar,Viola'nın Charissa'dan intikamını onu öldürerek alabileceğini düşünüyor.Çünkü onlara göre Viola "Kara Tırpanlı" olabilirdi.(Sebebini biliyorsunuz.)

Okulda Penelope ile yanyanaydık evet ama pek cinayet konuşmadık.Penelope'nin bir sonraki kurbanında kim olabileceği hakkında bir fikrim yok.Ancak Charissa'yı öldüreceğini düşünmüyorum.

Viola,Charissa ve ayakkabı olayı dışında pek bir şey yoktu.

Akşam eve gidince de fen bilimleri ödevimi yaptım.Fen bilimleri demişken,öğretmenimiz Bay Haaruh'tur.Neşeli ve eğlenceli bir öğretmendir.Ara sıra deneyler yaptırır ve fazla ödev vermez.İlginç bir hayat hikayesi yoktur ama.(150 ülkeye gitmemiş veya başka bir ülkede doğmamış)Bir de öğretmen-lerimiz arasında en genç, o.Yanlış hatırlamıyorsam 25 yaşındaydı.Öğretmenlerimin yaşını tam bilmiyorum ama Bay Jaquen'in de 28 yaşında olduğunu biliyorum.Bayan Luth'da sanırım Bay Jaquen'den gençti.Bay Guterson ile Bayan Popperstunt 40 yaşını geçiyor.Bayan Earth de ya Bay Jaquen ile aynı yaşta ya da ondan yaşlı.Ama 35'den küçük. Of, öğretmenlerin yaşından banane,testimi çözmeliyim.

Ertesi gün...

Aralık ayına çok az kaldı ve kar yağmaya başladı.Çok kar yağmadı ama ilerleyen zamanlarda yağacağı görülüyor.

Kış aylarını pek sevmesemde karın yağmasına bayılıyorum.

Kardan adam yapmak çok eğlenceli geliyor.Ama çoğu çocuğun aksine kartopu oynamayı sevmiyorum.Ne garip,savaşlar ilgimi çekiyor ve savaşları araştırmayı seviyorum.Ama kartopu gibi masum bir şeyi sevmiyorum.Sevmememin de bir nedeni yok,

Bazen insanlar bir şeyi sebepsiz sevmiyor.İşte bu da öyle bir şey.Kışın karın yağmasını izlerken sıcak çikolata içmeyi çok seviyorum.Ailem sıcak çikolatayı kakaolu içecek tozun süt ekleyerek yapmaz,çikolatayı eritip üstüne sıcak süt ekler.Bu yöntemi daha çok seviyorum,daha "çikolata" tadı alıyorum.

Kışın bazen termosuma sıcak çikolata koyup okula götürürüm.

Termosumun bardağı var,böylece Penelope ile paylaşabili-yorum.Zencefilli kurabiyeleri de severim ama çikolatalı kurabiye kadar sevmem.Kış aylarında televizyonda hep "kış aşkları" temalı filmler olur.Ben tabiki de izlemem. Neden her mevsim aşk oluyor ki? Kış aşkları,bahar aşkları,yaz aşkları,

Sonbahar aşkları...İnsanlar bir mevsim de aşık olmasınlar,ne olur ki sanki? Aşka karşı bir nefretim yok ancak aşkın gözümüze bu kadar sokulmasına sinir oluyorum.Her şeyde aşk var! Aşk mevsimi,aşk kurabiyesi,aşk kitabı,aşk şiifri,aşk kalemi, aşk ayı,aşk filmi...Bazen Penelope'ye hak veriyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.