İçeriğe geç

Kaderim (mahalle 1)

Bölüm 1 · 12 dk okuma

Kaderim (mahalle 1)

Bölüm 1

1. Bölüm

Hoşgeldinizz umarım beğenirsiniz kurgumu

...........

Balkonda otururken rüzgarın yüzüme çarpıp saçlarımı sallandırışını hissetmeye çalışıyordum çünkü hala hayatta olduğumu hissetmeye ihtiyacım vardı. Derin derin havayı içime çekiyordum. Gözlerimi açma gafletinde bulundun.

Gözlerim karşı balkona ilişti. Ani bir yanma hissini gözlerimde hissedince hemen başımı başka tarafa çevirip kahvemden bir yudum aldım. Haksızlık.... Bana yaptığı bu şey düpedüz haksızlık.

Her zaman yanında ben vardım peki neden o? Bu kadar mı kördün bana karşı? Ya da ben mi bu kadar siliktim...Cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğim sorular silsilesi kafamda dönüp duruyordu.

Yarın... Sudeyle gelinlik bakmaya gidiyorduk. Hıh ne güzel(!) tam da benim katılmam gereken bir etkinlik. Sude'den nefret etmiyorum aksine, bana bu acıyı yaşatandan nefret ediyordum. Kızın ne suçu olsun ki sonuçta o masumane bir şekilde duygularına karşılık veren bir kişiyi sevdi o kadar.

Kim olsa öyle yapardı. Kim olsa...ben olsaydım hiç mi olmazdı? Ama bana dediği şey buydu zaten hiç olmazmış.

Kahvemden son yudumu da alınca fincanı alıp balkondan odama geçtim. Balkonun kapısını kapatıp perdeleri çektim. Gözümün balkonuna ilişmesini istemiyorum. Daha fazla canım yansın istemiyorum.

Yatağıma geçmeden kütüphanemden kitabımı alıp kaldığım sayfayı açıp okumaya çalıştım ama olmuyordu. İster üzücü sahne olsun, ister komik sahne olsun ağlıyordum. Offf dayanamayıp kitabı kapattım.

Başımı yastığa koydum o an gözümden akan yaş yastığımı ıslatmaya başladı bu sefer. Kaç haftadır bu haldeyim. Artık toparlanmam lazım böyle olmaz. Nereye kadar beni sevmeyen birini sevmeye devam edecem? Ne zamana kadar beni istemediğini yüzüme yüzüme söylemiş birini düşünmeye devam edecem ve hem de bu kişi yakında evleniyor.

Düşüncelerimle boğuşurken bir şekilde uykuya dalmışım. Yine rüyamda her şeyin başladığı o güne gittim. Üç ay önceki güne

............ 3 ay önce.......

"gülüm, şu kapıyı aç artık" demiri kapıda bırakarak onu daha da sinir etmeye çalışıyordum ve başarıyordum da. "açmıyorum ne yapacan?! Sen onu ben sana özel olarak sarma yaptığımda bizim eve gelmeyip Mehmet abilere gittiğinde düşünecektin." her gün kavga eksik olmazdı aramızdan. Ee ne demişler seven sevdiğiyle uğraşırmış.

Yaptığım şeylere bazen ben bile akıl sır erdiremiyordum. Başkası yapsa" bu ne yapıyor ya "diyeceğim şeyleri o gözlerimin önünde olunca çok kolay bir şekilde hiç yargılamadan yapıyordum. Belki de aşk böyledir sevdiğinin önünde bocalamaktır.

Bu hareketlerimi gören birisi 24 yaşında demezdi herhalde. Ki keza annem de öyle dedi zaten "var ya gören 24 yaşında demez. gül çabuk o kapıyı açıyorsun beni sinir etme! Bahar ablan iki gün sonra gelecek çocuk aç aç!! " Bir anda gerçekten de çok aç olabileceği düşüncesiyle koşup kapıyı açtım. Tamam onunla uğraşırdım ama nasıl kıyardım ona.

Kapıyı bir hışımla açtım. Kapının önünde o gıcık sırıtılışıyla bana bakıyordu. Hep gülse keşke. Belki kalbim durur ama olsun o gülsün yeter. "gülüm geçeyim mi?" salak gibi yüzüne bön bön bakıyordum. Hemen kafamı sallayıp yana çekildim.

