İçeriğe geç

Kaderimi çizen fırçam

Bölüm 8 · 12 dk okuma

Kaderimi çizen fırçam

Bölüm 8

Bölüm 8

Semih'i markete yollamış kendim yatağımda telefonla uğraşıyordum. İstediğim abur cuburlar semtteki marketlerde olmadığı için bu trafiğe katlanıp büyük marketlerden birine gidecekti. Bir anda telefonda haberlere bakarken KOCAMI gördüm. Başlık şuydu: "Ünlü Futbolcu Semih Kılıçsoy Marketten Çıkarken Görüntülendi! Kolundaki Toka ise Tartışma Konusu Oldu!" Yorumlar ise: "@***:Yaaa bugün 3 darbe birden yedim. Önce Mustafa, sonra Talha şimdi de Semih. Kızın evini basalım bence." "@***:Bu adam için ölüp bitiyorum ben, bu da gitmiş sevgili yapmış. Anne kızın aldatıldı." ALDATILDI FALAN DERKEN! SIÇTIRTMA ALDATMANA! KIZIM BENİM SEVGİLİMİN SENİN VARLIĞINDAN BİLE HABERİ YOK! "@***:Adam taş da normal olarak elden gitti. Neyse kalan sağlar bizimdir." TAŞ DERKEN! VALLAHİ CİNLERİM TEPEME ÇIKTI BENİM! SEMİH Bİ GELSİN, ONUN FOTOĞRAFINI PAYLAŞACAĞIM! LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLAHİ BİLLAHİ HALİYYÜL AZİM! LAN HAYALİNİZE SIÇAYIM! "@***:Semih'im, kocam, bana bunu nasıl yaparsın? Biz evlenecektik ya!" YA ALLAH AŞKINA HÂLÂ KOCAM DİYO YA! BİR DE EVLENECEKLERMİŞ! HARBİ OTİSTİKSİNİZ OĞLUM SİZ! BEYNİNİZE KOYAYIM BEN! O BENİM! ARE YOU UNDERSTAND ME? Kendi kendime zıbarıp delirirken odaya Semih girdi. O sırada yorumların etkisiyle suratım sirke satıyordu. Yanıma oturdu, "Güzelim ne oldu? Suratın kırk karış olmuş." deyip eliyle yüzümü yüzüne çevirdi. "Al yorumları oku!" deyip sinirle telefonu uzattım. O da okudu ve SADECE GÜLDÜ! EVET SADECE GÜLDÜ! ŞU AN DELİRİP KAFAYI YEMESİ LAZIMDI AMA HÂLÂ MAL MAL GÜLÜYORDU! "NE GÜLÜYORSUN?!" "Ya Allah aşkına sen bunları mı kafana takıyorsun? Onlar hayal aleminde, bırak orada kalsınlar. Ama sen benim karşımdasın, bana dokunuyorsun, benimle konuşuyorsun hatta benimle uyuyorsun. Senin yaşadığın şeyler onların hayal ettiklerinin de ötesinde." Ya kocişşş! Aynı Çocuklar Duymasın'daki Hatice gibi yaptım ya. Neyse kendine gel İnci. Bu sözleri duyunca sanki allık sürmüşüm gibi yanaklarım al al olmuştu. Ben vallahi ne dualar etmişim ya. Buldum kocamı. "Ya gel bakayım bir balkona çıkalım da ben seni çekip bir story atayım." "Tamam güzelim. Kıskançlık mode on diyorsun yani." "Ya öyle değil! Hem basına açıklayalım deyip durmuyor muydun? Heh, basın kendi öğrenmesin biz paylaşalım." "Tamam yavrum sen nasıl dersen öyledir." Bakın ve görün. Bu dünyada hanımcılık kazanacak. Hanımcı olmayanlar sonra dizini dövecek. Hemen story attım ve Semih'i etiketledim. Zaten birbirimizi takip ediyorduk o yüzden sıkıntı yoktu. Daha sonrasında telefonu sehpanın üzerine bıraktım ancak bırakmamla geri almam bir oldu. Çünkü şafak operasyonu yaparmışcasına telefona bildirim geliyordu. "@***:Oha bunlar sevgili miymiş? Bence yakışırlar ya şu an için best çiftim onlarrrr<3" "@***:Ya kötü mötü demeyin gidip de elin gavuruyla sevgili olsaydı daha mı iyiydi? En azından kızı tanıyıp biliyoruz iyi birisi." Yürü be kızım, arkandayım! "@***:Ay ben bunları deli gibi