Ya geleceğimiz bir kaleme baksaydı?
Yıl: 3 Nisan 1720 Osmanlı( Türkiye)
Hayatta dediğimiz bu yolda hep birlikte yürümek dileğiyle...
Kendimi tanıtmam gerekirse ben Asena Türkoğlu 1720 yılında yaşayan bir Osmanlı kızıyım. Ailede ise çok sevilen biri olduğum söylenemez.
Beni umursamayan bir anne ve babaya, birde beni hor gören bir abiye sahibim. Ben onların ne yapmayı sevdiğini veya nelerden hoşlandıklarını bilmem onlarda benimkini bilmez. İstediklerini, dediklerini yapmaya çalıştım sırf sevsinler diye ama onlar istemedi.
Birde benim hiç arkadaşım yok. Arkadaşlarımın olmasını ve onlarla vakit geçirmeyi çok isterdim. Aslında bir kaç tane arkadaşım olucaktı, küçükken beni dışarıya oynamaya çağırıyorlardı lakin annem hiç bir zaman izin vermedi ve ona yardım etmemi söyledi sanki hiç yardım etmiyormuşum gibi.
Ama elimden geldiğince yine de olsa anneme yardım ederim. Çünkü seni evlendiririm diye beni tehdit ediyor bunu bi anne nasıl evladına yapabilir? İnsan sevmeden, görmeden, bilmeden, güvenmeden nasıl evlenebilir korktum işte annemin beni tanimadiği biriyle evlendirmesinden. Benim tek istediğim okuyabilmek, bir şeyler başarabilmek ve ayaklarımın üzerinde durmak niye bir şeyler başarmamı istemiyorlar? Yoksa onları bırakacağımı mı düşünüyolar ondan mı istemiyorlar okumamı?
Günlük sence ondan mı istemiyorlar okumamı? Yoksa sadece canları istedikleri için mi beni okutmuyorlar bilmiyorum. O kadar kişi mektebe giderken ben neden gidemiyorum? Bunları çok düşünüyorum günlük ama çıkamıyorum işin içinden bu bu kadar zor olmamalı günlük. Çok isterdim diğer çocuklar gibi ailemle vakit geçirebilmek, mektebe gidebilmek, yeni şeyler öğrenebilmek.
Ailem ne diyor biliyor musun? Ben okumamalıymışım, neymiş ev işlerine yardım etmeliymişim yaşım gelmişte geçiyormuş evlilik yaşı geliyormuş ben daha 17 yaşındayım günlük gerçekten evlenme yaşım mı geliyor? Ben böyle olacaksa büyümek istemiyorum ki günlük.
Ben sadece mektebe gidebilmek ve arkadaş edinmek istiyorum çok şey değil ki ...
Tam bir şey daha yazacakken Annem seslendi.
Marry: Asena! Asena dedim gel buraya yardım et.
Ah Annem sesleniyor, her neyse benim gitmem lazım günlük şimdilik bu kadar. Annem daha fazla kızmadan gitsem güzel olucak. Yine görüşürüz değil mi günlük? sende beni bırakmazsın?
Günlüğe yazmayı bıraktım ve merdivenlerden aşağı inerek annemin yanına gittim. Acaba bu sefer ne diyecekti bana?
Marry Anne: Niye bu sofraya yardım edilmiyor? Yoksa biriyle mi gizli gizli konuşuyorsun söyle bakalım bi.
Asena: Yok öyle bir şey anne kendi kendime takılıyordum.
Marry Anne: Şimdilik öyle olsun bakalım. Sonuçta yakında çıkar kokusu.
Bu arada annem Türk değil o bir amerikan adı marry 35. Yaşında millete ön yargıyla yaklaşmayı seven biri sanırım aileden gelen bir şey. Kendisi üvey annem, gerçek annemi kaybettik, ben annemi asla tanıyamadım. Bende isterdim annemin saçlarımı okşamasını, güzel kızım demesini, beni korumasını bazı şeylere çok geç kalmış gibi hissediyorum. Şimdi diyeceksinizdir belki ona neden anne diyorsun o zaman diye babam ona anne dememi istedi bende babamı kıramadım.
Her neyse ben artık yemek yemeliyim daha fazla geç olmadan yoksa yine beni tarlaya gönderirler aç karna tarlada çalışmak istemiyorum kendinize çok iyi bakın olur mu? bende kendimi çok iyi bakmaya çalışıyorum görüşmek üzere.
