Kitabı okurken dinleyebileceğiniz müziklerin olduğu bir spotify playlisti oluşturdum:
İsmi: Penelope's Playlist
"Bayan Brönne,şunu söylemeliyim ki...Kızınız gerçekten çok zeki." "Evet...Farkındayım.Ders notlarından belli oluyor."
"Fakat ders notları ile zeka ölçülemez.Ancak davranışlarının arkadaşlarından farklı olmasından zeki olduğunu anlayabiliriz.
Yaşına göre oldukça mantıklı düşünüyor." "Peki evde sergilediği saçma hareketler?" "Karakter yapısı ve sadece 14 yaşında olması bunu açıklıyor.Kızınız diğer çocuklardan zeki olabilir.Ancak o da bir çocuk ve ergenlik çağında." "Kızımızın zeki olması bizim için faydalı.Aptal bir çocuğu ne yapalım?"
"Kızınız sırf zeki diye ona baskı yapmayın veya ondan faydalanmaya çalışmayın ama." "Merak etmeyin,biz öyle bir aile değiliz zaten." "İyi bari." Zırrr! "Okul zili çaldı,Penelope'yi almaya gideyim." "Peki,tanıştığımıza memnun oldum." "Ben de ...Görüşürüz."
Rachael Brönne-Penelope Brönne'nin annesi- müdürle olan görüşmesinden sonra Penelope'yi almaya gitti.Penelope annesini görünce yanına koştu hemen ve "Tahmin et sınavdan kaç aldım?" diye sordu.Bayan Brönne,bir yandan kızının kumral ve dağınık saçlarını okşarken bir yandan da sordu:"0 ile 100 arası mı?".Penelope de parmaklarıyla sırayla "1" "0" ve bir tane daha "0" işareti yaptı.Ela rengi gözlerini kocaman açtı ve "Anlamışsındır..." dedi kısık bir sesle.Bayan Brönne de cevap verdi: "Anladım.Senden de zaten bu beklenir."dedi.
Gülümsüyordu.Sonra da müdürle olan konuşmasından bahsetmeye başladı: "Müdür bana senden bahsetti.Çok zeki olduğunu söyledi.".Penelope de gülümsedi ve "İnanmam." Dedi."Bana evde hep aptalca hareketler yaptığımı söylüyorsun ve genelde yetişkinler çocuklar hakkında kötü şeyler söyler."Bayan Brönne de "Hiçte bile!" dedi.Penelope de itiraz etti.Bayan Brönne de bağırdı:"Yalan söylüyorsun!".Penelope yine gülümsedi ve "Ayrıca,yaptıklarınızı da kabul etmiyorsunuz!" dedi.Burada sadece annesini değil,genel olarak yetişkinleri kastediyordu.Bayan Brönne de bir yetişkindi ve yetişkinlerin Penelope'nin söylediği gibi olduğunu düşünmüyordu. "DIIT!Bu da yanlış!"Penelope "Demiştim,kabul etmiyorsunuz işte!Başka ne var?".Bayan Brönne sıkılmıştı."Başka bir şey yok."dedi.Penelope güldü "Yetişkinler."Penelope her şeye gülen bir kızdı.Ancak annesi bu huyuna sinir oluyordu.Böyle konuşurken okulun yakınlarında bulunan arabalarının yanına gelmişlerdi.Arabaya bindiler.Direk eve gitmeyeceklerdi ama.
Yol üstüne Mikael Brönne'nin -Penelope'nin babası-çalıştığı hastane vardı.Hastaneye doğru giderken Penelope dışarıyı izledi.Sıra sıra ve rengarenk olan binalara bakıyordu.Bina olmalarına rağmen gayet hoş görünüyorlardı.Bu hoş görünen binaların ardından hasteneye vardılar.Büyük bir hastaneydi burası ve gayet kalabalıktı.Bir süre Bay Brönne'yi beklediler.