yakıştırıyordum ya. Kendimi kahin gibi hissediyorum." "Güzelim bizi artık salmayacaklar, hayırlı uğurlu olsun." "Off vallahi pişman mı oldum bilmiyorum ki. Ama sonradan öğrenseler daha kötü olurdu." "Aynen öyle. Şimdi benim hesabım da doldu ya. En azından storyni tekrar ben de paylaşayım da sıkıntı çıkarmasınlar." Biraz balkonda oturup içeriye gittik. "Vayyy Instagram'ın en çok konuşulan çifti de gelmişş. Bizi de geçtiniz İnci'm." "Napalım Mary, ikimiz de ünlü olunca kitle büyük oldu. Sizi de sanki az kişi konuştu ya." "Aynenn öyle güzelim doğru söylüyor. Bu arada siz ne zaman gideceksiniz?" "A biz size söylemedik, biz Mary'le 2 saat sonrasına bilet aldık. Birazdan evden çıkacağız." "Ya Meryem niye haber vermiyorsunuz?" "Ya kanka Gökçen aradı İzmir'e geliyorum diye, biraz da ondan apar topar gidiyoruz." "İyi peki madem, Gökçen'e de selam söyleyin. Komutanım siz?" "Biz de aldık bileti, biz de çıkacağız." "Talha bize niye haber vermiyorsunuz? Kafanıza göre iş yapmışsınız." "Ya Semih'im bileti ucuza bulduk aldık, kahvaltıdayken. Siz de gelseydiniz öğrenirdiniz." "Talha top bize nasıl geldi? Bak kaşınma unutmadım. 3 gün yengenle tekiz, sinirime gittiğin anda anlatıveririm." "Tamam kardeşim relax ol bir şey demedim." ★★★ Yolcuları geçirmiş salonda oturuyorduk. "Aşkım ben çok sıkıldım." "Ben de güzelim ne yapsak ki?" Can sıkıntısından duramazken bir anda telefonum çalmaya başladı. Numara gizliydi. Açıp hoparlöre aldım. İnci:Alo, kiminle görüşüyorum. Bilinmeyen Numara:Oh be güzelim, bir an açmayacaksın sandım. Benim Fatih. Hay Allah'ın cezası ya! Nereden buluyor numaramı bu şerefsiz? Semih:Bak kaşınma güzeline başlarım senin. Bilinmeyen Numara:Hay Allah Semih de mi orada? Semih:EVET BURADAYIM. DİYECEĞİN BİR ŞEY VARSA BANA SÖYLE BEN İLETMEYEYİM İNCİ'YE! Bilinmeyen Numara:Ya ben burada adam gibi konuşuyorum bir de sana bak, bas bas bağırıyorsun. Duyabiliyorum Allah'a şükür bağırmana gerek yok. Semih:ŞİMDİ SEN ADAMLIK MI YAPMIŞ OLUYORSUN BİR KADINI ARAYIP SÖZEL TACİZDE BULUNARAK! HAHAHA GÜLEYİM DE BOŞA GİTMESİN! KAPAT KODUMUN MALI! Semih hırslı bir şekilde telefonun kapatma tuşuna basıyordu. Ben de içimden "İnşallah parmağı arkadan çıkmaz." diye dua ediyordum. Her zamanki gibi Semih evde volta atarak küfürler savunmaya başladı. "BEYİN HÜCRELERİNE SOKAYIM. AĞZINA SIÇTIĞIMIN MALI! O GÜZELİM LAFINI YEDİRECEĞİM SANA!" "Semih sakin, lütfen. Beni de hırslandırıyorsun bak." "HIRSLAN, HIRSLAN GÜZELİM. İKİMİZ BİRLİKTE DÖVERİZ O ŞEREF YOKSUNUNU." Susmayacağını anladığımda yanına gittim. Semih "Ya yemin ediyorum bu şeref-" diye söylenirken susması için dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Daha sonrasında Semih de sanki yıllarca dudaklarıma hasret kalmış gibi dudaklarıma sarıldı. Daha sonrasını maalesef ki aşk sarhoşu olduğumdan hatırlamıyorum. En son hatırladığım şey sevgilimin dudaklarından ayrılıp kendimi koltuğa atmamdı. "Fatih'i sevmiyorum ama her Fatih'e sinirlendiğimde beni susturmak ve sakinleştirmek için beni öpüyorsun. Bu yüzden biraz seviyorum