İçeriğe geç

Kaderin ağları örülüyor 18+ Güneşin gözleri

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Kaderin ağları örülüyor 18+ Güneşin gözleri

Bölüm 1

1.BÖLÜM:MAVİ SİPARİŞ

Lütfen oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın perilerimm.

⚠️: Bu kitapta geçen kişiler ve olaylar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir. Ayrıca travmatik, şiddet vb. 18+ içermektedir.

꧁✦♧❝MAZİDEN BİR GÜN❞♧✦꧂

Kitapların içini umutsuzca

karıştırırken ilgisini çekecek o şeyi arıyordu. Ama anlamsızdı. Aradığı ritüellerin bulunduğu kitap bu rafta da yoktu. aramaktan sıkılmış bir şekilde kollarını serbest bıraktı. Ve dudaklarıyla, aradığı şeyi bulmak için, kolaylaştırıcı bir büyü mırıldandı. Nasıl olurdu da aradığı ritüelin bulunduğu kitap, dünyanın hiç bir yerinde olamazdı ki! Son rafın son kitaplarını karıştırıyordu. Sadece bir kaç kitap kalmıştı. Eline bir tanesini aldı. Ve gelişi güzel bir şekilde tüm sayfalarını karıştırdı. Aradığı ritüellerin klavuzu burada da yoktu. Tam bu sırada telefonu çalmaya başladı. Muhtemelen kendisini temsil ettiği marka arıyordu. Telefonunu acele bir şekilde eline aldığında şirketin onu aradığı kanısına varmıştı. Telefonu açarak hoparlöre aldı. Ve ayağa kalkarken diğer elindeki kitabı baştan savma bir şekilde rafa koydu. Şirket, birkaç çekim için onu çağırıyordu. O temsil ettiği oyun markasının yapımcısıydı.

....

Hayır, o sadece marka yüzünden ibaretti. Fakat gerçek yapımcı'nın kimliği belirsizdi. Bu temsili kadın nasıl olurdu da geldiği gibi kabul görmüştü insanlar arasında?

Nasıl kendini gizlemişti gerçek?

Neden gizlemişti ki?

Herkes sahte yüzü tebrik ediyordu. Ama asıl övgüyü hakeden o değildi.

Marka yüzü kadınla aralarında ki ilişki neydi gerçeğin?

Kimse bunu düşünmüyordu ve düşünmeyecektide.

Sahte kadın, çağrılmak üzere kütüphaneden çıkacaktı. Şirketle konuştuktan sonra telefonunu kapatarak cebine attı. Masalardan birinin üzerinde bulunan krem kahverengi tonu kabanını hızla üzerine geçirdiği sırada, özensizce yerleştirdiği kitap yerine, onun yanında bulunan beyaz, garip deriyle kaplı kitap, fırlatılırcasına önüne düştü. Bu durumu garipseyen sahte, bir kaç adımla kitabı almak üzere yavaşça eğildi. Eline aldığında bu kitabı asla farketmediğine kanaat getirdi. Burayı araştırdığı sırada böyle bir kitap ortalıklarda yoktu. Öyleyse o farketmeden birisi yerleştirmiş olabilir miydi? Ama kendisi de biliyordu ki, kütüphane şuan da ziyaretçi kabul etmiyordu. Bu düşüncenin üzerinde durmanın manasız olduğunu düşünerek zihninin bir kenarına attı. Meraklı gözlerle kitabı karıştırdığında gözleri parladı. Latinceden oluşan bu kitap, aradığı ritüelillerin bulunduğu kitabın ta kendisiydi. Heyecanla etrafına ve tavan kenarlarına baktı. Bu tarafa bakan bir kamera yoktu. Kimsecikler farketmezdi onu, öyle değil mi?

Kitabı nazik hareketlerle çantasına yerleştirdi. Ardından rafın sonundaki kitapları yayıkça dizdi. Kısa bir süreliğine de olsa farkedilmek istemiyordu. Çantasını omuzuna asarak çıkışa doğru ilerledi. Nöbetçilere aradığını bulamadığını söyleyerek hızla oradan ayrıldı.

...

