İçeriğe geç

Kadeh tersine🍷❤‍🔥

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Kadeh tersine🍷❤‍🔥

Bölüm 2

Meydandaki görev

Şarkı (last time slowed & reverb)

Birden bir ses duydum.

— Üstteğmenim, Çin askerleri toprak genişletme planını devreye sokmuşlar!

— Ne?!

— Seito, hemen diğer üst rütbeli askerleri çağır.

— Tamam efendim.

O sırada başımdan kaynar sular dökülmüş gibi oldu. Ne yapacaktım şimdi? Vahşiliğiyle ün salmış ben, küçük duruma mı düşecektim?

Hayır! Asla!

— Onları küçük köpek yavruları gibi eğiteceğim! Ah hahahaha!

Kendimi yine kaybetmiştim. Başım dönüyordu.

"Kendine gel, Hana. Birazdan albay ve diğer üst rütbeli askerler gelecek."

Ayak sesleri odama kadar geldi ve sonunda kapı açıldı. İçeri, yüzleri buruş buruş olmuş iki yaşlı adam girdi ve Birden konuşmaya başladılar. Çok yüksek sesle konuşuyorlardı ve dediklerini anlamakta güçlük çekiyordum. Zaten birden yüksek sesle:

— SUSUN! diye bağırdım.

Albay bana şaşkın bir şekilde baktı. Ardından güldü ve ben de ciddi bir şekilde konuşmaya başladım:

— O Çinli köpekleri evlerine göndereceğiz, anladınız mı?! Kara kuvvetleri ve deniz kuvvetleri yeter. Hokkaido'dan göndereceğiz. Zaten lanetliler oraya kadar gelmişler. Anladınız mı? Beni kızdırmayın! Hadi, hazırlanın!

Albay birden öfkelendi ve bana söylenmeye başladı:

— Bakıyorum da, Atsukawa Hana Hanım, bizim işlerimize karışıyorsunuz. Siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Teymen olmak için hiç okudunuz mu? Ha? Eğer babanız olmasaydı siz bir hiçtiniz! Babanız kıdemli bir samuraydı, yoksa bugün burada olamazdınız!Sadece yutkunabildim. Ama şimdiye kadar bütün savaşlarda canımı ortaya koydum. Oysa onlar benim değerimi hâlâ bilmiyorlar. Hâlâ babam sayesinde seçildiğimi söylüyorlar.

Doğru, ben bir savaşçı olarak büyütülmedim. Erken yaşta büyümeye zorlanan bir kız çocuğuydum. Ama mutsuz değilim. Güçlü olduğumu biliyorum. Tek sevdam milletim ve vatanımdı. Ve bugün, bu savaşta topraklarımı geri alacağım.

— Üstteğmenim, Hana Hanım! Acele nereye?

— Savaş alanına. Ne oldu, Nakumiro? Çok önemli değilse, bana oradaki bel kemerimi ver ve Kuro'yu hazırla.

— Tamam, Teğmenim.

Kuro, babamdan bana kalan bir hatıra. Onu çok seviyorum. Hâlâ yelelerinde babamın kokusu var.

Ama şimdi üzülmenin sırası değil.

Çok hızlı gidiyorum, biraz yavaşlamam lazım. Aslında asıl görevim şu an savaşmak değil, casusluk yapmak. Fakat çok merak ettim; bu Çinli askerler nasıl bu kadar hızlı iyileşebiliyorlar?

Meydan boş ve temizdi. Aslında çok fazla kişi yoktu. Mayın döşemek için oldukça uygun bir yerdi. Telgraf çekilene kadar çok zaman geçecekti.

Yerde bir kan lekesi gördüm. Birden Kuro'nun üzerinden indim ve kan izini takip etmeye başladım. Çok geçmeden bir Japon askerinin cesedine rastladım. Ancak organları sökülmüştü.

Soğukkanlılığımı korudum ve ilerlemeye devam ettim.

Çalılıkların arkasında gördüğüm şey beni hayrete düşürdü. Meğer bunun arkasında Amerikan ordusu da varmış. Kendi aralarında adeta çocuk oyuncağı oynar gibi toprakları paylaşıyorlardı.

Hemen sessizce hareket ettim ve gizli bir patikadan ilerleyerek geminin arka kısmına ulaştım. Arka tarafa dinamiti yerleştirdim ve hızla uzaklaştım.

Tam kaçtığım anda yüksek bir patlama meydana geldi.Hemen Kuro ile hızla uzaklaştım. Fazla dikkat çekmemem gerekiyordu. Bu olay bana bir fırsat yaratmıştı; casusluk görevime geri dönebilirdim. O zaman kimse benden şüphelenmezdi.

Yarın karşılarına bambaşka biri olarak çıkacaktım.

Ancak önce askeriyeye haber vermem gerekiyordu. Bu yüzden tekrar yola koyuldum. Uzman Çavuş Wakabayashi'ye bugün devriyeye çıkamayacağımı ve diğer görevimi yerine getireceğimi söylemem gerekiyordu.

Odasına gidip durumu anlattım. Gerekli evrakları imzaladım ve yarını beklemeye başladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.