Odaya gittiğimizde saat geç olmuştu. Biz de direkt olarak kıyafetlerimizden kurtulduktan sonra pijamalarımızı giyip kendimizi yatağa bırakmıştık. "Seni aile grubuna alayım mı?" "Al güzelim. Oradan verirsin haberi de." AİLECEK İNCİ:Canım ailemmm. :Nasılsınızzzz? NESLİ:İyiyiz kuşum sen? ERDEM:Biz de iyiyiz kızım sen? EMRE:Biz de iyiyiz İnci sen nasılsın? İNCİ:İyiyim ben de. :Size bir haberimiz varrr. :Ama önce gruba Semih'i almam lazımm. ERDEM:Al kızım al. Semih❤️🔥, gruba eklendi SEMİH:Cümleten iyi akşamlar NESLİ:İyi akşamlar iyi akşamlar da ne söyleyeceksiniz siz? İNCİ: *foto* NESLİ:AYYY ÇOK SEVİNDİK KUŞUM <3 MELDA:Ay tü tü tü maşallah benim kızıma 🧿 Hayırlı olsun bir tanemm MEHTAP:Ay hayırlı olsun çok sevindik kızım 🥰 Damat Bey ile kısa sürede tanışacağız inşallah. KADİR:A İnci, hayırlı olsun abicim. ERDEM:VAY BENİM PAŞAM, SEMİH SANA EVLİLİK TEKLİFİ Mİ ETTİ? AFERİN SEMİH SANA İYİ Kİ ELİNİ ÇABUK TUT DEDİM HE! EMRE:Vay benim evlenmiyeceğim diyen kızım evleniyor mu? Mutluluklar Sarı Civcivim. İNCİ:Ay durduk yere utandırdınız beni. Hepinize teşekkür ederimmmm SEMİH:Ben de iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Erdem Amca sırrımızı söylemeseydin keşke. ERDEM:A ben o mesajı yazdım mı? İNCİ:BABAAA ERDEM:Tamam kızım kızma. Kötü mü yaptım? Hayırlı bir iş sonuçta. Ee, ne zaman istemeye geleceksiniz? SEMİH:E, aslında ona karar vermedik. Olaylar çok spontane gelişti. İnci de size danışmadan karar vermek istemedi zaten isteme konusunda. NESLİ:*sesli mesaj. Hayaaaa, hayıylı oysun! İNCİ:Sağol halasının bir tanesi. Aynen Semih'in dediği gibi babacığım. İstanbul'a gelince bir bu konuları konuşacağız. Hem zaten Semih'in ailesine de danışmamız gerekiyor. MELDA:Haklısınız kızım. Neyse iyi geceler hepinize HERKES:İyi gecelerr "Seni benden daha çok sevdiler." "Yani doğal olarak. Ailedeki tek kız çocuğun KOCASIYIM." "Kocasıyım" kelimesini üstüne bastıra bastıra söylemişti. "Hele hele Ada seni görse, bir daha suratıma bakmaz benim. Sahi, ben onun doğum gününe ne alacağım hediye?" "Zaten ona verilen en büyük hediye senin gibi bir halası olması." "Allahh!" "Ne oldu?" "Yanıyorum Fuat abi!" "Hadi ya!" "O kadar zaman bir şey demedim ama artık evliliğe resmen bir adım attığımıza göre söyleyebilirim. Ben sen her iltifat ettiğinde, karıcığım dediğinde, güzelim dediğinde, beni her öptüğünde, konuştuğun her anda sana düşüyorum, sana bayılıyorum, karşında eriyorum." Beni sabırla dinledikten sonra cevap verdi. "E ben zaten bunları biliyorum ki." "Neee?!" "Evet biliyorum." "Hağdiğ yağ!" "Senin uykun gelmiş." "Hı hı." "Hadi uyuyalım." "Hadi." Semih'in kollarındayken huzurlu bir uykunun içine derin bir şekilde dalmıştım. ★★★ "Anne!" Sarışın, 2-3 yaşlarında bir kız çocuğu Semih ile birlikte bana doğru koşuyordu. "Hadi koş annene Lavinya!" "Anne!" O çocuk bana doğru koşmaya devam ederken birden Semih'in sözünden sonra hızını arttırdı. Ben de dizlerimin üzerine çöküp kollarımı iki yana açtım. Daha sonrasında kız yanıma gelip bana sarıldı. "Seni çok seviyorum, anne!" "Ben de seni güzel kızım, ben de seni." Arkadan Semih bize büyülenmişçesine bakıyordu. Daha sonrasında Semih'in dudaklarıma bir öpücük kondurmasıyla uyandım. "Hadi güzelim, kalk. Sonra gece uyuyamazsın bak." "İstediğin de bu değil mi zaten?"
