Yüzümde hissettiğim ıslaklık ile gözlerimi araladım. Karşımda gördüğüm ağaç dalları ve karanlık gökyüzüyle, şaşkınlıkla yerimden kalktım.
Ne olduğunu anlayamıyordum. Son hatırladığım şey sıcak yatağımda uyumaya çalışmamdı. Şimdi ise yağmurlu bir gecede büyük bir meşe ağcının altındaydım.
Etrafa göz gezdirdim ve bir parkın içerisinde olduğumu fark ettim. Neredeyse yirmi adım önümde parkın çıkışını gördüm. Ne yaptığımın farkında bile olmadan tamamıyla iç güdülerimle hareket edip, hızlı adımlarla parkın dışarısına çıktım.
Beni uzun bir sokak karşılıyordu. Sokakta kapalı kapılarıyla alışveriş alanları ve evler vardı. Sokak lambaları sayesinde ortamda loş bir ışık vardı. Sokak boyunca devam eden Arnavut kaldırımı ve etraftaki çoğu ev ahşaptan yapılmış olması, bana tuhaf hissettirdi. Bu haliyle benim yaşadığım şehre hiç benzemiyordu. Burası her ne kadar içinde yaşam var gibi dursa da sessiz ve kasvetliydi.
Bana korku filmlerindeki terkedilmiş kasabaları hatırlattı. Bu düşünceyle vücudumda soğuk bir ürperti geçti. Nasıl bir durumun içinde olduğumun farkına varmamla daha fazla korkmaya başladım.
Karanlık bir gecede, nerde olduğumu bilmediğim ve nasıl geldiğimi bilmediğim bir sokakta, tek başıma yani sanırım öyle, eve nasıl gideceğimi bilemeden duruyordum.
Artık kalp atışlarımı tüm vücudumda hissede biliyordum. Çaresiz bir şekilde birkaç adım attım. Az önce çiseleyen yağmur şimdi daha büyük damlalar halinde yere düşüyordu. Bedenim üşümeye başlamıştı. Havanın soğuk olduğunu yeni hissediyordum sanırım bunun sebebi çok fazla korkmamdı.
Bir anda duyduğum iki kişiye ait konuşma sesleriyle nutkum tutulmuştu. Korkuyla titreyip, ne yapmak gerektiğini bilmeden, olduğum yerde hareketsizce duruyordum. Konuşma seslerinin bir kadına ve erkeğe ait olduğunu anlayabiliyordum.
Olduğum yerde birkaç saniye öylece durmaya devam ettim. Yaptığım şeyin saçmalığını fark ederek, saklanmak için kendime bir yer aramaya başladım.
Gözüme çaprazımda olan apartmanın giriş kapısı çarptı. Apartmanın ahşap kapısı benim geçebileceğim bir şekilde aralıktı.
Hızlı adımlarla Apartmana ilerleyip, içeriye adım attım. Bunu yaptığıma ilk anda pişman oldum, içerisi çok karanlıktı.
"Merhaba Mia " yabancı bir sesin ismimi söylemesiyle yerimden sıçradım. Ağzımdan çıkacak olan çığlığı avuç içimi ağzıma bastırarak engelledim.
Kalbimdeki korkuyla arkamı hızla döndüm karanlıkta parlayan iki çift karanlık göz gördüm sadece. Saniyeler içerisinde kırmızı gözler bana yaklaştı ve hızla kapıdan dışarı çıktı. Dışarıya baktığımda simsiyah bir kediyle karşılaştım.
Az önce bana seslenen kişinin kedi olma olasılığı, benim açımdan sıfırdı. İçeride başka biri olması düşüncesi ile buradan çıkmak için adım atacakken seslerin çok daha yakınımda olduğunu fark ettim.
Tahmin ettiğim gibi sesler bir adam ve kadına aitti. Tuhaf kişilere benziyorlardı. İkisinin de üzenlerin de
Uzun siyah pelerin vardı. Adımları apartmanın önünde durdu. Yüzlerine vuran loş ışık nedeniyle görüntüleri çok fazla net değildi.
"Bunu yapabilir mi emin değilim. "
Dedi kadın karşısındaki adama dönerek. Her an beni fark edebilirlerdi. Bu gerçekle kalbim neredeyse duracaktı.
Adam karşısında ki kadına kendinde emin bir şekilde baktı. "Endişe etmene gerek yok. Onu biz büyüttük." Adam cümlesini bitirmesiyle, nerde olduğumu biliyormuş gibi Apartmana baktı. Tam o anda, kapının aralığından gözlerimiz buluştu.