İçeriğe geç

Kaderin mührü

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Kaderin mührü

Bölüm 3

İHANET'İN İZİ

Gece başladı ben insanlar kokteyl servis ederken aynı zamanda ''KARTAL'' diye anılan o piçi arıyordum ki kızların arasında kafayı çekmiş bir halde buldum ve onların aksine benim eğlencem asıl şimdi başlıyordu...

İnsanlara elimde shot bardaklarıyla servis yapmaya başladım bardaklar boşaldı bende bara geri dönüp bardakları doldurmaları için uzattım bu sırada arkada çalan Charlie puth'un ''Attention'' şarkısına eşlik ediyordum bardaklar dolu bir şekilde geri geldi ve çaktırmadan Kartalı izlerken aynı zamanda servis yapmay devam ettim kalbim küt küt atıyordu yerinden çıkacak gibi tam bu sırada onun Kartal'ın bana işaret verdiğini gördüm baş parmağını kaldırıp ağzına götürdü içki istiyordu. İşte şimdi siktim seni diye düşündüm ve hemen onun yanına gittim.

''Buyrun efendim'' (sikimin efendisi) diye düşünürken kibar olmaya tepsiyi kafasına indirmemeye çalışıyordum.

'' Imm şey, bana... ımm şey, şey.''

'' İçki mi?''

''Heh ondan güzel kız ah tam da Belindaya benziyorsun onu çok özledim.'' dedi.

Belinda dedi annemi andı piç benim annemi tepsiyi kaldırdım tam kafasına geçirecekken arkadan bir elimi tuttu arkamı döndüğümde karşımda 1,90 boylarında siyah saçlı beyaz tenli, kalın dudakları ve yeşil gözleri olan takım elbise giymiş bir adamla karşılaştım güzel hokka gibi burnu ise dudaklarıma değiyordu tam bu anda ise Lana del rey'in ''Summertime'' şarkısı çalmaya başladı adamın eli belimi sardı ve dans etmeye başladık bunlar olurken tok ve kalın sesiyle

''Bana ayak uydur yoksa o tepsiyi sana yedirdikten sonra bardakları kafanda kırıp seni delik deşik ederler.''dedi ben kocaman açılmş gözlerle ona bakarken. bu da kimdi böyle? Mirhat ile bu adamın her şeyini araştırmıştık ama böyle biri yoktu cidden bu adamda nereden çıktı?

Adam az önce patronunun veya her nesiyse kafsını kırma teşşebbüsüme aldırmadan belimi bıraktı ve beni etrafımda döndürdükten sonra üzerime eğildi burnu burnuma değecek kadar yakınken nefesini verdi ve beni hafifçe kırdığı dizinin üzerinden kaldırıp dansı bitirdi zaten aş zamanlı olarak şarkı da bitmişti.

Üzerime eğilip sanki bir arkadaşıymışım gibi sarıldı ve kulağıma şu sözleri fısıldadı '' Bu adamda uzak duracaksın küçük tanrıça, yoksa kabusun olurum.'' ve arkasını dönüp yürümeye başladı birden bana dönüp gülümsedi ve el salladı.

'' Hadi ama bir piçin lafından mı korkacağız kendine gel Samira.'' dedi Mirhat.

'' Bana bak bu adam tekin değil, hadi diyelim öldürdüm ya peşime düşerse o zaman da yanımda olacak mısın?

'' Lan sen mal mısın bu ne biçim saçmalık ve anlatım bozkuluğu dolu bir cümle ne biçim bir soru tabii ki olacağım senle ölüme bile giderim''

O adamdan sonra Mirhat'ı da alıp personel odasına gelmiştim, o adam beni ürkütmüştü.

'' Anlamıyorsun'' dedim ayağı kalkarak '' bakışları aynı onunkine benziyordu...''

'' Uu korkmoş mu benim küçük tanrıçam kıyamam, neyse boşver bunları artık hadi gidelim artık''

''O da bana öyle demişti küçük tanrıçam demişti.''

Normal bir insan bunun neresi anormal diye düşünebilir ama sorun şu ki benim hiçbir yerde gerçek adım veye kimliğim yok Kartal ile hiçbir yerde karşılaşmamış ayrıca onu izlerken hep uzaktan izlemiştim her ihtimale karşı yanımda bir sahte kimli bunlundurmuşken nasıl olur da o adam beni tanıyabilir? hatta sırf bu davette isimlik takılıyor diye ismimi Berrin olarak yazdırmıştım nasıl olur diye düşünmeden edemiyordum açıkçası.

''Neyse doğru söylüyorsun sapma biri için canımızı sıkmamıza gerk yok hadi''

''Biri değil piç diyeceksin canım arkadaşım hadi söyle bakalım P-İ-Ç''

''Yakışıklı bir piç ama.''

Odadan çıktık bordo eteğimi aşağıya doğru çekiştirerek arkamı döndüm tam bu anda Kartal'ın yanına gitmem için işaret verdiğini gördüm yüzüme sahte bir gülümseme kondurarak ona doğru yürümeye başladım.

'' Selam bana bir içki getirir misin lütfen''

''Elbette efendim nasıl istersiniz?''

'' Barmene Kartal bey için her zamanki de anlar o''

Başımı anladığımı belirtir bir şeklide sallayıp yanından ayrıldım, işte şimdi o adi'nin sonu benim elimden olacaktı aylardır planladığımız gibi.

Bara ulaştığım zaman barmen'e Kartal sözde bey'in her zamanki içkisinden istediğini söyledim adam elindeki bardağı düşürdü ve kafasını yerden kaldırmadan yapmaya başladı arkama kaçamak bir bakış attığında neler olduğunu anladım barmen hemen içkiyi hazırlayıp odaya kaçmıştı.