Semih sırıttı. "E neden uyandırdın beni?" "Kan ter içindeydin. Bir yandan gülüyor bir yandan da gerginlikten çatlamak üzereydin. Korkup uyandırdım ben de." "Saat kaç?" "Gece 3." "Gel rüyamı anlatacağım sana." "Dinliyorum anlat bakalım. " Rüyamı anlattığımda Semih'in tepkisi beklediğimden de iyi şekildeydi. "Gerçekten mi sevgilim? Demiştim sana, senden çok güzel bir anne olacak diye." "İsmi çok güzel değil mi ama?" "Lavinya" "Lavinya" "Evet çok güzel." "Değil mi çok güzel." "Ne zaman aramıza katılır?" "Ne zaman istersek." "Bugün boş muyuz peki?" Başımı salladım. "Evet boşuz. Sadece sana bıraktım şu an kendimi. " Semih sırıtarak gülümsedi. "Dudakların geceleri daha güzel bence." Gülümsedim. "Onlar da senin şu an" Semih işin dozunu kaçıracaktı tabi ki de. "Her zaman benim zaten karıcığım. " deyip dudaklarıma doğru dudaklarını bastırdı. Açıkçası olduğundan daha heyecanlı ve gergindim. ★★★ Sabah kalktığımda dizlerim fazlasıyla ağrıyordu. Semihe ne kadar sitem etsem de hiç oralı olmuyordu. Sabah otelin kahvaltısına indik. Bizimkiler de oradaydı. Emirhan, Mustafa, Talha'nın karşısında Ayşe, Mary ve Mira vardı. Sandalye çektik ve Semihle karşılıklı oturduk. Ayşe'nin yanına oturmuştum. Ayşe ise bana bakıp, kulağıma fısıldadı. "Gece kaçamadın değil mi balım? Sen çok yorgun görünüyorsun." Gülümsedim. "Kaçmadım hayatım. Umarım değer kaçamadığıma" Ayşe devam etti. "Değer değer. Sen ye yemeğini konuşalım biraz kız kıza" Başımı salladım. Ardından Emirhan ve Ayşe birbirlerine göz kırptılar. Emirhan ise Semihle fısır fısır konuşuyordu. Emirhan bir an ayağa kalktı "Sevgili dostlarım, bizim size bir haberimiz varr!" Hepimiz birbirimize bakıyorduk. Kimsenin hiçbir şeyden haberi yoktu. "Ayşe transfer işini halleti. Beşiktaş'a transfer olacak. Aynı zamanda biz sevgili olduk bunu da söylemek istedim." Mustafa, Semih ve Talha'yla el sıkıştırıp "hayırlı olsunlar" dendi. Biz kizlarda sarıldık. Güzel bir haberdi açıkçası. Ardından kahvaltıyı bitirdik. Ve odalara hazırlanmak için çıktık. O gün İspanyol bir adam bana sarkıntılık yaptı. Semih de hiç düşünmeden küfür ederek boğazına yapıştı. "Sen kimsin amına koduğumun çocuğu?" Semih'i zar zor kendime çekip sakinleştirdim. Bir süre sonra herkes yorulduğu için otele döndük. ★★★ İspanya'da 1 haftamız geçmiş, 1 haftamız kalmıştı. İspanya'da yeterince gezmiştik. Artık dinlenip, keyif yapıp, yatacaktık. Semih 2-3 gündür durgundu, Lavinya konusunda. İyi ki durgundu. Çünkü hâlâ ben kendimi pek de hazır hissetmiyordum. O da bunu hissetmiş olmalı ki çok üstüme gelmiyordu. Normalde istemiyor değilim ama evli olmayınca yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi geliyor, vicdanen rahatsız oluyorum doğal olarak. "Semih!" "Efendim hayatım." "Sen bana darıldın mı?" "Yo niye darılayım. Asıl sen neden bana çekinerek yaklaşıyorsun? Çıkar