Gidiyorsun öyle mi.Beni bırakıp gidiyorsun.Bak gökyüzüne.Bu gece karardı .Çok kırgın sana.Hisset rüzgarı.Naasılda sert esiyor.Çok kızgın sana.Bak gökyüzüne yıldızlar yok.Ayın ışığı az.Küstüler sana sen gidiyorsun diye...
Insani birakip terk etmek kolaydır ama sevmediğinde insan sevmediğine her şeyi söyler yapar eder kullanır ama konu sevdiğine gelince ne kötü söz ne ter ediş vardır...Güllerin dikeni vardı seninde her güzel şeyin bir kötü yani vardır seninde iyi yanlarin vardı ama kötü yanlarin daha cok vardı sevgili ben o dikenleri aldim koparmak istedim ellerimi çizdi kanattı yarayı kapatmak isteyen açmazsı zaten ben ona dahi dayandim bütün dikenlerini cikarim ama sonra senin rengin benim elimde kan renginde kaldi sevgili...Senden bana kalan tek şey kalbimde bıraktığın yaralar oldu...
NUR~
Fransaya inmiştik havalimanındaydik gözlerim her yerdeydi hava çok sıcaktı üstümde uzun salaş sarı bir elbise ayakkabim beyaz bir sitilettoydu ellerimde altin rengi yüzükler gözümde Güneş gözlüğü saçım salinikti güneşten dolayı saclarim açılmışti rengi biraz Polat her zamanki şıklığındaydi üstünde beyaz tişört altinda salaş beyaz pantolon vardı özel jetimizden indik korumalar "Polat bey " dedi Polat ailesi magazinlerden kolay kolay düşmeyen bir aileydi jetden indik minik kol cantami duzelttim ve derin bi nefes alip verdim yaniyodum havalimanın önüne geldik ve bir kac haberci fotoğrafimizi çekti bu artik benim umrumda bile deildi çünkü günlük hayatimda bir cok seyi cekiyolardi...Polatın kiraladığı eve geldik ev deil malikâneydi Safiye Soyman'ın demesi gibi "oo very delicious omg" denilebilirdi ama artik bunlara alışıyorum.Polat istese aile şirketinin başkanı olurdu ama o kendini dövüşe adamış bi insandi dövüş harici bi sporla ve ya işle ilgilenmiyodu bence en iyi yanida buydu...Yatak odasine geçtik arkamda fermuarimi açamadım için Polatdan yardım istemeye yanina gittim Nur;Bi tanem acabilirmisin Polat;Tabi
Onun o büyük ve damarlar fışkıran eli tenimd deydi sanki atestimde beni söndürecek suydu o...
Polat;Evet oldu
Elbise yavas yavas belimden asagiya indi ve Polatın arkamdan sarilmasini hissettim eğenmek istiyodu...Boynumdan sanki deliyomus gibi öptü icim eriyodu sanki ona üst üste gelen öpücükleri arsizca ve cekiciydi onun bu amber kokusu beni benden aliyodu ona döndüm sanki bu ani bekliyormuş gibi gözümun derinliklerine bakti sanki yaşam agciydim ve benim gözlerimin içine onu yaşatıyodu önüme gelen saclarimi geri kulagimin arkasina ittirdi öyle nazik dokunuyoduki bana...
Nur; Çok naziksin
Polat;Yatakda deilim ama
Göz kirpti güldüm yatakda acimasiz sanki avini bekleyen bir kurt gibiydi ve öpmeye basladi ilk dudagimi sonra yüzümün her yerini her karışını derin derin cektim bu amber kokusunu hayatimdaki en güzel kokulardan biriydi öptükce beni daha cok kendisine cekiyodu göğüsum sıkışmışti acimasiz davraniyodu bende istedigi karşılığı veriyodum dudagima dişlerini geçirerek cekti seni yerim tabiri bu olsa gerek sonra bi hamleyle üstünü cikardi boynundan güç alarak bacaklarimi beline sardım eli kalçama gitti sıktığında ufak bir çığlık cikti dudaklarimdan sonra öpüşmeye devam ettik beni sırt üstü yatağa bıraktı ve kendine bir şarap koydu tek dikişte bitirip geri yanıma geldi ve altini çıkardı gözleri hazirmisin der gibiydi bende üstümde geri kalan her şeyi cikardim ve zevk gecemiz basliyodu tekrar usul usul yanima geldi ve yavaş davrandi bu daha cok azdiriciydi ufak bi inleyis dudaklarımdan cikti ve hizlandi dudağı tekrar dudağıma deydi derin derin öptü derin derin çekti beni icine bütün varligimi yoklugumu...