Süslenmiş ve hazırlanmış olan sahte, mutluluğunu, heyecanını ve egosunu simgeleyen gülümsemeler takınarak birçok fotoğraf çekildi. Bu oyuncuları iyice meraklandıracaktı. Acaba bu yeni bir karakterin habercisi miydi? Yada bol ödüllü bir etkinliğin? Ama malesefki bu durum sahte'nin umurunda bile değildi. O, yalnızca büyülerle ve ritüellerle ilgilenirdi. Onun tek amacı diğer ritüellerden daha iyi bir sonuca ulaştırabilen bir ritüel bulabilmekti. Bir çok ritüel ve ayin görmüş. Lakin onu istediği güce eriştiricek ritüeli bulamamıştı. Ta ki efendisinin kirli saklı defterini karıştırana kadar. Ritüellerin merkezi efendisinin, ondan sakladığı bir defteri vardı. Kara listede bulunan dokuz ritüelin bulunduğu bu defteri, efendisi dünyayı terk edinceye kadar bulamamıştı. Sekizinci ritüelin siyah mühürle işaretlenmiş olması onun dikkatini fazlasıyla üstüne çekmişti. Onu bulmak için türlü türlü kütüphanelerden ve tarihi yerlerden geçmişti. Ama onun bilmediği bir söylenti dolaşıyordu bu ritüellerden biri hakkında.

Önemli birinden, kulaktan kulağa yayılan Söylentiye göre;

karanlık ruhlar insanlara muhtaç olunca, görünürmüş varisine.

Sahte, ne gibi bir tehlikeye bulaştığından habersiz bir şekilde bu ritüelleri bulmuştu. Çekimleri bittikten sonra, ritüeli daha iyi inceleyebilmek adına karşısına çıkan ilk kafeye geçti.

Soğuk latte söyleyerek boş bir masaya oturdu. Duvardaki saate baktığında güneşin batmasına henüz bir saat olduğunu anlayınca aklında bir kaç plan yaparak kitabı açtı. Ve sözcükleri çözmeye başladı. Mühürlü olan ritüel sekizincisiydi. Ritüellerin hepsi iki adımdan oluşuyordu. Ve herbirinin ilk kısmı benzerdi. Diğer yedi ritüel sırayla gelmesine rağmen sekizincisinin ve dokuzuncusunun karışık olduğunu görünce şaşırmıştı. Sekizincisinin ilk adımını, pek zahmetli bu işi yapacağı için derin bir iç çekti.

Cebinden telefonunu çıkardı.

Ve anlaşma içerisinde olduğu çeteden minik bir siparişte bulundu. Siparişinin gece dokuzdan önce belirttiği adreste hazır olmasını özellikle belirtmişti.

Kitapla işi bittiğinde, nazik hareketlerle çantasına yerleştirdi. Ve soğuk lattesi geldiğinde, anda kalmaya çalışarak lattesini içmeye koyuldu.

Bu ritüelin sonucunu çok merak ediyordu. Tahminlerde bulunsa da hiç birine benzemeyeceğine dair bir his vardı içinde. Lattesinin son yudumunu içtikten sonra kasaya giderek, parayı tezgaha bıraktı. Kılık değiştirerek yaya bir şekilde siparişinin geleceği yere yol almaya başladı. Siparişin geleceği yere yakın kalan bir kulübesi vardı Sahte'nin. Ritüellerinin en ağır kısımlarını burda yapardı. Araba enkazlarının yakınında olan bu kulübesi oldukça ıssız bir yerdeydi. Kulübesine ulaştığında güneşin batmış olduğunu görünce hızlı adımlarla içeriden kürek alarak kulübenin arka tarafındaki topraklık alana, orta büyüklükte bir çukur kazdı. Küreği çukurun yanı başına bıraktıktan sonra, araba enkazlarının girişine doğru yöneldi.

Siparişi, verdiği adrese çoktan getirilmiş olmalıydı.

Araba enkazlarının en kalabalık yerine geldiğinde, direğin ışığının karanlık tarafında, çeteden birinin ve yanında siparişi olduğunu görünce hüzünle gülümseyerek elleriyle gözlerini ovaladı.

Özlem acısı çeker gibi...