ağzındaki baklayı çabuk." "Biraz Lavinya konusunda tereddütlerim var." "Neymiş onlar?" O sırada daha önce bana sarılırken şimdi kendisi koltuğa oturmuş beni de kucağına oturtmuştu. "İyi bir anne olup olamayacağım." "Olacaksın." "Evli değiliz ve bunu yapıyoruz." "Sen iste anında nikahı basarım." "Doğum gibi sıkıntılı bir durumu kaldırabilecek miyim?" "Sen her şeyin üstesinden gelirsin." "Maddî olarak bebeğimize yatabilecek miyiz?" "Sen hiç kafana takma hallederiz." "Sürekli evde durup bebeğimize mi bakacağım, hiç iş hayatım olmayacak mı?" "Aysel Sultan bir telefon uzağımızda, anında gelir torununa bakmaya." "Offf. Her şeye bir cevabın var. Bir sorsana bana korkuyor musun diye, yapabilecek misin diye." "Gerçekten korkuyor musun?" "Korkuyorum tabi. Öyle kolay bir şey değil bu. Özellikle de ilk 1 sene. Her şeyimizi bebeğe göre ayarlamamız gerekiyor, hayatımızı ona adamamız gerekiyor. Ve ben bu dönemde gerçekten çok fazla hırpalanacağım. Lohusalığın da hakkını sonuna kadar verebileceğimi düşünüyorum." "Seni her hâlinle seviyorum güzelim. İster lohusa ol ister depresyonda ol her hâlinla güzelsin. Sen eğer hayatını Lavinya'ya göre şekillendirebilirim diyorsan ben haydi haydi şekillendiririm. Yanında her zaman ben olcağım. Bunun sebebi de Lavinya değil. Ben senin sevdiğin adam olarak her anında yanında olmaya taşıdığın yüklere ortak olmaya hazırım." "Teşekkür ederim." "Ne teşekkürü asıl sen benim istediğim şeyi geri çevirmediğin için teşekkür ederim. Korksan bile..." Güldüm. Daha sonra kafamı göğsüne koydum ve kalp atışlarını dinledim. Huzurla atıyordu. "Sen paylaştın mı evlilik teklifini sosyal medyadan?" "Ih ıh." "Tamam getir telefonunu da paylaşalım ikimiz de. Sonra da aşağıya kahvaltıya ineriz. Daha sonra da havuza gidelim." "Olurrr. Zaten ben su kuşuyum yaa." "Allah'ım bana su kuşu da mı nasip edecektin yarabbim." "Beğenmedin mi?" "Yok. Kendim de öyleyim ki." "Tamammm. Telefonumu getireyim dur." Telefonumu getirdim ve şu fotoyu atıp Semih'i etiketledim. *foto @semihkilicsoy9 Evett, Evet, evettt Heh, yorum bombardımanı da storyi atar atmaz başlamıştı. Yorumlar ise şöyleydi: "@***:Ayyy hayırlı olsun İncuu ��" "@***:Başka kadın mı bulamadın Semih? Git başkasına buna mı kaldın sen?" >"@***:Madem beğenmiyorsun sen becerebiliyorsan bul İnci'den güzel kadını. Bu arada hayırlı olsun Semih." "@***:Bunlar sevgili olalı daha kaç ay oldu da hemen evleniyorlar? Bence mercimeği fırına verdiler de ondan böyle yapıyorlar." >"@dolupaletiterstut1903:Sana ne kardeşim! Ayrıca mercimeği fırına verdiler falan hayırdır!" Bu son yorumu Semih telefonu elimden alarak benim hesabımdan yapmıştı. Ancak ben de cevap verecek olsam ben de böyle bir tepki verirdim. "Bunlara ne ya? Sabah sabah sinirlerim yine tepeme çıktı." "Tamam ikimiz de sakin olalım. Semih bak cevap verdin yoruma sıkıntı bitti. Başka tepki yok. Tamam mı?" Ardından hazırlandık ve çıktık. Aşağıya indiğimizde sadece Ayşe ve Emirhan aşağıdaydı. Emirhan yine sabah sabah sinirlenmişti bizimkilere. "Nerede kaldı yahu bunlar." "Emirhan