İçeriğe geç

KAÇMA BENDEN

Bölüm 1 · 5 dk okuma

KAÇMA BENDEN

Bölüm 1

1

"Kaçma benden, kaçarsan daha çok batarsın."

🍂

Karanlık bulutlar esir almıştı havayı. Gözlerimi bu manzaradan çekemiyordum bir türlü. Ufak ufak çiseleyen yağmur kafenin camına çarpıyor ardından ise yavaşça süzülüyordu.

tebessüm ettim. Derin bir nefes aldım, burnuma dolan kahve kokusuyla önce içeceğim sonra ise karşımda oturan adam aklıma geldi ve ona döndüm.

Sakin ve sabırlı bir şekilde oturuyor beni izliyordu.

Soğumaya yüz tutmuş kahvemden bir yudum aldım, ela gözlerim Kenan abimi bulunca onunda dudakları aralandı konuşmak için. "Abim." Derin bir iç çekiş. "Halini hiç iyi görmüyorum, kendini çok yıpratmışsın. İzin ver sana yardım edeyim artık."

Bitkin bir şekilde arkama yaslandım, bedenimde sızlamayan bir nokta bile yoktu. Haklıydı çok yıpranıyordum ve artık bu yoğun hayatı kaldıramıyordum.

"Kenan abi, ben idare ediyorum zaten. Bana hangi konuda yardım edebilirsin ki ?"

"Baban yüzünden çalışmak zorunda kaldığını biliyorum Arya !" Baba kelimesini duymamla tüylerim ürpermişti. Huzursuzca kıpırdandım oturduğum sandalyede, gözlerimi Kenan abimden kaçırıp "Yok öyle bir şey." Diye mırıldandım.

"Bak bana Arya, gözlerime bak ! Biliyorum abin değilim belki senin hayatına müdahale etmemden rahatsız oluyorsun, ama amacım sadece kuzenimi, küçük kardeşimi korumak."

O böyle deyince hemen ona baktım. "Olur mu öyle şey abi, ben seni hep abim bildim. Senin beni korumaya çalıştığını da biliyorum. Ama koruduğun kişi benim babam."

Huzursuzca kıpırdadım yerimde.

"Saatlerce çalışıyorsun, sabah ayrı iş gece ayrı iş. 23 yaşında bir genç kızın yaşadığı hayatla seninkisi bir mi ?"

"Kader." Dudaklarım söylediğim kelimeyle titredi. Kader.

"Kader değil, ben sana iyi bir yaşam sunuyorum abim. Bak benim maaşım sana da bana da yeter. Gel benimle yaşa, amcamı arkanda bırak ben bakayım sana. Yalnızım bende, gel bana yoldaş ol." O bu teklifi polis olup işe ilk başladığı günden beri bana sunuyordu. Ben ise babamı bırakamam deyip reddediyordum.

"Abi, kalkalım mı ? İşe gideceğim daha." Onu yine geri çevirmemin hüsranıyla baktı ela gözlerime, başını salladı "Kalkalım abim." Dedi.

Kırılmıştı belki de bana, ama elimden gelen bir şey yoktu ben buydum.

🍂

Saat neredeyse 8'e geliyordu, aceleyle taksiciye parasını uzatıp arabadan indim. Taksi önümden çekilince gözlerim ihtişamlı eve yöneldi.

"Vay anasını."

Hayranlıkla karşımdaki eve bakakaldım. Köşk müydü, villa mıydı bilmiyorum ama oldukça büyük ve kendine hayran bırakan bir evdi.

Telefonum birden çalmaya başlayınca korkuyla sıçrayıp kendime geldim.

"Efendim Can ?"

"Misafirler geliyor Arya, neredesin sen ya !"

"Kapıda !"

Telefonu Canın suratına kapatıp koşar adımlarla evin bahçesine girdim.

Vay anam vay babam !

İçimdeki kenar mahalleliyi susturup evin içine koştum. Üstümü giyinmem ve servise başlamam sadece 5 dakikamı almıştı.

Elimdeki alkolle dolu olan tepsiyi yavaştan gelmeye başlayan misafirlere dağıtmaya başlamıştım.

Az ileride benimle sürekli göz kontağı kuran Can' baş selamı verip işime devam ettim.

Zaman su gibi akıp geçiyordu, sabahki havadan eser kalmamıştı. Hava hafif esintili şekilde insanların saçlarını uçuştururken karanlık çoktan çökmeye başlamış ve bahçenin ışıklandırmaları devreye girmişti.

Bu işi Eda ve Can benim için ayarlamış ve tek kalmamam için onlarda benim yüzümden insanlara servis yapmak zorunda kalmıştı.

Oysa onların benim gibi paraya hiç ihtiyaçları yoktu.

Gelen misafirlere göz gezdirirken hepsinin oldukça şık ve göz alıcı olduğunu fark ettim. Bu insanların kuaföre yatırdıkları para benim bir aylık geçim paramdı.

Hayat neden bu kadar acımasızdı ki ?

Elimdeki tepsinin dolusu geliyor boşu gidiyordu aksamadan işlerimizi yapıyor ve arı gibi çalışıyorduk hava iyiden iyiye kararmış ve oldukça kalabalık bir ortam oluşmuştu. Artık ayaklarımı hissedemiyor ve sızlamasından dolayı yüzümü buruşturuyordum.