Siparişi, Işığın ulaşmadığı taraftan bir adım öne attı aydınlık tarafa. Siparişini görünce yüzündeki ifade iyice yayıldı.

Masmavi gözleri ıslaklığıyla parlıyordu çocuğun. "Sizden istediğim bu yardım için ne kadar teşekkür etsem azdır." Sahte, ikinci kez takıyordu maskesini. "Onu ilk gördüğümde tanımıştım." Çocuk gözyaşları içinde başını iki yana salladığında eğilerek sarıldı sahte. "Canım kardeşim, seni bulmak için neler çektiğimi bilemezsin."

Yanaklarına dökülen gözyaşları oldukça inandırıcıydı Sahte'nin. Çete lideri ağır ağır başını salladı.

Ve geriye doğru adımlar atarak gözden kayboldu. sahte, çocuğun kolundan sertçe tutarak götürmeye başladı. Çocuk, ağzındaki bezden sebep konuşamıyordu. Elleride bağlı olduğundan engel olamıyordu sahteye. Çocuk bütün ağırlığını kullanarak yere çöktü. Onunla gitmek istemiyordu.

O, çok korkuyordu.

Sahte çocuğa döndü ve göz ucuyla etrafı Kolaçan ettikten sonra gözlerini irileştirdi. "Eğer yürümezsen seni köpeklerin önüne atarım!" diye tehditte bulundu. Pek çok çocuğun köpekten korktuğunu görmüştü sahte. Ki bu çocuğu da çok iyi tanıdığı için uyarmayı atlamamıştı. Ağzında ki bezin altından korkuyla inleyerek başını sağa sola salladı. Sahte, çocuğun kalkmadığını görünce narin yüzüne sert bir tokat patlattı.

Ve çocuğun yerde durmasını önemsemeden sürükleyerek yakınlardaki kulübesine getirdi. Çocuğun ağlama iniltileri son derece sinirlerini bozmuştu. Derhal bu işten sıyrılarak ikinci adıma geçmek istiyordu. İçeri girdiğinde ilk işi, hazırladığı bez parçalarını çekmeceden almak oldu. Çocuğun bacaklarını sıkıca bağladığında çocuk acıyla kıvranmaya başladı. Bacakları o kadar sıkı bağlanmıştı ki, onları hissedemiyordu. Gözlerine hızlı hareketlerle bir bez daha bağladı sahte. Saat:09:00'a dakikalar vardı. Bacaklarından ve kollarından tutarak tahta zeminin üzerine koydu. Çocuk henüz dokuz yaşındaydı. Ve bu ritüelin ilk adımı onun acımasız sonu olucaktı. Onun suçu olmamalıydı dokuzuncu ayın dokuzuncu gününün dokuzuncu saatinde doğmak. Bu onun suçu olmamalıydı. Öyle değil mi?

Saat dokuzu çift sıfır gösterdiğinde sahte, süratle ezberlediği latince sözcükleri dudaklarından dökerek eline aldığı keskin aleti boynuna yaklaştırdı.

Şah damarına...

Kulübeden yüksek bir inilti yükseldi.

Ve saat:09:01'i gösterdiğinde, kulübeyi sessizlik kaplamıştı.

İlk adım tamamlandığı için rahatlayan sahte, elinin tersiyle alnındaki teri sildi.

Çocuğu iğrenerek kucağına aldığında arka bahçeye doğru gitti. Kazdığı küçük çukura çocuğu atarak üstüne toprak kürekledi. Kulübeyi iyice temizledikten sonra gece yarısında evine vardı. Ailesi, onun büyü ve ritüel saçmalıklarından ötürü evlatlıktan reddetmişti. Bu yüzden yalnız yaşıyordu. Telefonunu cebinden çıkararak sabah sekize alarm kurdu. Malum, ritüelin ikinci aşaması için sabah dokuza hazır olmalıydı. Odasına girer girmez kendisini yatağa attı. Çok güzel bir şey başardığını düşünerek övünüyordu kendisiyle. Çocuk? Umurunda bile değildi.

Onun gibi pek çok değersiz bedenler geçmişti elinden. İnsan bedenlerini ritüellerine araç olarak kullanmaktan asla çekinmezdi.