gelecekler işte aşkım ne sabırsızsın." "Ya sabırsız değilim açım. Sabah açken beni bekletmek asla akıl kârı değil." "Emo, sakin ol kanka." "Sakin makin olamam Semih. Arayın şunları gelsinler vallahi açlıktan sizi yerim ona göre." "Tamam arıyorum ben Mary'yi." "Ben de Talha'yı arıyorum. Yenge 2 saniye bir tutmayı başarırsan Emo'yu sevinirim." "Rahat ol enişte Emirhan bende." İki çift de birazdan geleceklerini söylediler. Maryler Musti'nin kalkamamasından dolayı gecikmişlerdi. Talhalar ise Talha'nın 40 saat tuvalette durmasından dolayı geç kalmışlardı. Buradan hanımlara kamu spotu. Kocanızı veya sevgilinizi tuvalete telefonla sokmayın. Sonra mazallah bir daha yüzlerini göremezsiniz. Benimkinin zaten telefonla girme gibi bir alışkanlığı yok Allah'a şükür. Olsa var ya benden daha çok tuvalet kağıdı görecekti yüzünü. "Oh be kardeşim, sonunda gelebildiniz. Yemin ediyorum sizi yiyecektim." "Ne abarttın be Emo abi ya. İki keyif yapalım dedik sevgilimizle." "Sabah erken kalksaydın yapardın sevgilinle keyfini Musti." "İnci, sevgilime öyle deme." "Asıl sen benim sevgilime öyle deme Meryem. Sevgilin kaç yaşına gelmiş futbolcu ama hâlâ şu erken kalkmayı bir beceremedi. İnşallah çocuğunuza öğretirken Musti'ye de öğreteceksin. Ben sana söyleyeyim, el kadar çocuk Musti'den daha erken alışır." "Aşk olsun abi." "Hiç kusura bakma Musti. Şurada 23 yaşına geldin hâlâ oturtturamadın düzenini." "Offf yemin ediyorum kurt gibi açım. Birbirinizi yemeniz bittiyse kahvaltıya gidelim." "Of Talha trip atacak yerde geziyosun sen de." "Eyvallah Semih'im" Ardından otelin restorantına geldik ve kahvaltı masasına oturabildik şükür. "Tekrar bi hayırlı olsun diyelim İnciciğim. Sosyal medyadan da paylaşmışsınız evlilik teklifini." "Ay teşekkürler Talha. Darısı sizin, hepinizin başınıza." Kızların yüzü kızarmıştı ancak erkekler umurlarında olmayarak gülüyordu. Kızlar hâlâ pembe pembe yanaklarla yemek yemeğe çalışırken Emirhan araya girdi. "Yenge şimdi ne zaman isteyeceğiz seni. Daha sonra sıra bize gelecek de ondan soruyorum." Ayşe'nin yüzü benim grupta popüler olmuş allıklardan sürmüş gibi olmuştu. "Belli değil be Kapo'm. Bi ailelerle konuşacağız. Güzelim, annenlerle konuştunuz mu bir daha." "Yok konuşmadık, ama babam dünden razı zaten beni vermeye. Zaten sana evlilik teklifi etmeni de o söylemiş." "Erdem Amca evlenecek sanırım Semihle." Mira bu sözü söylerken ben de tam o sırada çayımı yudumluyordum. Daha sonrasında tam çayı püstürtecekken kendimi tuttum. Ama bu sefer de çay boğazıma kaçtı. "Kız yavaş, öldüreceksin sevgilimi." "Semih sakin ol iyiyim. Ayrıca beni bir şey öldürecekse bunun çay olmasını tercih ederim. Çünkü bu takdirde yiyip-içtiğim son şey çay olacak." "Sevgilim ne ölmesi, ağzından yel alsın." "Offf ne evham yapıyorsun." "Allah aşkına ölücem diyorsun ya. Ölme, sen bana lazımsın." "Ne konuda?" Alt dudağını bükerek "Bilmiyorum" mânâsında bir hareket yaptı. Buradaki herkes neden lazım olduğumu biliyordu ama bilmemezliğe geliyordu. Bir süre sessiz kaldık. Bu sessizliği bozan ise Ayşe'nin