O, ayakkabılarını çıkarırken ben de kapıyı kapattım. Tam arkama dönmüştüm ki bir anda bana sarılışıyla afalladım resmen. Bu da neydi şimdi? "ne oluyor be?" dedim kendimi tutamayarak "biliyordum, bana kıyamadığını biliyordum. Ayrıca o sarmalardan yedim. Nazlı ablaya özellikle söyledim payımı ayırsın diye. Eline sağlık çok güzeldi." demek yemişti. Kendimi tutamayarak salak salak sırıtmaya başladım.

"Hadi çabuk yemeği koyduysanız yiyelim kurt gibi açım" elini karnın üstüne koyup ovmaya başladı. Başımı sallayıp, yemek masasına gidene kadar ona eşlik ettim sonra annemin dediği şeyle içimden ölmek istedim "gül kızım git abini çağır hadi" off bu çocuğu uyandırmak imkansıza yakındı

Odasının kapısını tıkladım... Ses yok. Tekrar çaldım.... Yine ses yok. Öldü mü lan? Bir anda kapıyı açıp nefes alıyor mu diye kontrol ettim. Oh be allahtan nefes alıyormuş. "abi! Abi! Abi!" onu ne kadar uyandırmaya çalışsam da kesinlikle uyanmıyordu. En son pes edip annemi çağırmaya karar verdim. "anne abim uyanmıyor!".

Bir anda bir bardak suyla kapıda beliren annemle şoka uğradım. resmen seslenmemi bekliyordu. "ne yapıyorsun anne?" diyordum ki o soğuk suyu abimin kafasına boşalttı. Off biraz fazla acımasızcaydı sanki. Abim ani bir şekilde kalktı. Resmen çocuğun kalbi durmuştu Bi an.

"a-anne ne yapıyorsun ya?! " nefes nefese konuşuyordu resmen. Bardaklarımız normal bardak olsa iyi, bir bardağın iki katılar. Abime üzülerek odadan çıktım ve demirin oturduğu yemek masasına doğru gittim. Kalbim yine hızlı bir şekilde çarpmaya başladı. Abim gelmeden demirin yanına iliştim hemen.

"ee gülüm nasıl gidiyor kuaför açma planları?" başımı olumlu anlamda sallayıp "merak etme çok iyi gidiyor Veysel abi yardım ediyor zaten" dedim. O da başını sallayıp "iyi, iyi yardım etsin bakalım. Beste yapabilir mi sence?" diye sorunca birden karşıdan bir ses

"biri mini depremi mi andı? Özledik hergeleyi valla" Beste ve abim didişmeden duramazlardı. Bazen birbirlerinden hoşlandıklarını ima etsem de Beste hemen yüzünü buruşturuyordu. Kaderimiz bazen gözlerimizin önündeyse bile göremeyiz. Demir gibi...

Kafamı kaldırıp ona baktım. Yemeğine odaklanmıştı. Fazla bakmış olacaktım ki yüzünü bana döndürüp göz kırptı. Artık cesedimi taşıyabilirlerdi. Rahat bir şekilde ölecektim.

Heyecanlandığımı belli etmemeye çalışarak annemin gelişiyle ona döndüm. O da oturunca ben de yemeye başladım. "demir oğlum sen ne yapacaksın ? Bak ben senin annen gibiyim bana istediğin her şeyi anlatabilirsin. Eğer annenden korkuyorsan bana söyle ben hallederim " demir annemin konuşmasıyla streslendi. Bu uzaktan bile hissediliyordu

"ne alaka nazlı abla? Niye annemden korkayım? Ne konuda?" annem hafifçe sırıtıp "kız konusunda işte" kız mı? Kalbim tekledi. Artık o kadar hızlı atıyordu ki sanki kalbim kulağımda atıyormuş gibi hissettim. Kalbim eriyordu resmen. Demir'in cevabını merak etsem de dinleyemiyordum kulaklarım sağır olmuş gibiydi.

"kız falan yok!" dedi birden. Biraz rahatlasam da Demir'in bu tepkisi hiç hayra alamet değildi. Sanki ağzı bir şey söylüyordu, gözleri bambaşka bir şey söylüyordu.