Yakalansa bile ondan daha kötüsünü yapanların bile içeri atılmadığını bildiği için, içi son derece rahattı.

İnsan bedenlerini değersiz buluyordu, insan bedeninde olan.

Bu gece, onun için bir gelişmeyken, bazıları için koca bir feryat çığlığıydı.

...

Alarmın tiz müziğinin çalmasıyla doğruldu. Ve telefona sertçe dokunarak sinir bozucu bu sesten kurtuldu. Sinirini bozan her sesi kesme gibi bir sorunu vardı Sahte'nin.

İştahı her zamanki gibi yoktu. Sanki yaptığı büyü ve ritüellerin enerjisiyle doyuyor gibi hissediyordu.

Yatağından kalktığı gibi kahvaltı yapmayı atlayarak yatağının altındaki kutuyu çıkardı. Kendisine lazım olan bir kaç malzemeyi alarak buzdolabına yöneldi. En alt rafa eğilerek kızıl poşetlere baktı. Üzerinde yazan yazılardan biri aradığı cümleyi içeriyordu. "Tavşan kanı" ritüelleri için kullandığı odaya girdi. Bu oda, ışıksız ve penceresizdi. Dört duvarın tamamı simsiyahken kapısı ışık ve ses geçirmeyen türden, özel bir çeliktendi. Kapıyı kapatmadan önce odanın tam ortasına eline aldığı kırmızı tebeşirle büyük bir çember çizdi.

Yere bırakmış olduğu kırmızı mumların her birini, çemberin üzerine donattı. Eklem yüzüğündeki keskin kısımla poşeti dikkatle deldi. çemberin içini tamamen kızıla boyadığında, kalan tebeşirin ucuna kanı sürerek kitapta çizili olan pek çok simgeyle donattı duvarlarını.

Çemberlediği mumların her birini kibrit ateşiyle yaktı. Çelik kapıyı yavaşça kapatarak ayaklarını ateşe değdirmemeye dikkat ederek çemberin içine girdi. Bağdaş kurarak oturduğunda, ritüelde belirtildiği gibi Parmaklarını birbirine kenetledi. Önünde açık olan kitaba bakması gerekiyordu. İkinci adımın yazdığı sayfada büyük bir künye vardı.

Garip bir mühüre benziyordu. Gözlerini kapatarak kısa sürede ezberlediği sözcükleri yüksek sesle söylemeye başladı. Kelimeleri gittikçe hızlı söylüyordu. Gözlerini açarak künyeye bakmaya başladı. Ve aynı sözleri daha yüksek sesle söylemeye başladı. Sözleri bitireceği sırada gözleri korkunç bir gerçekle yüzleşti.

Sayfa sayısı yanlıştı.

Yaptığı ritüel dokuzuncusuydu...

Hışımla sönen mumlar sahteyi oldukça ürkütmüştü. İçinden dualar ediyordu. Yanlış şekilde yapıp, dokuzuncu ritüelin gerçekleştirmediğine.

Koca bir ölüm sessizliği vardı oda içerisinde. Sahte olduğu yerde ayaklanmaya çalıştı.

Fakat bir sorun vardı.

O, Hareket edemiyordu.

Korkuyla titredi, oda içerisinde aniden bir hareketlilik belirdiğinde karanlığın içinde daha karanlık olan şey, Sahte'nin etrafında dolanmaya başladı. Tam önünde durduğunda, bedeninin ufalanmaya başladığını hissetti. Acıyla çığlık kopardığında, kimsenin onu duymadığını biliyordu. Sahte dışarıdan bedenine baktığında artık çok geçti. Ufalanan şey bedeni değildi. Ruhuydu.

Karanlıktan daha karanlık olan, aniden boş bedenin içine girdi. Ve Sahte'nin sahip olduğu itibarı kullanmaya koyuldu. Milyonlarca insanın kaderini kullanmayı istiyordu. Karanlıktan daha karanlık olan. Sahtenin "sözde" Yapımcısı olduğu oyunu tılsımlayarak.

Bütün ağları eline aldı karanlık olan.

Artık kimsenin ruhu güvende değildi...

Karanlık, onları daha karanlık olan tarafa götürmek istiyordu.

Tıpkı şeytanın yaptığı gibi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.