çalan telefonu idi. Kardeşi Ecrin arıyordu. "Alo ne var Ecrin?" "Ha öyle mi? Kızım ben senin için mi çalışıyorum. Madem veybolcusun al her şeyini. Ama yoook, sen pahalı pahalı şeylere yatır maaşını, sonra konu bir ekmek almaya gelince benden para iste. Olmaz Ecrin, paranı o giyinme odana yatıracağına git biraz yatırım yap." Daha sonra Ayşe telefonu kapattı. Meraklı Mary yine atıldı. "Kız ne oldu sinirlendin?" "Ay vallahi bu kız beni öldürecek ya. Markete gitmiş bir şeyler alacakmış eve ama parası yokmuş. Bu kız da o kadar para alıyor ki kulübünden. Ama yok, o parasını sadece gösterişli şeylere harcar, sonrada böyle en ufak bir şeyde para lazım olunca dımdızlak kalır." "Ayşe'm bi sakin olur musun? Tamam bu seferlik gönder bence." "Emirhan vallahi sürekli yapmasa göndericem ama hep yapıyor ya. Para benjm yani göndermeye de bilirim." "Ayşe sakin." "Offf tamam ben de zaten sabah sabah celallendim kusuruma bakmayın." "Yok bir tanem ne sorunu." "Eee sizde ne var ne yok? Sevgililik nasıl gidiyor?" Emirhan Talha'nın yönelttiği soruya Ayşe'ye fırsat vermeden cevap verdi. "Tayo'm gayet iyi. İnşallah sonraki yaza düğün. Bir ara bulur nişanla istemeyi de sıkıştırırız. Ufukta evlilik var kısacası." Ayşe'nin boğazına da aynı benim gibi çay kaçmıştı. "Yavaş kız. Bak yenge de ölecekti sen de. Ne bu sizin boğaza çay kaçırma sevdanız." "Emirhan." Ayşe kalın bir ses tonuyla Emirhan'a kızgınlığını belli etti. Oy birliğiyle karar verip havuza gittik. ★★★ Havuzdan gelir gelmez Semih duşa girmişti. Ben de duşa girmek için onun duştan çıkmasını bekliyordum. Bir süre sonra Semih duştan çıktı. Ama görüntü beni benden alıyordu. Belinde sadece bir havlu vardı. Üst vücudunda hiçbir şey yoktu. Baklavalarının üzerinden su damlaları süzülüyordu. Bir yandan da elindeki havluyla saçlarını kuruluyordu. "Sıhhatler olsun." "Sağol." Hâlâ aynı hareketi yapıyordu. Bir suratına bir de karın kaslarına bakmaktan bu sefer cidden şaşı olmuştum. Ve derken bir anda Semih'in belindeki havlu düştü. Gayri ihtiyari gözlerimi kapattım. Daha sonra Semih'in güldüğünü fark ettim. Gözlerimi açtığımda Semih'in havlunun altına kıyafet giydiğini fark ettim. "Yaaa!" Yataktaki yastıklardan birini suratına fırlattım. Semih de tuttuğu yastığı bana geri fırlattı. ★★★ Güzel bir tatilin sonuna gelmiştik. Sonunda eve dönme vakti gelmişti. Eşyalarımızı hazırlayıp havaalanına doğru gidiyorduk. Son hafta Ayşe'nin toparlanmasına da yardım etmiştik. Eşyalarını uluslararası bir kargo şirketiyle gönderecekti İstanbul'a ev bulduğunda. Emirhan'ın ısrarlarıyla sadece 1 gün Emirhan'ın evinde kalacaktı. Daha sonrasında evine, ailesinin yanına geçecekti. Check-in yaparken yine sorun yaşamıştık. Bu sefer sadece Emirhan değil, hem Emirhan hem de Ayşe sinirlenmişti. Ne de olsa ikisinin de kanında has Karadeniz kanı vardı. Benim müstakbel kocacığımda da vardı ama ben yanında olunca genellikle olmuyordu o sinir. "Hay ben böyle cihazın amına koyayım!" "Bak gördün mü Emirhan? Bir de bana o gün kızdın." "Ula karucuğum bi durabilur musun?" "Yenge boku