Sonra kalabalığın arasından uzun boylu,siyah yanlara ayrılmış saçları olan biri göründü.Bu Bay Brönne'ydi.Bay Brönne'nin aynı zamanda üstünde mavi bir gömleği vardı.Doktor önlüğü hala üzerindeydi ve elinde bir çanta vardı.Bayan Brönne onu görünce arabadan çıktı.Ufak çaplı sevgi sözlerinden sonra öpüştüler.Bu sırada Penelope onları izliyordu.Midesi bulanmıştıu.Kendisi 14 yaşındaydı ve sınıf arkadaşlarının sınıfta sevgilileriyle öpüşmelerine rağmen Penelope öpüşmekten tiksiniyodu.Öpüşen insan görünce resmen öğürüyordu!Dolayısıyla anne ve babasının öpüşme anı onun pek hoşuna gitmemişti.Ayrıca sevgi sözleri de onu sinir ediyordu.Anne ve babası birbirlerine sevgi sözleri yağdırırken Penelope çan sıkıntısından yanlarına geldi.Babası onu selamladı ve ona elindeki çantayı uzattı Bu turkuaz-yeşil tonlarında bir postacı çantasıydı. Penelope bu çantaya bayılmıştı.Babasına sarıldı ve ona teşekkür etti.Babası onun saçlarını okşamak istedi ama Penelope birden Michael'in bileğini tuttu ve "DOKUNMA!" diye bağırdı.Penelope,insanların onun saçlarına dokunmasından nefret ediyordu.Zaten dağınık saçlarına pek dokunan yoktu ama işte...Annesi Penelope'nin hareketine sinirlendi ve ona bağırdı.Babasının ise suratı asılmıştı ve üzgün bir ses tonuyla sadece "Kızım..." demişti.Penelope birden düzeldi ve normal bir ses tonuyla "Ne var?" diye sordu.Annesi ona dik dik baktı.
Eve dönerken yol boyunca konuşmadılar.Eve gelince Rachael,yemeği yapmaya başladı.O yemek yaparken,Penelope'de üzerini değiştirdi.Üzerinde "Ghost" yazan bir tişört giymiştiPenelope bu tür korku şeylerine ilgi duyuyordu.Zaten dolabı da vampirli,hayaletli veyaz cadılı kıyafetlerle doluydu.Penelope giyindikten sonra annesi onu yemek için çağırdı.Pilav ve bir çeşit çorba yapmıştı.Bütün aile sofraya oturunca sohbet etmeye başladı.Penelope gününden bahsetti.Annesi de o gün kendisine gelen hastalardan bahsetti.Kendisi bir psikolog olduğu için hastalarının da haliyle psikolojik sıkıntıları vardı.Mesela bir hastasının yeme bozukluğu vardı.Asla doğru düzgün yemiyor ve zayıf olmak için uğraşıyordu.Penelope,annesi o hastasından bahsederken "Bu çok aptalca!" dedi.Annesi de "Niye bir hastalık aptalca olsun ki?" diye sordu.Penelope de anlattı:"Sırf sözde zayıf olmak için kendilerini sürekli aç bırakıyorlar.Sonra saçları dökülüyor veya hastanelik oluyorlar.Durumları böyle kötüleşince de suçu başkalarına atıyorlar.'Hepsi sizin suçunuz.Beni bu hale getiren sizlersiniz.'İnsanların zorbalıklarına dayanamayıp zayıflamak isteyebilirsin.Ancak zayıflamak istiyorsan beslenmene dikkat edip spor yapmalısın.
Böyle insanlara bunun bir aptallık olduğunu birileri söylemeli.Ancak o insanlar anlayamaz ki?Çünkü protein eksikliğinden kafaları çalışmıyor." Aslında Penelope çoğu hastayla dalga geçiyordu.Rachael de genelde ona kızıyordu ancak bu sefer duygulandı.Mikael Rachael'e ne olduğunu sordu.Penelope de o sırada yemeğini yedi ve çorba ile pilavın lezzetli olduğunu söyledi.Sonra da kalktı.Odasına geçti ve en yakın arkadaşı olan Albert'a mesaj attı.
P:Ne yapıyorsun?
A:Oturuyorum ve tarih ile ilgili film izliyorum.
P:Sence ne yapayım?Şuan aklıma hiçbir şey gelmiyor.
A:Bilmem.İzlediğim filmi izleyebilirsin diyeceğim ama sen tarihi pek sevmiyorsun.
P:Aynen.Tarihi biraz sıkıcı buluyorum.Film olarak polisiye veya korku daha çok ilgimi çekiyor.
A:Ne yazık ki önerebileceğim bir tarih veya korku filmi yok.
P:Neyse,ben yapacak bir şeyler bulurum.
Albert'ın Ağzından
Ben Albert Sun.Neyden bahsedebileceğimi bilmiyorum.Ama tarihi çok seviyorum.Özellikle 2.Dünya Savaşı ilgimi çekiyor.
14 yaşındayım ve Zürich'te doğdum.Ama ailem Avusturyalı.Onun dışında 1.74 boyundayım ve gözlük takıyorum.Penelope'nin de en yakın arkadaşıyım.(Gerçi başka arkadaşı var mı emin değilim.)Nasıl arkadaş olduğumuzu hatırlamıyorum.Sanırım ikimizin de ders notları çok iyi diye arkadaş olduk.Birbirimizden başka arkadaşımız yok.Bu yüzden hep birlikte takılıyoruz.Haliyle sınıftaki neredeyse herkes bizi sevgili zannediyor.Bu rahatsız edici bir durum ama neyse ki Penelope tepki eriyor bu duruma.Zaten bir sevgilim olsaydı da bu kişi Penelope olmazdı.Penelope pek öyle aşık olunacak bir tip değil.Ama yine de seviyorum onu,arkadaş olarak tabi.