Kimsenin bakmadığından emin olduğum zaman Mirhat'ın verdiği fentanil paketini çıkarıp pipetin ucunu daldırdım bu bile onun felç kalmasına neden olabilirdi, ama ben ölmesini istiyordum pipeti tam ikinci defa daldıracakken barmen arkasında iki adamla geri döndü paketi alelacele cebime sokuşturdum ve gülümsemeye başladım, elimde içeceğin pipeti olduğu için adamlar haklı olarak bana sorgular şekilde bakıyorlardı ben de bir yerlerimden yalan uydurmakla meşguldüm ve buldum ''Ah ne kadar aptalım üzerime döktüm pipette yere düştü rica etsem bir peçete ve pipet verir misin?'' diye sordum inanmalarını ümit ederek, adam bir anda gülümseyerek pipet ve peçete verince içime bir su serpildi.

Arkamı döndüm ve daha geniş bir gülümseme ile Kartal'a doğru yürümeye başladım yanına ulaştığımda bana '' Neden bu kadar gülümsüyorsun?'' diye sordu.

''Çünkü bugün çok mutluyum'' diye cevap verdim.

'' Umarım hep mutlu olursun kaderin benim güzel Belinda'ma benzemez, çünkü en az onun kadar güzelsin saçların dışında tıpatıp aynısınız onun saçları sarıydı seninki siyah.'' dedi.

Normalde benim de saçlarım sarıydı ama kimse beni tanımasın veya görenler hatırlamasın diye peruk takmıştım kahküllü bir peruk yüzüm de tam görünmesin diye, ama o adam beni dizlerine eğdiğinde kahkül kalkmıştı.

Afiyet olsun diyip yanından ayrıldım, bu esnada Mirhat'ın beni izlediğini gördüm bara gelip içecek istiyormuş gibi ''Tuvalete gittiğinde alarmı çalacağım hazır ol.'' dedi. Beş dakika sonra Kartal kalktı ve sendeleyerek tuvalete ilerlemeye başladı. Aynı zamanda Mirhat yangın alarmına bastı ve alarm çalmaya başladı her yere su akıyor insanlar bağırarak ve birbirlerine çarparak mekanı terk etmeye çalışıyorlardı, yangın olmamasına rağmen...

Tuvalete ilerlerken barmen kolumdan tutup '' Nereye gidiyorsun? delirdin mi?''

''Telefonum odada kaldı gidip almalıyım'' dedim o ise ''Hızlı ol'' diye bir uyarı yaparak mekandan çıktı.

Ben heyecanla tuvalete doğru ilerlemeye devam ettim, tuvalete girdiğimde Kartal klozete eğilmiş kusuyordu ve birden bana doğru döndü, peruğu çıkarıp yere attın bana şaşkınlık dolu gözlerle bakarken titreyen işaret parmağını bana doğrultup ''Sen... '' dedi.

'' Evet ben, ben öldürdüğün kadının kızıyım, ceset olmadığı için cenazesini bile yapamayan kızıyım, ben Blinda'nın kızıyım.'' dedim gözyaşları içinde bağırarak. Gözlerime ve akan yaşlara bakıyordu baygın bir şekilde '' Bak iyi bak bugün ağladığım son gün bugün içimdeki ateşin dindiği gün iyi bak yüzüme bu yüz son gördüğün yüz olacak piç seni sikeceğim.'' dedim o ise kafasını hayır dermişçesine sallıyordu ama bu benim umurumda değildi elimi kafasına atmıştım tam kafasını klozete vuracakken birden bir ses duydum.

'' Samira dur yapma vazgeç! lütfen.'' annemdi bu karşımda duruyordu

''Anne sen burdasın yaşıyorsun.''

'' Hayır yanında değilim sadece korku ile bilinçaltın sana oyun oynuyor vazgeç lütfen Samira vazgeç.'' manga'nın ''Işıkları söndürseler bile'' şarkısı açılmıştı

''Annem, ben senden vazgeçmem

ışıkları söndürseler bile

korkuma yenilmem... '' dedim gözyaşları içinde gülümserken ve hızla arkamı döndüm hala kusmakta olan Kartal bir kez daha bana baktı sonra önüne döndü, bu durumu umursamadan hızla saçlarını kavradım ve tüm gücümle kafasını klozetin sert mermerine vurdum, bir kere daha, bir daha, ve bir daha yüzüme, ellerime, açık saçlarıma gelen ağzıma ve gözlerime giren kanı en ufak takmadan vurdum defalarca vurdum kafasını klozete iki yılın acısını çıkarmak istiyordum.

Birden arkamdan biri ben gözyaşları içinde kafasını vurmaya devam ederken beni kaldırdı ve arkadan sımsıkı sarıldı bana o an anladım ne kadar kendimden geçtiğimi mahvetmiştim Kartal'ı kafasından kan akıyordu ve kafatasını görüyordum. Yaptığım karşısında korku içinde geriye doğru sıçradım yan tarafımda kalan aynaya baktığımda sol gözümün kan dolduğunu saçlarımın, yüzümün, ve diğer her yerimin kanla kaplanmış olduğunu gördüm.

Kartal ise şok içinde arkama bakıyordu, soluk soluğa ''Şahin'' dediğini duydum arkamı döndüğümde babam tam karşımda duruyordu.

Bunun şokunda ''Ne?'' diye sordum ama babam beni duymuyordu o da aynı fısıltıyla ''Kartal'' dedi. Kartal, yıllardır babamın elini boydan boya kaplayan kesiğe baktı ve gülümseyerek ''İhanet'in izi hala duruyor''

dedi babamın da onun yüzündeki derin kesiğe baktığı sırada...

Bölüm sonu

1 yorum