7-8 yaşlarında bir kız çocuğdum...
Güneşli günleri çok severdim bana mutluluk ve şans getirdiğine inanırdım hep.
Böyle güneşli bir günde yengemlerin bahçesinde annem,ben ve diğer yengem toplanmış yapılabilecek en harika pikniği yaptığımızı sanıyordum...
Yengem köz patates yapmak için beni ve benden 5 yaş büyük uğursuz kuzenimi onların evine yollayıp bizden patates getirmemizi istediler.
Bizim ora köy gibi bir yerdi evlerin arasında uzaklık farkı çok fazlaydı.
Uğursuz kuzenim önde ben arkada -tabii başıma geleceklerden haberim yok- hoplaya zıplaya mutlulukla yürüyordum.
Birşeyler anlatıyordum uğursuz kuzenime neşeyle. Bilirsiniz okulla ilgili şeyler anlatıyordum. Uğursuz kuzenim birden sözümü kesti. Karanlık bir seste "sana bir sır vermemi ister misin?" Dedi. Daha da mutlu olup ellerimi çırptım ve "olurr" diye bağırdım.
Bu konuşmadan sonra sessizce ilerledik. Gideceğimiz evde çatı vardı ve patatesleri oraya saklıyorlardı. İkimiz birden çatıya çıktık ve patatesleri aldık.
Merdivenin sonunda "sana bir sır vereyim öyle mi?" dedi. Korktum ama onaylayan sesler çıkarıp saf saf gülümsedim.
Birden eşofmanını indirip bana sadece aç dedi o an öylesine şok olmuştum ki saf gibi onun dediklerini yaptım.
Her seferinde bittiğini sanıyordum ama o pislik beni bırakmıyordu. Bir yandan da acıyordu ama fiziksel olarak değil ruhsal olarak...
En sonunda bitti ve bana pislik pislik gülerek "bunu kimseye söyleme tamam mı?" Dedi. Patatesleri alıp çıktık. Hoplaya zıplaya giden ben büyük bir yaşta dönmüştüm... Annemlerin yanına vardığınızda hemen annemin yanına oturup ona sarıldım.
Patesleri verdi ve o uğursuz da oturdu. Ona bakıyordum sadece hüzün içinde.
Annem "birşey mi oldu?" Diye sordu. Hiçbir şey söyleyemedim sadece "hayır" diye bildim. Bana döndü ve iğrenç gülümsemesiyle göz kırptı. Bu böyle yıllarca devam etti ve ben saf gibi hiçbir şey söyleyemedim. Söylersem babam katil olur diye düşündüm. Artık söylemem de zaten. O uğursuz o gün neşeli küçük bir kızı öldürdü. Artık güneşli günler bana haram gibi geliyordu. Nefret ettim herşeyden. Birdaha hiç hoplayıp zıplamadim. Birdaha hiç ellerimi çırpmadim. Birdaha hiçbir erkeğin sırrını kabul etmedim... Ve o günden sonra çocukluğumu yaşayamadım...
En kötüsü de bizim evimize gelip soframizdam yemek yemesi. Babamın hiçbir şey bilmeden onunla gülümsemesi.
Ben artık yağmurlu havaları seviyorum. Ben artık kimseye güvenmiyorum. Ben artık mutlu değilim neden mi?
O PİS YARATİK YÜZÜNDEN....