Fatih'i." "Benim seni öpmem için sadece konunun Fatih olmasına gerek yok." "E hadi o zaman." "Ne hadisi?" "Hadi öp beni o zaman. Madem beni öpmen için konunun bir tek Fatih olması gerekmiyor, öp beni." "Ama Semih daha yeni bıraktık." "Aması maması yok eğer dediğinin arkasında duruyorsan öpeceksin beni." Sanırım daha devam edecekti ama ben onun devam etmesine fırsat vermeden tekrardan yapıştım dudaklarına. Bu seferkinde gözle görülür bir şey vardı. Tutku, tutkuyla öpüyorduk birbirimizi. Hayatımdaki en güzel anlardan biriydi bu an. Zaten genel olarak içinde Semih'in olduğu anlar en güzel anlardı. Beni daha da heyecanlandıran şey ise bugün, yarın ve öbür gün evde sadece ikimizin olacağıydı. Kim ne der derdi yok. O yüzden rahat rahat anın tadını çıkarıyorduk. Taa ki telefonum tekraradan çalana kadar. Abim (kuzenim ama ikimiz de tek çocuk olunca birbirimizi abi kardeş olarak görüyorduk) görüntülü arıyordu. Abim Kadir, eşi Nesli yani tam adıyla Neslihan ve canım yeğenim Ada şu anda Almanya'da yaşıyorlar. Ada daha 1 yaşına yeni girecek. Hatta doğum gününü yapmak için İstanbul'a gelecekler. Tabi dikkat ettim ve İspanya işini gelmelerinden önceye ayarladım. "Naber abi? Aaaa benim güzel yeğenim Ada da mı oradaymışş?" "Eyettt!" Kendisi daha 1 yaşında bile olmamasına rağmen "Evet" veya "Hayır" gibi basit kelimeleri yarım yamalak da olsa söyleyebiliyordu. Ancak Almanca ve İngilizce'si biraz daha iyiydi. Ne de olsa orada yaşıyor. "Ay ben seni yerim yaa! Çok özlemişim sizi. Nesli naber?" "İyiyim kuşum. Sen nasılsın?" "İyiyim ben de. He abi, misafir listesine bir kişi daha ekler misin?" "Ekleyeyim İnci'm de kimmiş o bir kişi?" Kamerayı Semih'e doğru çevirdim. Semih telefonu kapatınca bana çok kızacaktı ama ben abime söylemeseydim abim bana Türkiye'ye gelince daha çok kızardı. "Merhabaa!" "Oha kızım sen naptın? Semih Kılıçsoy'u nereden buldun?" "Semih Kılıçsoy'u mu yoksa sevgilimi mi?" "Küt diye gideceğim şimdi. Senin sevgilin Semih Kılıçsoy?" "Evet abi." "Nesli ben mi yanlış görüyorum? Bu Semih Kılıçsoy mu?" deyip telefonu Nesli'ye çevirdi abim. "Vallahi de o Kadir. Normalde ben maç izlemem bilirsin ama bu kesinlikle Semih Kılıçsoy yani." "Evet ben Semih. Kuzeniniz İnci'nin sevgilisiyim." "Aaa ben de Kadir. Ben de İnci'nin abisi- aman kuzeniyim. Yanımdakiler de sevgili eşim Neslihan ve kızım Ada. Tanıştığıma memnun oldum." "Ben de tanıştığıma memnun oldum. Ayrıca kızınız da çok tatlı maşallah. İnci zaten sizi anlatıp göstermişti. Allah analı babalı büyütsün." "Amin inşallah. Biz sadece seni ekranlardan tanıyoruz, Türkiye’ye geldiğimizde görüşürüz inşallah. Zaten Ada kuşumuzun doğum gününe davetlisin." "Teşekkür ederim. Geleceğim inşallah." "Neyse abicim biz kapatalım Ada kuşun huysuzluk saati geldi." "Tamam abim, görüşürüz. Görüşürüz Nesliii. Halacım, Ada kuşum görüşürüz. Bol bol fotoğraf bekliyorum." "Bay bay auntieee." Telefonu kapattım ve Semih'e baktım. "Auntie mi dedi o?" "Evet İngilizce'de halacım gibi bi şey demek." "Heee. Bana bir fotoğraflarınızı göstersene."

