Yola çıkmıştık. Arabada bir kere bile Cihan' ın yüzüne bakmadım.
Dik dik yola baktım. Cihan ise bana bakıyordu. Konuşmaya başladı.
"Bak bende bu evliliği gram istemiyorum. Ama yapacak birşey yok. Bu evlilik olacak. Törelerimiz bizden bunu istiyor. Mutsuz olmanı anlıyorum. Ama hiçbir şey yemeyip dik dik bir yerlere bakmak normal değil." Dedi.
Cevap vermedim. Hatta göz ucuyla bile ona bakmadım. Yola baktım.
Varmıştık. Gelinlik ile arabadan indim. Herkes gelmiş yerlerine oturmuş bizi alkışlıyorlardı. Cihan ise kolunu uzatıyorsun. Sert ve sinirli şekilde koluna girdim. Nazmiye ana gelip fısıldadı.
"Gül biraz kızım. Misafirler var içerde" dedi.
Zorla gülümsedim. Kırmızı halıdan yürüdük. Nikah masasına gittik.
Oturdum. Nikah memuru konuşmaya başladı. "Hastalıkta sağlıkta , zenginlikte yoksullukta , iyi günde kötü günde, ölüm sizi ayırana kadar sen Nazlı Ertürk, Cihan Koval ı eşin olarak kabul ediyor musun?" Diye sordu.
İçimden gelmeyerek heyecanlıymış gibi bağırdım. "EVEEEET" herkes alkışladı. Sanki istiyormuş gibi yaptım. Nazmiye ana öyle tembihlemişti.
Aynı şeyleri Cihan ada sordu. O da evet dedi. Bende ayağına bastım. Ağlayacak gibiydim. Hiç istemiyordum. Ama herkes istediğimi sanıyordu.
Sonra dans ettik falan. Düğün 12 de bitti. Birde bize balayı yapmış Kazım ağa. Uludağ için yer ayırtmış. Herkesle selamlaşıp uçağa gidicek arabaya bindim. Cama yaslandım. Cihanda arabaya bindi. Arabaya çalıştırdı. Camdan dışarıyı izledim. Düğün salonunda ki mutluymuş gibi olan tavrımı bıraktım. Umursamaz bir tavır takındım.