"Ah oğlum bak biz anneler biliriz. Açıkçası sana açık olacam annen bir şeyler sezmiş ama ondan çekinmiş olabileceğini düşünüp köye gittiğinde seni sıkıştırmamı istedi." demir ekmeğini masaya bırakıp yüzünü tamamen anneme döndürdü. Bu sefer daha sakin bir sesle " nazlı abla gerçekten öyle birisi yok hiçbir zaman da olmayacak tamam mı?! "

" oğlum öyle demesene bu lafın gerçek olur falan. Annen torunsuz mu kalsın? " sonunda abim konuşmaya dahil olmak istemiş olacak ki "anne mesele torun mu gerçekten" dedi bıkkınca. Bu günlerde annem de abimi sıkıştırıyordu. Biz kızlara pek yüklenmeseler de erkeklere biraz baskı yapıyorlardı.

"meselemiz sadece torun değil benim çokça akıllı oğlum" gülmemek için kendimi zor tuttum ama Demir aynı şeyi yapmadı bide ekledi üstüne "einstein ya bizimkisi" dedi gülerek. Annem demire dönüp "sen de maşallah newton'sun. Bakın bana biz sizin mutlu olmanızı istiyoruz oğlum. Bir kere de annelerinizi dinleseniz ne olacak yani?! Ayrıca 26 yaşına geldiniz nereye kadar bekarlık acaba!?" çatalını sertçe salatalığa batırıp ağzına attı o hırsla annem. Bu gidişle abimler yarın evlendirir. Aklıma gelen bu düşünceyle kalbim sızladı. Daha demire duygularımı açmamışken annemlerin onun aklına başkasını sokmalarını istemiyordum.

" anne, birincisi 26 yaşında olan Demir, ben ise daha 25 yaşındayım gençliğimin baharındayım resmen. Önce dedeyi evlendirelim benim sıram gelince seve seve evlenirim zaten." demir alttan bir tekme atmış olacak ki abim yüzünü buruşturup bacağını tuttu. Pis pis demire baksa da hiçbir şey olmamış gibi yemeğine döndü. Bu adamın hayattaki en büyük amacı yemek yemek.

Annem pes eder bir edayla yemeğine devam etti. Bunlardan adam olmaz diye düşünüyordu herhalde. Gerçeği şuanlık böyle düşünmesi işime gelirdi çünkü yakında demir'e açılmayı düşünüyordum ve bu düşünce bana bireaz zaman tanırdı herhalde.

Ben de tam bir salatalık ağzıma attım nasıl olduysa zehir gibi bir tadı vardı. Yüzümü buruşturup nereye bıraksam diye etrafıma bakarken abim bu halime gülüyordu. Allahtan Demir hemen bir peçete uzatıp imdadıma yetişti. Bardağımda da su kalmadığını gördüğünde hemen sürahiye uzanıp doldurdu. Bu adam kalbe safi zarar.

Hemen bardağımı alıp içtim ki o kötü tat gitsin. O nasıl bir şeydi ya. O tat gidince yemeğime devam ettim. Kahvaltımızın geri kalanı abimin şapırdatması dışında sessiz devam etti. Kahvaltıdan sonra Demir ve abim de oğuz abinin yanına gidince ben de odama çıkıp yatağıma uzandım. Marangozlukla uğraşıyorlardı. Çocukluklarından beri oğuz abinin yanında çalışıyorlar. Babalarımız biz çok küçükken araba kazasında vefat edince abimler de iş hayatına erken katılmak zorunda kaldılar.

Babamın ve metin amcanın hatırasını kafamdan uzaklaştırıp telefonuma odaklandım.

Bugünki bütün dedikoduları besteye yetiştirmem lazımdı.

Ben : Bestem napıyorsun

Hemen cevap vermesini beklemiyordum ama o da telefonun başına oturmuş olacak ki hemen cevap verdi

Bestem: gülüm ya ne yapayım sizi özledim. Anneme kaç kere dedim gelmek istemiyorum diye ama yok kim dinler ki besteyi



Beste gitmek istemiyordu köye ama bahar abla onu zorla götürdü. Ben de yalvardım aslında ama yok dinlemedi asla

Ben : boşver zaten iki gün sonra dönmüyor musunuz

Aslında besteyi çok özlesem de biraz daha kalsalar benim için daha iyi olur Demir böylelikle hergün evimize gelirdi ve ben de onu görürdüm.

Bestem : offf hatırlatma daha iki gün var. Ya ben buradakileri çekemiyorum. Ayrıca camışa sataşmadan günüm çok sıkıcı geçiyor

Bestenin abime taktığı lakap gerçekten çok özgün. Bunlar sürekli böyle işte. birisi mini deprem diğeri Camış. Abime sordum bir keresinde neden mini deprem diye o da küçük ama etkili demişti. Şimdi bu cümleden ne anlamam gerekiyordu bilmiyorum ama ben şair burada aşkını itiraf ediyor diye yorumladım.

