
Cuma akşamı, kolej spor salonu, okulun en büyük ve en gösterişli partisine ev sahipliği yapıyordu. Işıklar, müzik, zengin çocuklarının şatafatlı kıyafetleri... Her şey, Utku ve çetesinin o kibir kalesinin ne kadar sağlam olduğunu gösteriyordu.
Sahne arkasında, Mert ve Simge ile son bir kez planı kontrol ettik. Mert, okulun ses ve ışık sistemindeki o açığı bulmuştu. Babasının şirketi aracılığıyla ulaştığım o teknolojik imkanlar sayesinde, sahnedeki o büyük ekrana sızmak çok zor olmamıştı. Simge, sahne arkasında, Utku’nun girişini yaparken ışıkları ve dumanı kontrol edecekti.
"Her şey hazır," dedi Mert, gözlerinde sinsi bir gülümseme. "Utku o sahneye karizmasıyla büyülemek için çıkacak ama biz ona en büyük sırrıyla yüzleşmesini sağlayacağız."
"Demir’e ulaştım," dedim kısık bir sesle. "Ona bu işin burada bitmediğini borçlu olduğumu söyledim. Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum ama..."
Simge, "Gelirse, yanında olduğumuzu unutmasın," dedi. Ona tebessüm ederek karşılık verdim.
Sahne arkasında, Mert ve Simge ile son bir kez planı kontrol ettik. Mert, okulun ses ve ışık sistemindeki o açığı bulmuştu. Babasının şirketi aracılığıyla ulaştığım o teknolojik imkanlar sayesinde, sahnedeki o büyük ekrana sızmak çok zor olmamıştı. Simge, sahne arkasında, Utku’nun girişini yaparken ışıkları ve dumanı kontrol edecekti.
Sahnede ışıklar karardığında, okulun ses sisteminden tok bir ses yükseldi: "Ve işte, okulun en havalı grubu! Utku ve ekibi!"
Simge’nin sahne arkasında ışıkları ve dumanı kontrol etmesiyle, Utku o sahneye karizmasıyla büyülemek için çıktı. Giydiği siyah takım elbisenin içinde adeta bir model gibi gözüküyordu. Utku ve tayfası sahneye doğru ilerlerken ayça'nın giydiği kırmızı elbise birazdan melemene dönüşecekti. Hepsi sahnenin ortasin geldiğinde işaretimle plan devreye girdi.
Tam o sırada, sahnenin tavanına yerleştirdiğimiz o özel mekanizmalar devreye girdi. Sahnedeki o büyük ekrandaki o büyük rezaletle çelişen o karizmatik duruş, o mekanizmalardan süzülen un, yumurta ve yağ yağmuruna tutuldu.
Bahçedeki o yağ tabakasına basmış olmamızın verdiği o rezil his, Utku’nun sahnedeki o kibir kalesinin yıkılmasıyla kayboldu. Üstümüze dökülen unla, oradaki herkesin soytarısı olmuştuk ama şimdi, o 'Şeytan Üçlüsü' tüm okulun önünde, kendi kibirlerinde boğulmuştu.
O sırada demir'in spor salonunun kapısından olanları izlediğini görünce tebessüm ettim. Gözlerimiz buluşunca hafif bir tebessüm ederek arkasını dönüp oradan uzaklaştı.
Cuma günü sadece bir intikam günü olmadı; bizim için yeni bir başlangıç oldu.