Birisi dalga geçiyor olmalıydı. Yang onların soyadıydı ama bebeklerinin adı Jeongin değil Iroha idi. Wonhee itiraz edemeden başka bir beşik girdi odaya bu sefer pembe bekledikleri ad olan 𝒀𝒂𝒏𝒈 𝑰𝒓𝒐𝒉𝒂 yazısı vardı. Wonhee gülümsedi ama diğer bebeğe döndü ve anlamaz gözlerle hemşirelere baktı. Hemşirelerden biri açıklama ihtiyacı duydu. "Bebeklerin babası onları aynı odaya almamızı istedi." Sooho hemşireye ters ters baktı. "Jeongin'in annesi nerede?" diye kükredi resmen hemşireye. Minju bağırmayı duyunca kapıyı çalmadan içeri girdi. İki beşik gördü. Kaskatı kesildi...
Sooho Minju'ya döndü."Bu mavi beşik ne alaka?" dedi Minju. Hemşireler baş selamı verip dışarıya çıktı. Wonhee acıyla gülümsedi gözleri çoktan kızarıp dolmuştu. "Bunu yapmadım de" dedi acıyla zar zor konuşuyordu ağlamamaya çalışıyordu. "Bu bebek neden burada? Sooho cevap ver! " Sooho cevapsız kaldı. Wonhee de Minju da Sooho yu ilk defa böylesine sessiz görüyordu. "Bu bebek..." dedi zorlukla Sooho. Söylemeye dili varmıyordu. "Benim oğlum." Minju'nun gözleri şaşkınlıkla açıldı. Wonhee zaten tahmin etmişti kocasından bekliyordu zaten ama göz yaşlarına daha fazla hakim olmadı. Oda buz kesmiş herkes mavi beşiğe bakıyordu. "Şerefsiz " dedi Minju fısıltı gibi . Elleri iki yanda yumruk olmuştu . Odayı söylenemeyen sözlerle dolu bir sessizlik kaplamıştı. Wonhee ağlamasını durdurmaya çalışıyor pek de başarılı olamıyordu. Ama hıçkırıklarının arasında "Annesi nerede " diyebilmişti.Sooho'nun kulakları kızardı çenesi sıkıldı.