Ben : Bestem bak hatırlattın bugün neler oldu anlatayım

Açıkçası satır satır yazmayı üşendiğim için besteye ses kaydı yolladım. Bi beş tane ses kaydı vardı herhalde. Daha günün başında olmamıza rağmen her olayı ballandıra ballandıra anlattığım için sesler biraz(!) uzamıştı.

Bestem : oha gülüm ne diyorsun!!! Var ya annem demişti zaten abinin sevgilisi olabilir diye. Annem o gün odasına girmiş bir tane defter açıkmış masada annemin de gözü kaymış açık olan sayfaya, şey yazıyormuş.

Kalbimde filizlendin

Aklıma kadar uzandın

Mantık mı duygu mu deseler

seni seçerim öldürseler.

Her durumun bir aması olduğu gibi bunun da var

Seni seçtiğimi kimse bilmemeli

Okuduğum satırlarda gözüm takılı kaldı. Kalbinde filizlenip aklına kadar uzanan kimdi? Ama belli ki açılamayacağı Biri. Besteye cevap veremiyordum. Kalbim şu an durmuş durumda. Gözümden süzülen yaş yanağımı ıslatınca kendime gelip besteye bir şey yazmaya akıl ettim

Ben : kime yazmış olabilir ki?

Bestem : valla hiç bilmiyorum gülüm ama baksana söyleyemeyeceği biri ama abimi herkes sever kim kızını vermek istemez ki. Aaa aklıma kim geldi şey olmasın Meliha teyzelerin sude. Hani Bi ara abisiyle kavga etmişti Demir abim Acaba ondan mı?

Olayı çok iyi hatırlıyordum. Biz Sinanla aynı sınıfa gidiyorduk ve annem her zaman beraber dönmemizi tembihlerdi biz de yine beraber dönecekken sinanın işi çıkmıştı ve benden önce çıkmıştı. Mahalleye ulaştığımda demirin sinanı çok kötü bir şekilde dövdüğüne şahit oldum.

Gerçekten sude olabilir miydi? Hayır olmasın allahım lütfen. Hobi olarak yapıyor olsun bu yazma işini. Bu dileğimin gerçek olması neredeyse imkansız çünkü her şey ortada Demir birisine aşık ve bunu kimseye söyleyemiyor ama ben o kişinin kim olduğunu öğrenecem.

Ben : evet hatırladım o olayı hala araları bozuk gerçekten. Bestem ne yapacam şimdi ben bu kadar yıl onu sevmişken elimden kayıp gitmesini mi izleyecem

Bestem : gülüm Allah aşkına kim demiş öyle bir şey. Şimdi hiçbir yanlış karar vermeden önce o kişinin kim olduğunu öğrenmemiz lazım anladın mı? Lütfen kendini üzme abime değmez yani

Besteyle bir süre daha lafladıktan sonra annemin bağırışı üzerine mutfağa gittim. Bizim evde işler böyle yürür kimse kimseyi insan gibi çağırmazdı her şeyimizi bağırışla hallediyoruz. Gayet etkili bir yöntem bence

Mutfağa gidince annemin elime tutuşturduğu bez ve kesme tahtasıyla neye uğradığıma şaşırdım. "anne ne oluyor?" diye sordum dayanamadan çünkü annem yerinde duramadan üç tencereyi aynı anda karıştırmaya çalışıyordu.

"kızım bugün çok önemli misafirlerimiz geliyor akşam yemeği için şimdiden hazırlığa başlamamız lazım." bezi serdim "kim bu önemli misafirler?" annem domatesleri ve salatalıkları önüme koydu "Meliha ablanlar geliyor." bütün bu telaş ve hazırlık Meliha abla içindi yani. Ne alaka ya!?

"anne? Meliha abla millet vekili falan oldu da bizim haberimiz mi yok" annem boş boş suratıma bakıyordu. "kızım bak hani Meliha ablanın bir oğlu var ya Sinan? İşte o bugün geldi!" annemin bu gereksiz mutluluğunu hiç anlayamıyorum doğrusu . Ben gidip gelsem bu kadar mutlu olmaz herhalde

Sinan o olaydan sonra dayısının yanına başka şehre gitmişti. Açıkçası tam olarak ne oldu hiçbir zaman bilmesek de Sinan belli ki haksız olan taraftı.