"Sevgili konuklarım, hepiniz hoş geldiniz." Kulaklarımı dolduran gür sesi duyunca olduğum yerde kaldım ve etrafıma bakındım konuşan kim diye.

Gözlerim oldukça yakışıklı ve elinde viski bardağıyla ciddi bir şekilde konuşmasına hazırlanan adamla kesişti.

"Bu gün Ateşoğlu holdingin 30. yılını kutlamak üzere toplandık." Durdu gözleri gelen misafirlerinde geziniyordu, sanki birisini ararmış gibi o kadar dikkatli inceliyordu ki insanları. Gözleri birden beni bulunca huzursuzca durduğum yerde gözlerimi kaçırıp elimdeki tepsiyi mutfağa doğru götürmeye başladım.

Yarıda bıraktığı konuşmasına devam eden adamı geride bırakıp mutfakta atıştırmalıklardan yiyen Can'ın yanına sokuldum.

"Canım bacım." Ağzından düşen yemek artıklarını görünce yüzümü buruşturdum.

"Ağzını kapat !"

"Ay o konuşma yapan adam neydi öyle." Elindeki boş tepsiyi tezgaha bırakan Eda şaşkınlıkla bize baktı. "Siz ne yapıyorsunuz burada ? Ayrıca evin etrafını korumalar sarmış, sabah yoktu bu adamlar."

"Adamın bok gibi parası var kızım, kendini korumayacakta ne yapacak." Can ağzındaki lokmayı zorla yutup Eda'ya cevap yetiştirirken bende tezgahtaki doldurulmuş bardakları tepsilere diziyordum.

"Mafya mı bu adam Can ! Neden kendini korusun yoksa bu kadar ?"

"Bizi ilgilendirir mi ? Biz işimizi yapıp paramızı alacağız ve buradan gideceğiz, sizde oyalanmayın hadi !"

Hep birlikte servis yapmak için tekrar dışarı çıktığımızda konuşma yapan adamın çevresinde bir sürü kadın görünce yüzümü buruşturdum. Hepsinin derdi belliydi, bu geceyi boş geçirmek istemiyorlardı anlaşılan.

"Bakar mısın !" Biraz ilerideki masadan seslenen kadını görünce tebessüm edip yanına doğru ilerledim. "Buyurun efendim, ne istersiniz." Elimdeki kokteyli ve alkol tepsisine bakım "Şarap." Dedi.

Tepsiden kırmızı şarabı alıp kadının önüne masaya bıraktım ve yanından uzaklaştım.

Etraf yavaş yavaş durgunlaşmaya başlamıştı, daha fazla dayanamayıp elimdeki tepsiyi boş masalardan birine bırakıp koşar adımlarla evin içine girdim.

Hızlı adımlarla etrafa bakınıp gözlerimle tuvaleti arıyordum. "Patlayacağım artık !" Kendi kendime söylenirken adımlarım merdivenlere yönelmiş ve çoktan üst kata çıkmıştım. Dikkatimi çeken beyaz kapıyı açtığımda gözlerim parlamış hemen tuvalete girip işimi halletmiştim. Ellerimi yıkamak için musluğu açtığımda gözlerim aynadaki kendime takıldı.

Ela gözlerim bitkin, yüzüm solgundu. "Her neyse." Ellerimi yıkayıp kuruladım ve tuvaletten çıktım. Adımlarım merdivene yönelirken beni durduran acı bir bağırış olmuştu.

"Abi... Yapma abi !"

Korkuyla etrafıma bakındım, kimse yoktu. Sessiz olmaya özen gösterip yavaşça sesin geldiği yöne doğru ilerledim. Yaklaştıkça kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu, neler oluyordu ?

İlerideki aralık kapıyı görünce nefesimi tuttum. Neler olup bittiğini görmek için daha da yaklaştım ve gördüklerimle neredeyse aklımı yitirecektim.

"Abi, yalvarırım Savaş abi. Büyüklük göster, bir şans daha ver abi." Dizleri üstünde çökmüş genç bir çocuk gördüm. Odayı biraz daha taradığımda ise o adamı gördüm.

Kanımın bedenimden çekildiğini hissettim sanki, konuşma yapan adamın adı Savaş mıydı ? Bu adam neden ona yalvarıyordu.

Oda da neredeyse 5 tane koruma vardı, hepsi öylece yerdeki adamı izliyor ve hiç bir şey yapmıyorlardı. "Söylesene Ekrem." Dedi Savaş, ve devam etti. "Bana ihanet eden kim yaşayabildi bu güne kadar ?" Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken Savaş bir silah çıkardı ve ucuna uzun bir şey taktı. Her şey bir anda olmuştu silahı doğrultması ve yerde dizlerinin üstüne çökmüş yalvaran adamı vurması bir olmuştu.

Midem ağzıma gelmesiyle dudaklarımdan ufak bir çığlık firar etmişti. Çığlığımı duyan adamların beni görmesi uzun sürmemişti. "O kim lan !" Diye bağıran Savaşın sesini duymamla arkamı dönüp deliler gibi koşmam bir olmuştu.

🍂

İyi okumalar.

Yeni bölüm hemen arkasından gelecek.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.