yedin, sinirlendiği zaman şive yapar Emirhan." "Görür o sinirlenmeyi Talha." Herkes ağzı açık Emirhan ve Ayşe'yi izliyordu. Ayşe haklıydı. Bu Karadenizli topçular her şeye sinirlenir, kızar ancak konu sevdiceklerine gelince akan sular dururdu. Bu Talha ve Semih için de geçerliydi. "Oooo bak sen Ayşe Yenge'ye." "Musti susmazsan senin de boyunun ölçüsünü alacağım." "Tamam yenge sustum." Musti her zamanki gibi ağzını fermuarla kapatma hareketini yapmıştı. İşimizi en sonunda zorla bitirip sonunda uçağa bindik. Zaten zar zor ayakta durduğum için hemen sızdım. Bir sallantıyla uyandım. Uçak türbülansa yakalanmıştı. "Semih noluyo?" Semih yanımda yoktu. Kahretsin! Nereye gittin lan sen? Gözlerimle diğerlerini aradım. Daha sonrasında Emirhan'a bildiğiniz böğürdüm. "EMİRHAN! SEMİH NEREDE?" "Yenge sakin ol tuvalete gitti şimdi gelir." "SAKİN MAKİN OLAMAM GÖNDER ŞU ÇOCUĞU YANIMA!" Emirhan'a bağırırken Semih'in tuvaletten çıktığını gördüm. Benim gözümdeki korkuyu görür görmez yanıma koştu. "Hayatım, iyi misin?" "Şu anda sence nasıl olabilirim?""Tamam sevgilim sakin. Tut elimi." Elini tuttum. Elini tutmak beni biraz daha rahatlatmış olsa da hâlâ tamamen rahatlamış değildim. Şu ana kadar birçok kez uçağa binmiş olsam da hiçbir zaman böyle bir olayla karşılaşmamıştım. Bundan sonra hiçbir güç beni bir daha uçağa bindiremez. Belki uyandığımda Semih yanımda olsaydı olabilir ama yanımda olmadığı için bir daha ASLA. ★★★ Aynen o pozisyonda, Semih'in elini tutarak bitirdim sonunda o yolculuğu. Karaya indiğimde aslında yeri öpesim vardı ama rezil olmamak için öpmedim. "Allah'ım şükürler olsun sana yarabbim." "Tamam sakin ol, indik bitti." "Sen neden gittin tuvalete?" "Sence?" "Ya biliyorum da en azından haber verseydin. Yani ağzımı bozucam ama sen yoksun diye altıma sıçtım ben." "Pişt! Kendine küfür etmek yoook." "Peki KOCACIĞIM!" ★★★ Ayşe Emirhanla birlikte eve gitmiş, Talha ile Mira yemeğe çıkmış, Musti ile Mary de Musti'nin ailesinin yanına gitmişti. Biz de Semihle evde tek kalmıştık. "Sevgilim, yemek?" "Yapayım Semih." "Yok ben yapıcam." "Hah gali." "Kız bu şive ne? Türkçe anlamını söylesene şunu." "Ayı mısın Semih? Türkçe anlamını söyle ne? Söyliyeyim, hadi canım demek." "Tripçi karım benim. Ne yapayım?" "Hmm, düşünüyorum... Buldum, pırasa." "Ha bu Karadenuzlu uşağa pırasa mu yaptıracaksun?" "Evet, ne olacağımış?" "İyi madem yapayım. Var değil mi evde?" "Yok, sipariş vericem eve." "Peki madem. Ben salondayım, sipariş gelene kadar annemle falan konuşurum. Gelince aramamıştım onu." "Tamam sevgilim, selam söyle." "Naber Aysel Sultan?" "İyiyim Semih'im sen?" "İyiyim ben de. Şenol Reis napıyor?" "İyi o da, bulmaca çözüyor. Aklı sıra beyin jimnastiği yapıyor. Asla hiçbir şeyi bana sormuyor. Benim bilemediklerimi de Google'a yazıyor." "Boş ver Sultan'ım. Özledim sizi ya." "Al Suden'i de gel yanımıza. Ha bi de canım gelinimi de unutma." Ben bir yandan sipariş vermeye çalışıyor, bi yandan da Semih'i dinliyordum. O da bana kaş göz yapıyordu. "Anacığım pırasa nasıl yapılır anlatsana bi." "Nesi