Salatalıkları keserken sordum "peki bu bizi neden ilgilendiriyor?" annem gözlerini belertip "nasıl ilgilendirmez bir kere o çocuk bizim mahallenin çocuğu ve ben Sinani çok severdim eskiden. Gelince de onu evimizde ağırlamak istedim sadece, ne var bunda" hiç inanasım gelmiyor. Eskiden de sevmiyordu annem şu an bir şey planlıyor ve beni kandırmaya çalışıyor. Öyle olsun bakalım. yakında kokusu çıkar zaten.

Sinan 10 yıldır yoktu. Baya uzun bir zaman geçti aradan umarım bir sıkıntı çıkmazdı. Çünkü malum Demir de yemeğe gelecek.... Sude de...

Hayır ya lütfen öyle bir şey olmasın allahım! Eğer öyleyse elimden hiçbir şey gelmez ki. Onu sevdiğiyle izlemekten elimden başka ne gelir ki sonuçta

Düşüncelerime o kadar dalmıştım ki yanlışlıkla bıçak parmağıma çarptı ve kanamaya başladı. Annem parmağımı görünce bastı çığlığı "kalk kalk bir şeyi de becer be kızım. Çabuk git parmağına bir yara bandı sar ve git odaları temizle bari." mahcup bir şekilde yerden kalkıp parmağıma yara bandı sarmaya gittim.

Salonu temizlemeye başladım. Kafamda hala düşünceler dönüp duruyordu. O kız sude olsa ne yapacaktım? Ya da nasıl bilecem sude mi değil mi? Offf yastığını düzelttiğim kanepeye oturup kafamı yastığa bastırdım.

Akşama kadar evden kaçma düşüncesiyle boğuştum resmen. Ama nereye kaçacam bahar ablalar da evde değil zaten.

Biraz oturunca kapının tıklatılma sesi geldi hemen koştum kapının önüne ya Meliha teyzelerse en iyisi ben açmayayım. Tam kaçacaktım odama kapının öbür tarafından kış uykusundan yeni uyanmış ve o yemek yiyemediği ayların acısını çıkarmak için yemek arayan bir ayı edasıyla bağıran abimle kapıyı hemen açtım "gülüm niye kapı açılmıyor? Lütfen yemeği koyduk abi de." bana öyle bir umutla bakıyordu ki allahtan koymuşuz dedim "koyduk abi" daha abi kelimesini bile dinlemeden yemek masasına koştu. Annemin bağırışları kulağıma gelince abimin biraz daha aç kalacağını anladım.

Arkasından gelen demirle yüzüme bir tebessüm yayıldı "hoşgeldin" dedim sadece. O da "hoşbuldum gülüm. Ya şey üstüm çok kirli gelmeyeyim dedim kaç kere fatih'e ama yok dinlemedi illa geleceksin dedi. Kusura bakmayın böyle gelmek istemezdim ama en son matkabı alıp kafasına dayayınca gelmek zorunda kaldım." yaa ne kadar naif. Gül! Bu kadar etkilendiğini belli etme! Canım abim hayatında ilk defa iyi bir şey yaptı herhalde.

" olur mu öyle şey!? Biz sonuçta bir aile değil miyiz? Kaç kez Besteyle çamurlu çamurlu evinize geldik. "aklımıza gelen anılarla ikimiz de güldük" gül kızım çocuğu eve almaya düşünüyor musun?! " ay doğru onu içeri almaya unuttum.

Hemen yana kaydım o da içeriye geçti. O ile abim temizlenmeye gidince annemle sofradaki son eksiklikleri tamamladık.

Yaklaşık on dakika sonra kapı tekrar Çalındı tam annem gidiyordu ki Demir oradan" abla sen otur ben açarım " keşke Demir açmasaydı diyordum ki

" lan "diye bir nida duyduk ve bir çarpma sesi. Umarım abim elinden bir şey düşürmüştür

Annemle kalkıp kapıya koştuk Demir Sinanı yakasından tutmuş kapıya kafasını kapıya vurmuştu. Ben elimi anlıma vururken annem de demir'i ve sinan'i ayırmak için çabalıyordu. Bu akşam yemeği çok iyi başladı.

.............

Hangi karakteri daha çok sevdiniz (ben Fatih bağımlısıyım ya)

Ayırca sizce o kız kim?

Bölümü nasıl buldunuz ayrıca önerileriniz falan varsa alırım?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.