Güne yüzüme vuran güneş ışınları ile uyandım ve uyandığım gibi lavaboya gidip yüzümü yıkadım lavabodan çıktıktan sonra okul formamı giyip aşağı indim annemle babam mutfakta kahvaltı yapıyorlardı
Anneme ve babama
"Günaydın"
Dedim onlarda aynı şekilde karşılık verdiler.Anne ve babamla kahvaltım bitene kadar sohbet ettim.Kahvaltımı bitirdikten sonra anne ve babamı öptüm ve dışarı çıkıp servisi beklemeye başladım.
Servis kısa bir süre sonra geldi serviste en yakın arkadaşım olan Aylin'in yanına oturdum.Aylin
"bugün kahvaltı etmedim okula gidince bir an önce kantine gidelim" dedi bense
"yok, gitmeyelim kantine gitmeye üşeniyorum" dedim
"Ya kızım hadi gidelim ben tek başıma sıkılırım"
"Off tamam gideriz"
dedim en sonunda
Biz öyle havadan sudan konuşurken servis okula geldi çantalarımızı sınıfa bıraktıktan sonra direk kantine gittik
"Derin hadi hızlı ol senin yüzünden sıra daha da kalabalıklaşacak"
"Of tamam Aylin sanki sıra uzun olsa ne olur 5 dakika daha fazla bekleyeceksin olsa olsa"
Aylin kantinden yiyecek bişeyler aldıktan sonra okulun bahçesindeki bankalara oturduk.
"Derin futbol sahasına bu saatte nasıl girmişler? Ve ayrıca o sahanın etrafına neden insanlar doluşmuş"
Aylin'in dediği şey üzere futbol sahasına baktım.Futbol sahasında okul takımı anladığım kadarıyla antrenman yapıyordu bu durumu garipsememiştim çünkü normalde zil çalmadan sahaları açmazlardı fakat onlar okul takımında oldukları için açmışlardı etrafındaki insanların nedeni ise büyük ihtimalle Yiğit'ti.
Yiğit okulda oldukça tanınmış birisi ve genellikle tanımadığı kişilerle konuşmayan biriydi. Yiğit'in dersleri gerçekten çok iyiydi ve Yiğit; başkalarına göre, çok yakışıklı denilecek kadar iyi bir yüzü vardı. Ayrıca Yiğit okul futbol takımının kaptanıydı. Yiğit'in babası ve benim babam arkadaş olduğu için onunla bir kaç yerde karşılaşmıştık fakat onunla hiç konuşmarmıştık. Fakat dediğim gibi okulda oldukça tanınmış birisiydi o yüzden herkes onu izlemek için sahanın etrafına geçmişti. Aylin'e
"Olul takımı antman yapıyor ve ayrıca etrafındaki insanlarda büyük ihtimalle Yiğit'ti izlemeye gelmişlerdir"
"Neyse o zaman sınıfa gidelim hadi"
"Ben de sana onu dicektim"
Bunu dedikten sonra ikimizde yerimizden kalktık ve sınıfa doğru yol aldık.Sıramıza geldiğimizde bir anda Aylin bana döndü ve
"Kanka sınavlar başlıyor bir an önce çalışmaya başlayalım yoksa sınıfta kalacağız" dedi.
"Abartma Aylin daha sınavlara iki aya yakın bir süre var ne sınava çalışması"
"Olsun, olsun biz şimdiden başlayalım biliyosun malum bizim notlar almış başını gidiyor"
"Tamam, başlarız sonra bize gelirsin bi ara"
Sonunda 6 tane tenneffüs zili çalmıştı ve sonuncu okul zili de çalmıştı ve okul bitmişti.
Eve geldikten sonra bir, iki saat odamda dinlenmiştim ondan sonra ise çalışan gelip yemek yiceğimizi söylemişti bense hemen aşağı inmiştim. Aşağıda annem ve babam bi konu hakkında konuşuyodu ben gelince yemek yemeğe başladık Babam söze girdi.
"Kızım seninle konuşmamız gereken bir konu var"
"Tamam, ne hakkında konuşacağız?"
"Bizim Yavuz Amca'nla ikimizin karşılıklı bir borcu var ve biz birbirimize ne yaparsak yapalım borçlu hissediyoruz bu yüzden bir karar aldık ama umarım siz karşı çıkmazsınız"
"Baba ne kararı aldınız? Kim neye karşı çıkcak?"
"Kızım Yavuz Amca'nın oğlu Yiğit ile seni evlendirmek istiyoruz çünkü bu can borcu yüzünden ancak bu şekilde birbirimize bişeyler emanet ederek ödemiş hissederiz diye düşündük"
"Baba sen ne diyosun, ne can borcu? Hem ben o çocukla evlenmem çocuk doğru düzgün konuşmuyor
bile. Ve ayrıca belki kötü biri nasıl bişey bilmeden tanımadığın birine emanet edebilirsin?"
"İşte bu yüzden sizi bir birinize emanet ediyoruz.Çünkü canın ne kadar değeli olduğunu ikimizde bir kez daha öğrendik. Ve prensesim, benim Yiğit'i tanımadığımı nerden çıkardın? Ben Yiğit'i tanımasam seni can borcu için de olsa emanet eder miydim, ne yapar ne eder başka bir yol bulurdum. Yiğit çok iyi bir çocuk bence iyi anlaşıcaksınız."
"Baba tamam diyelim ki ben kabul ettim, Yiğit kabul edecek mi? Hem sen bunlardan önce şu can borcu konusunu açıkla bana"
"Prensesim Yavuz Amca'n Yiğit'i ikna eder bence neyse şimdi gelelim şu can borcu meselesine, yıllar önce bizim şirkete önemli dosyaları çalmak için gelen suikastçı olmuştu bunu Yavuz engellemişti fakat planda yanlış giden şeyler olmuştu. Suikatçı beni vurmak üzereyken Yavuz araya girdi ve suikastçının beni vurmasını engelledi"
babam ayağında bir yeri gösterdi zaten ben bu yara izini biliyordum.Babama önceden sorduğumda bana söylememişti ben de çok üstelenmemiştim.Sonra babam devam etti.
"Bu yara da zaten o adam yüzünden oldu adam her ne kadar durdurulsa da yinede beni vurdu ama başıma daha kötü bişey gelmedi"
Babamın anlattıklarına çok şaşırmıştım. Babamın gerçekten Yavuz Amca'ya can borcu vardı ve Yavuz Amca'nın da babama varmış. Ama yolun sonunda benim Yiğit ile evlenmem vardı ve ben ne yapacağımı bilmiyordum.Babam benden kolay kolay kendisi için bişey istemezdi fakat bu sefer istemişti ve gerçekten büyük ve önemli bir karardı.Bu konuyu düşünmem lazımdı o yüzden babama düşünmem gerektiğimi söyleyip odama çıktım.
__________________________________________________
Evet!!
1. Bölüm bitti umarım beğenmişsinizdir🤗🎀
Sınır yok ikinci bölümü yazınca direkt atacağım💫
Lütfen okuduktan sonra bana fikirlerinizi söyleyin, söyleyin ki beğendiğiniz yerleri geliştireyim❣
VE AYRICA BİLİYORUM BAŞLARI KÖTÜ OLMUŞ FAKAT KİTABI DAHA YENİ YAZMAYA BAŞLADIĞIM İÇİN KİTABA ODAKLANAMAMIŞTIM EMİN OLUN DİĞER BÖLÜMLERİ DAHA FARKLI YAZACAĞIM💥🥰💓