Uyandığımda başım dönüyordu, odanın ışığı gözlerimi açmama engel oluyordu, yatığım yerden doğruldum altımdaki rahat yatağı ve odanın içindeki altın dekorasyonu yeni–yeni fark ediyordum, kalktığımda ilk yaptığım şey gövdemi kontrol etmek oldu, bıçak yarası yoktu yada eski kanla kaplı kıyafetler, aslında... bu beden bile benim değildi, ayağı kalktığım an sendeledim, bu beden neden bu kadar hafif? Aynadaki kişiyi tanımıyordum, narin yüz hatları, siyah saçlar, siyaha yakın gözler ve bedenden yayılan garip ama tatlı bir şeftali kokusu vardı, beden o kadar garip hissetiriyordu ki bu anı sindirmek için uzun bir ana ihtiyacım oldu... aynadaki yansımamı seyrederken başıma ağrıyla karışık benim olmayan anılar giriyordu.
.
.
.
Gözlerimi tekrar açtığımda tekrar yataktaydım, başımda endişeli gözlerle bakan bir kadın vardı sonradan öğrendim ki bayıldığımda beni Marin yani kişisel hizmetlim bulmuş beni.
Ben önceki hayatımda iğrenç işler yapan aciz biriydim, para için hırsızlık da yapardım, adamda öldürürdüm... şimdi öğreniyorumki genç bir prensin bedenindeyim, beni sevmeyen bir kocam, kocamı elimden almaya çalışan üvey karfeşim ve bu genci yani Albert seven imparator bir babası olduğu ve 【Omegaver】denilen bir evrendeyim, bu da yetmiyormuş gibi Omegayım, yani ikinci cinsiyetim kadın, bedenin garip hissetirme nedeni buydu demek, aşağıda bir vajinamın olması beni baya şaşırtı açıkcası, bu evren baya garip... bu anılar her dakika baş ağrısıyla hafızama kazınyor.
.
.
.
Alber'in bedenini ele geçirmemin üstünden 2 ay geçti, sözde kocam İlay'ın peşinde köpek gibi dolaşmayı bıraktım bari bu hayatımda birinin köpeği olmayayım, tabi birden kocam İlay ve kardeşim Jason olan takıntılı davranışlarımı kesince bütün gözler üstüme dikildi, buna aldırış etmeden paranın keyfini çıkarmaya başladım, arada babamın yanına şahmat oynamaya gidiyordum, değer görmein güzel bir şey olduğunu hatırlamak hoşdu.
"Marin, ben bu kadar aptal bir ptensmiyim?"
Alber beyaz, altın iplik dokumalı koltuğuna uzanmış, Marin'in getirdiği kurabyeleri yiyordu.
"Kabul ediyorum, Kuzeyin soğuk prensi İlay, çok yakışıklı, çok güçlü, hemde Alfa... ama sanki köpek olmaya değmezdi hm?"
Marsel çaresizce Albert dinliyor ve çay sunumu yapıyordu, yersiz bir şey söyleyip prensin sinirini bozmaya hiç niyeti yok, Albertin normalden daha sakin olduğunun farkında ama tetikte olmak lazım.
"O ikisi yüzünden manyak oldum..."
Bunu Marine değil de daha çok kendisine söylüyor, İlay ile babası sayesinde evlendi o kadar çok istediği kişiyi zorlada olsa aldı ama biraz bile karşılık göremedi, üstüne kardeşiyle aldatılıyordu yani İlay'ın Jasona daha bariz bir ilgisi vardı...
Alber anılarını gözden geçirirken sesli düşünüyordu, Jason sözde saf ve masum bir omega ama kapalı kapılar ardında tam bir yılan, Alberti her an kışkırtıyor, prensin bu kadar saldırgan olmasına şaşmamalı, manyak etmiş çocuğu.
"O yılanında infazını vericem bi gün..."
.
.
.
Albert fark etmesede İlay senin etrafında dolaşmamandan rahatsız olmaya başlamıştı bile, bir gecede kaybettiği ilgiyi arıyordu.
.
.
.
Albert'in geçmişye istediği herşey şimde elindeydi ama alışkanlıklardan zor kurtulursun.
Önünde sınırsız yemeği vardı ama sonra için saklardı.
Sıcak, rahat bir yatağı var ama o tanısık titreme bazı geceler tüm bedenini sarardı.
Güvenlik dolu bir sarayda yaşıyor ama yastığının altında hançer olmadığı geceler uyuyamıyor.