"Bu ilk doğduğu zaman daha 1 aylık ya var ya yok. Ama yanılmıyorsam 40 günlük falan. İlk doğduğunda Nesli'ye destek olmak için Almanya'ya gitmiştim. O zamanlar yeni bitirmiştim üniversiteyi. Ama hu resim işini yapıyordum da. Zaten o zaman pek ünlü değildim. 2-3 ay kadar Almanya'da kaldım. Sonra zaten hep birlikte Türkiye’ye geldik. Türkiye’de de 2 ay falan ben baktım Ada'ya. Yani 5 ay ben baktım. O yüzden bana çok alışkın ve beni çok seviyor." "Ya benim de bir yeğenim var da, işte abim Trabzon'da ondan pek görüşemiyoruz senin kadar." "Bir de Ada ailenin ilk torunu olunca, herkes uzun sürelik bebek hasretini onunla aldı. O yüzden genellikle yanımızdaydı." "Bakarsın 2. torun da bizden gelir ha?" "Hiç o hayallere dalma Semih. Ayrıca biz hâlâ sevgiliyiz ve senin düşüncelerine bak. Tövbe tövbe ya." "İstersen anında evlenebiliriz güzelim. Ya ama bir de şöyle bücür bi şey evde koşup oynasa güzel olmaz mı?" Bir yandan benimle yalvarırcasına konuşuyor bir yandan da sağ eliyle boyunun yarısını gösterirken. "Ya tamam ben de seviyorum çocukları ama daha kaç yaşındayım ya. Ayrıca şu an için bu aileye 1 bebek yeter." "23 yaşındasın. Veeee ağzından bir laf kaptım. 'şu an için'. Yani ileride olabilirrr." "Bilmiyorum. Kapat artık bu konuyu. Git içindeki çocuk sevgisini Ada gelince ona ver." Tam küsüp gidyordum ki Semih beni belimden tuttu ve kendine çekti. "Nereye gidiyorsun? Ya tamam tamam sustum." "Bir daha bu konu evlenene kadar açılmayacak. Anladın?" "Anladım güzelim anladım. Tamam ağzımı açarsam ne olayım. Ama sen evlenene kadar mı dedin? Yani kesin evleneceğiz." "Belli değil. Ama böyle giderse beni çok darladığın için seninle sevgili dahi kalmayacağım." Aynen İnci çık masaya orada kıvır. Blöfün sebebi ne acaba? Sen bırak ondan ayrılmayı bir saniye ayrılamıyorsun yanında. Bir de ayrılacakmışım. Her saniye daha da düşüyorum bu adama bir de evlenmeyeceğim diyorum. Burada ne kadar naz yapsam da sen benjm çocuklarımın babasısın be Kılıçsoy. Bana evlenelim de anında evlenirim seninle. Ama tabi ki de asla pas vermiyordum. Eee ne de olsa kız evi naz evidir. "Hahahah! Güleyim de boşa gitmesin. Sen ve benden ayrılmak?" "Offf Semihhh! Ne darladın beni. Zamanı geldiğinde her şey konuşulacak. Anlaşıldı mı?" "Anlaşıldı komutanım! Mümkünse oturabilir miyiz artık?" "Sinirimiz geçtiyse evet. Ayrıca şu benim güzel abur cuburlarımı da yesek." "Tamam otur sen getireyim ben." "Ya ama gitme." "Niye güzelim?" "Benim yine uykum var." "Allah Allah! Sürekli uyuyorsun ve heo uyumak istiyorsun, durup dururken küt diye gözün kararıp bayılıyorsun. Ne oluyor sana?" "Gram bilmiyorum." "Pazartesiye randevu alayım doktora gidelim. Bu böyle olmayacak yoksa." "Peki. Cüzdanım odamda. Cüzdanımın içinde de kimliğim var." "Ah be güzelim, yine ne yaptın acaba kendine." diye söylenerek odama gitti Semih. ★★★ "Ben evde çok sıkıldım. Bir yerlere gidelim