var oğlum? Salçayla yağı kavuracaksın bi güzel, sonra doğradığın pırasa ve havuçları içine atacaksın, daha sonra biraz su ve bulgur, sonra da pişecek o zaten." Ben de oradan fısıltıyla "Ben pirinçle yapıyorum ama." dedim. Benim ispiyoncu çocuğum da durur mu, hemen anasına yetiştirdi. "E gelinin pirinçle yapıyormuş ama." "İkisiyle de olur oğlum. Neden sordun bakayım sen bunu, doğru düzgün ağzına bile sürmedin bunu. Hayırdır niye soruyorsun?" "Gelinin İnci Hanım'a yapacağım."Daha hiç pırasa yememiş olmasının şokunu atlatamamışken bir de annesine söylemesi çıktı. Kadın da beni tembel biri olarak görecek vallahi delirtecek bu adam beni. "Ya Aysel Teyze ben yapayım dedim yaptırmadı. Ben de yaptırmayınca biliyor zannettim. Yani öyle iş yaptırmayı sevmem ben insanlara." "Biliyorum kuzum, oğlum yapar öyle şeyler. Sonra da bir yapamadın de ona, yıkar ortalığı. İnadı inat çaldığı düdüktür kısacası." "Anacuğum ne ediyisın kizun önünde." "Semih sus oğlim." "Peki. Neyse anam ben işimun başina geçeyum, sana babamla iyi günler dilerum." "Sağolasin, sana da oğlimle kolay gelsun İnci kizum." "Sağolasın Aysel Teyze'm." "Semih sen hiç pırasa yemedin mi?" "Cık, yemedim." "Neden, annen hiç yapmadı mı?" "Yo yaptı, genellikle o gün 'Ben bunu yemem' deyip evdeki başka bi yemeği yedim ve tadına bile bakmadım. Hatta bunun yüzünden terlik bile yedim ama ağzıma bile sürmedim, mallık işte." "Şşşt, sen de kendine küfür edemezsin." "Peki bir tanem." ★AYŞE'DEN★ Emirhan'la birlikte eve geçmiştik. Kapıda bizi güler yüzle birlikte Pınar Teyze karşıladı. "Ooo hoş geldiniz. Gelin hanımı sa görmek bugüne kısmetmiş." "Anneciğim bugün Ayşe bizde kalsa olur mu? Daha ev falan tutamadı." "Olur yavrum olur, misafir odalarından birine yerleştir Ayşe'yi." "Ayşe misafir mi anne?" "Ya değil oğlum da başka oda mı var?" "Benim odam var ya." "Şşt sussana Emirhan." Elimle Emirhan'ın bacağına hafifçe vurmuştum."Neyse ben çıkarayım odaya Ayşe'yi." Emirhan'la birlikte odaya ilerledik. "İşte burası." Odaya girer girmez Emirhan kapıyı kapattı. "Aynı odada kalamayacağımız seni öpmeyeceğim anlamına gelmez." Daha sonrasında beni kapıya yasladı ve aramızdaki mesafeyi mümkün olduğunca sıfırlamaya çalıştı. Ben ise durumdan memnun olduğum için sesimi çıkartmıyordum. Sonunda Emirhan dudaklarını dudaklarıma bastırarak amacına ulaştı. "Peki madem ben seni biraz yalnız bırakayım. Akşama yine uğrayacağım odaya merak etme." Kıkırdadım. ★★★ Mutlu mutlu Pınar Teyze'nin kendi elleriyle yaptığı güzel yemekleri yedik. Daha sonrasında biraz salonda oturup sohbet ettik. Saat 11'i biraz geçerken ben odama gitmek için izin istedim. Daha sonra odamda biraz kitap okudum ve uykum geldiğinde yatmaya karar verdim. Tam pijamalarımı giymek için üstümü çıkardığım sırada kapı tıklatılmadan açıldı. Tahmin ettiğim gibi gelen Emirhan'dı. "Emirhan mal mısın? Tam üstümü değiştirecektim daldın." "Ses duyulmasın diye tıklatamadım. Keşke biraz daha geç gelseymişim, üstünü çıkarmışken falan." "Ay yemin ediyorum sapıklıkta arş-ı âlâya çıktın tebrik ediyorum."