İçeriğe geç

Kaderin yankıları

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kaderin yankıları

Bölüm 2

2. Bölüm

(Liora’nın ağzından) Uyuyamadım. Yatağa uzandığımda gözlerimi kapatsam bile o an, Kael’in gözlerinde yakalanıp kalmış bakışım yeniden beliriyordu. Mavi değildi, yeşil değildi… bir renk vardı onda, tarifi yoktu. Sanki karanlık suyun altındaki yıldız tozunu görüyordum. Başımı yastığa gömdüm, derin nefes aldım. “Bunu neden bu kadar düşündün, Liora?” dedim kendi kendime. Daha ilk gün, daha ilk tanışma. Ama işte… bazı şeyler mantıkla açıklanmaz. O an odanın bir köşesinden hafif bir “çıt” sesi geldi. Başımı çevirdiğimde pencerenin altındaki küçük taş parçası hafifçe titriyordu. Bu… normal değildi. Elimi uzatmamla birlikte taş, avucumun içine doğru kaydı. Ve kulağımın derinliklerinde yankılanan o ses… “Yaklaşan adımlar var, dikkatli ol.” Bir an ayağa fırladım, kalbim delice atıyordu. Odanın kapısını kontrol ettim, kilitliydi. Arkadaşlarım derin uykudaydı. Sanki sadece bana söylenmiş, sadece benim duymam gereken bir uyarıydı bu. (Kael’in ağzından) O gece uyumak yerine kütüphanenin kapalı bölümünde dolaştım. Herkesin bilmediği geçitleri ben bilirdim. Neden mi? Çünkü burası benim evim gibiydi. Çocukluğumdan beri bu akademinin duvarlarında yürüdüm, gölgeleri dinledim. Ve dün… o kız. Liora. Ona bakınca, yıllardır susturulmuş bir hatıra zihnimde kıpırdadı. Gözleri… bir şeyleri hatırlatıyordu bana. Ama neyi, çözemedim. Kütüphane raflarının arasında yürürken, eski dillerde yazılmış bir defterin açık sayfasında bir cümle gördüm: "Yankı, yankısını bulduğunda kaderin zinciri kırılır." Sayfayı kapatmadım. Çünkü biliyordum… bu cümle onu anlatıyordu. (Liora) Sabah olduğunda koridorlar alışılmadık bir şekilde hareketliydi. Fısıldaşmalar, meraklı bakışlar. Herkes aynı şeyi konuşuyordu: “Gece kuzey koridorunda yasak bölgeye biri girmiş.” İçimden “Kael…” dedim, nedense suçlunun kim olduğunu biliyordum. (Kael) Avluda onu gördüm. Kalabalığın ortasında, ama kalabalığa ait değilmiş gibi duruyordu. Yanına gitmek için adımlarımı hızlandırdım. “Liora.” Sesim onun adını söylerken bile garip geldi kulağıma. Başını kaldırdı, göz göze geldik. “Sen…” dedi hafif bir fısıltıyla. “Ben,” dedim gülümser gibi yaparak. “Sana söylemem gereken bir şey var. Ama burada değil.” O an, arkadan biri sertçe adımı bağırdı: “Kael! Müdür seni istiyor.” Onun gözlerinden ayrıldım ama içimdeki his açıktı: Bu, başlangıçtı. Elara Onun adını öğrendiğim andan beri içimde bir şeylerin değiştiğini hissediyorum. Sadece bir isim değil bu… bir yankı gibi, zihnimde dönüp duruyor: Kael. Gözlerimdeki sabırsızlığı fark etmiş olmalı, çünkü bana hiç bakmadan yürümeye devam etti. Neden böyle yapıyor? Sanki konuşursa, bir şey kırılacak aramızda. Merdivenlerden aşağı indiğimizde, Akademi’nin o soğuk koridorları yerini büyük salonun kalabalığına bıraktı. İnsanlar… gülüşüyor, konuşuyor, birbirini itekliyor. Her zamanki gibi bir curcuna. Ama o kalabalığın ortasında sadece onu izliyordum. O, ise… sanki kimse yokmuş gibi bana değil, karşıya bakıyordu. Bir an bile duraksamadan ilerliyordu. Tam yanına yetişmiştim ki, aniden durdu. Yüzünü bana döndü. “Beni takip etmeye devam edeceksen, en azından adını söyle.” Ses tonu sert değildi ama temkinliydi. Kael’in bakışlarında hem merak hem de belli belirsiz bir uyarı vardı. “Elara…” dedim sessizce. “Elara Veyren.” Gözlerinde küçücük bir kıvılcım belirdi. Ama hemen kayboldu. “Pekala Elara. Şunu bilmeni istiyorum… burası herkesin sandığı kadar güvenli değil.” Ne demek istediğini soramadan yürümeye devam etti. --- Kael Ona adını sormamam gerekirdi. Bu işin içine duygular karışırsa, kontrolü kaybedebilirim. Ama o kadar… dikkat çekici ki. Sadece görünüşü değil… Elara’nın etrafında, sanki başka bir ritimde akan bir zaman var. Bunu görmezden gelmem zor. Büyük salona vardığımızda, gözlerim kalabalığı taradı. Sadece bir anlığına, köşede duran o siyah pelerinli kişiyi gördüm. Ve işte o an, zihnime çakan gerçek: Onlar buradaydı. Elara’nın yanımda olduğunu unutmamıştım. Ama bu sefer onun varlığı, beni uyarmam gerektiğini hissettirdi. “Burası güvenli değil,” dedim. Ne kadarını anladı bilmiyorum. Ama bu kız… merak edecek. Fazlasıyla. Ve bu beni korkutuyor. Çünkü bazı cevaplar, geri dönüşü olmayan kapılar açar.

Bölüm sonu

2 yorum