P:Babam bana yeni bir çanta aldı.Onu boyayım bari...
A:Neden boyayacaksın ki?
P:Yani...Fena görünmüyor ancak çok basit ve sade .
A:Boya o zaman.
P:Hey!Yarın okul sonrası gezmeye gidelim mi?Yeni bir alışveriş merkezi açılmış.
A:Olabilir.Ailemden izin alayım.Ona göre biraz para isterim.
P:Benim kendi param var.
A:Benimkiler de muhtemelen verir bir miktar.
P:Tamam.Yarın görüşürüz.
Yazarın Ağzından
Penelope dağınık saçlarını toplayıp topuz haline getirdi.Sonra boyalarını ve fırçasını çıkardı.Penelope,"Komşum Totoro" adlı animeyi çok seviyordu.Ve onu çizmek istiyordu.Tam fırçayı çantaya değdirirken resim çizmede iyi olmadığını hatırladı ve resim çizmek yerine yazı yazmaya karar verdi.Ancak Penelope "Toronto" ve "Totoro" kelimelerini karıştırıyordu ve ikisi bambaşka şeylerdi.Penelope hangisinin istediği şey olduğuna bakmak için telefonunu eline aldı.Ancak tam o sırada telefonunun şarjı bitti.Penelope bir anda sinirlendi ve telefonunu bir kenara fırlattı.Sonra tabletini aradı ancak babasının tabletiyle işi olduğunu hatırladı.Penelope de aklından gçeni yaptı ve "Komşum Toronto" yazdı.Oldukça güzel bir şekilde yazmıştı ancak bir sıkıntı vardı.Yazdığı şey bir anime karakterinin ismi değil,Kanada'nın bir şehrinin ismiydi.Ne yazıkki Penelope bunu yazdıktan sonra öğrendi.
Çantaya yazıyı yazarken bir yandan telefonu şarj oluyordu.Çantayı boyamayı bitirince telefonunu almıştı ve araştırma yapmıştı.Yanlış yazdığını öğrendikten sonra bir mendille yazıyı silmeye çalışmıştı ancak bir türlü geçmiyordu.Üstelik yazı da çirkinleşmişti.Sinirden çantayı bir kenara fırlattı ve "APTAL ÇANTA!" diye bağırdı.Sonra etrafa tekmeler ve yumruklar savurmaya başladı,bir yandan da saçlarını yoluyordu.Yatağını üzerine çıkıp depelendi sonra aşağı atlayıp duvara sert bir yumruk attı.O an eli çok acıdı ve küfürler savurmaya başladı.Sonra büyük bir çığlık attı.
AAAAAAAAAAH!!!
Sesi duyan babası,Rachael'e "Hayatım,bu kız yine delirdi." Dedi.Rachael ise o anda kitap okuyordu.Mikael'e bile dönmeden "Umrumda değil." Dedi.Mikael sinirlenmişti."Ne demek umrumda değil?".Mikael,Penelope'nin yanına gitmek üzere ayağı kalktı.Rachael de "Yanına gitme şimdi,birazdan sakinleşir!"dedi.Ama Mikael,Penelope'nin yanına gitti.O sırada Penelope,odasındaki tüylü halının üstüne oturmuş,hızlıca nefes alıp veriyordu.Babası içeriye girdiğinde yüzünü ona doğru çevirdi.Yüzü kıpkırmızı olmuştu ve terlemişti.Babasdı yanına oturdu ve neden sinir krizi geçirdiğini sordu.Penelope de "Çantam..." dedi.Nefes alıp vermekten doğru düzgün konuşamıyordu."Çantam...İstediğim gibi olmadı."dedi ve sonra ağlamaya başladı.Babası elini onun omzunun üzerine koydu ve "Çantanı göstermek ister misin?"diye sordu.Penelope sessizce bir kenara fırlattığı çantasını aldı ve babasına verdi.Babası üzerindeki yazım hatasına ve etrafa saçılmış boyalara göz attı ve "Bir şey olmaz.
Yıkarız ve geçer.Olmadı yeni bir tane alırım."dedi.Penelope sessizce teşekkür etti ve yatağına uzandı.Babası onu öptü ve yanından ayrıldı.
Rachael'in duygulanma sebebi onun da hastasıyla aynı sıkıntıyı yaşamasıydı.Kurtulmaya çalışıyor ama bir türlü beceremiyordu.Penelope'nin söylediği şeyleri de kendisine hakaret olarak algılamıştı.
Merhaba,bu benin yazdığım kitabın ilk bölümüydü.Ne düşünüyorsunuz? Karakterleri beğendiniz mi? Okuduktan sonra kitap hakkında yorum yaparsanız çok mutlu olurum:)