mi?" "Olur. Nereye gitmek istersiniz hanımefendi." "Bilmem. Bir delilik yapıp insanların çok olduğu bir yere mi gitsek?" "Olur güzelim. Bayağı cesaretlisin yine bugün de her zamanki gibi bakıyorum da. Ama gerçi kıskanç mı demeliyim yoksa?" "Evet Semih Bey, apaçık bir kıskacım. Sevgilimi o yamyamlardan korumaya çalışıyorum." "Vayyyy, İnci Hanım. Az önce bana senden ayrılırım diyordunuz. Şimdi de beni diğer kızlardan kıskanıyorsun." "Bir sakıncası mı var?" Suratına en çapkınından bir gülüş yerleştirdi. "Ne sakıncası güzelim? Sadece bildiğimden fazla kıskançsın." "Konu KOCAM olunca akan sular durur." "Bir de evlenmeyeceğim dersin. Sonra kocam da kocam diye dibimden ayrılmazsın." "Madem istemiyorsun beni ben gidiyorum." deyip oturduğum yerden kalkıp gitmeye yeltendim. "Güzelim nereye?" deyip beni bileğimden tutup kucağına oturttu. LAN HARBİ DÜŞÜYORUM BEN BU ELEMANA! "Ben olmadan bir yere gidemezsin." "Hmm. Buna kim karar veri-" derkene gine öptü benimki. İyice şımarmaya başladı bu. Her fırsatta öpüyor beni. Ama bunda asla ama asla şikayetçi değilim. Olsam şaşardım. "Allah'ım ya! Ne çok şımardın sen de." "Evet, ben senin şımarık bebeğinim." "Hadi o zaman şımarık bebek, gidip yatalım." "Hay hay madam." Beni kucağında yatak odasına götürdü. Şaşırtıcı bir şekilde sadece uyumuştuk. ★★★ "Semih, gitmesen olmaz mı?" "Olmaz güzelim. Annemler yok diye İstanbul'da beni Suden'in velisi yaptılar." "Hmm peki. Selam söyle." "Aleykümselam güzelim. Hadi ben çıktım." Daha sonrasında yanağıma bir öpücük kondurup evden çıktı. Evde can sıkıntısından debelenirken birden zil çaldı. Semih diye koşa koşa kapıya gittim. Kapının dürbününe baktığımda sadece karanlık vardı. Semih'in sürpriz yapmak için dürbünü parmağıyla kapatmış olacağını düşünüp kapıyı açtım. Açar açmaz gördüğüm sima rahatsız ediciydi. Lanet olası pislik Fatih gelmişti. Onun geldiğini görünce hemen kapıyı geri kapatmaya çalıştım. Ama lanet olası pislik "Hey hey hey! Neden kapatmaya çalışıyorsun güzelim?" diyerek kapıyı üstüme ittirdi. "Fatih siktir git! İstemiyorum seni!" "Ne oldu? Semih olmayınca savunmasız mı kaldın?" dedi ve kapıdan içeriye girip beni duvara ittirdi. Hasta olmamın da etkisiyle gram mecalim kalmamıştı. O sebeple ona yenilip duvara yapıştım. Tam "İmdat!" diye bağıracakken eliyle ağzımı kapadı. "Yardım dilenmek yok. Artık kaderine mahkumsun. Burada sadece ikimiz varız. Sen ve ben. Sonunda sana kavuşabildim." Bağırmaya çalışıyordum ama sesim çıkmıyordu. Daha sonra gözlerimden yaşlar boşaldı. Artık bu şerefsiz aşırı ileri gitmişti. Allah'a bu adamı üzerimden alması için dua ediyordum. Ben orada can çekişirken kurtarıcım, Semih geldi. Fatih ve beni o hâlde görünce gözü döndü. "SENİN BURADA NE İŞİN VAR LAN? BİR DE KIZI AĞLATIYORSUN! PİS TACİZCİ! ALLAH SANA BEYİN VERMEYE ÇALIŞMIŞ AMA SEN REDDETMİŞSİN! AKIL YOKSUNU!" Bir yandan bunları sıralıyor ve suratına yumruklar indiriyordu. Ben de şokun etkisiyle bir köşeye çekilmiş öylece bakınıyordum. Hâlâ o anlar gözümün önüne geliyor ve iğreniyordum. "SEMİH TAMAM DUR! GİDECEĞİM!" "GİDİP DE NE YAPACAKSIN? KIZIN MENTALİNİN İÇİNE ET SONRA CEHENNEMİN DİBİNE GİT, YOK YA!" "Ya tamam gideceğim." Biraz hırsını almış olmalıydı ki bırakıp gitmesi için izin verdi. Aptal herif ise korka korka ancak hızlı adımlarla evden siktir olup gitti. Ama ben bakışlarımı bir yere kitlemiş, öylece bakıyordum. "Güzelim, bana bakar mısın." "Güzelim bak gitti. Lütfen bak korkutuyorsun beni." Daha sonrasında az az akan gözyaşlarım giderek daha da arttı. "Ahhh yapma böyle." deyip beni kollarının arasına alıp bana sımsıkı sarıldı. Ben bir yandan ağlıyor bir yandan da Semih'e sarılıyordum. Yaklaşık 45 dakika kesintisiz ağladıktan sonra nihayet kendime gelebildim. "Bak ben senin her zaman yanındayım. Eğer psikolojik destek falan almak istersen psikiyatrist doktor Semih Kılıçsoy burada." Gayri ihtiyari gülmüştüm ama hâlâ aklımdan o an çıkmıyordu. Artık unutmak için her türlü yolu deniyordum. Bu yöntemlerden sadece içinde Semih'in bulundukları işe yaramıştı. Bana ilaç oluyordu sanki. Kalbimdeki kırıkları bana olan sevgisi ve verdiği değer ile sarıyordu. Gözyaşlarımı elleriyle siliyordu. Benim kalbimi kırmaya veya bana zarar vermeye çalışanları doğduğuna pişman ediyordu. "Biraz daha iyi misin?" "Hı hı." "Peki şu an en çok ihtiyacın olan şey ne?" "Sen, gitme yanımdan. Bu yaptığından sonra daha ne kadar ileri gidebileceğini düşünmek bile istemiyorum." "Ya vallahi nasıl yaptı hâlâ aklım almıyor." "Benim de hatam var ama ben içeri geç demeden dalamaz ki içeri." "Ya güzelim işte. Ama dağ ayısı anlamıyor. Huylu huyundan vazgeçmez." Daha sonrasında sessiz sakin bir biçimde 1 buçuk saat kadar öylece oturduk salonda. Asla birbirimizi bırakmadan sarıldık birbirimize. Lüzumsuzca çalan zil benim bütün modumu düşürmüştü. "Kalkma sen ben bakarım." Semih bakmaya gitmişti ama gelen sesle iyice meraklanmıştım. "Karşının zilini çaldık ama açılmadı. Gördüğünüz üzere biz polisiz. Semih Bey'in nerede olduğu hakkında bir bilginiz var mı?" Polis mi? SHİT!!! NE POLİSİ NE SEMİH'İ? "Buyrun memur bey, benim." "He öyle mi? Hakkınızda şikayet var. Bizimle ifadenizi almamız için emniyete kadar gelmeniz gerekiyor." Polis lafını duyduktan sonra daha da meraklanıp koridora kadar gelmiştim. Polisin son sözünü duyduktan sonra Semih bana bakıp öylece kalmıştı. Biliyorum en heyecanlı yerinde kestimmm ama en kısa sürede yeni bölümü atmaya çalışacağımmm. Hepinizi çok çok öpüyorum ve bol bol yorum ve beğenme bekliyorummm ��������

Bölüm sonu

4 yorum

  • Abi şaka mısınız ya? Fatih resmen Semih yetişmese kıza tecavüz edecekti ama Semih iki üç yumruk salladı diye tutuklanıyor mu? Tam çıldırmalık

    2Yanıt
  • O pislik Fatih'in yüzünü dağıtan ellerin dert görmesin Semihimmmmmmm

    1Yanıt