İçeriğe geç

Kaçış odası

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kaçış odası

Bölüm 1

Herşeyin Bir bedeli var

Yazın sıcak bir gündü. Daha 12 yaşındaydım. Güzel bir evde yaşıyoduk. Varlıklı bir aileden geliyordum. Evimizde hizmetçilerimiz vardı aşçı, bahçıvan, dadı, temizlikçi ne ararsanız vardı. Bir abim vardı. Bu arada adım Berkay abimin adı ise Can 25 yaşındaydı. Ben tip olarak anneme çekmişim mavi göz kahverengi saç ortalama bir boy. Abim ise tip olarak babama benziyor sarı saçlar kahverengi gözler ve uzun bir boy. Ailemin ismi şimdilik önemli değil. Abim zamanında 21 yaşındayken onu bi süreliğine bir yere götürdüler. O sırada ben 8 yaşındaydım. Gitmeden önce ağlıyo annem ve babama bişey yapmaları için yalvarıyodu. Ailem ise ona bunun onun görevi olduğunu bunu yapması gerektiğini söylüyodu ama onlarda ağlamamak için zor duruyordu. Anneme "niye abim zorla bir yere götürülüyor "diye sordum. Annem hiçbir şey demedi. Abim 2 hafta sonra eve dönmüştü ama sanki farklı biriydi. Yüzünde kocaman yaralar, kolunda bandajlar ve her yerinde morluklar vardı. Abim o günden sonra hiçbir zaman toparlanamadı. Şuan genelde odasında ya kitap okuyo ya da telefona bakıyodu. Annem ve babamın mesleği yoktu. Aslında bu normal bir durumdu küçük kasabamız için. Kasabamızın adı yenişehir di. Burda ailelerin hiçbirinin mesleği yoktu. Bütün gün herkes ya dışarıda eğlenir yada evde yatarlardı. Ona rağmen bütün şehirde tek bir tane bile fakir bir aile yoktu. Herkes çok zengin insanlardı. Her zaman bunu merak ettim ama aileme ne zaman sorsam yakında öğreneceğimi söyler. İşte 12 yaşımdayken annem bi gün beni salona çağırdı. Bana "her zaman nasıl bu kadar zengin olduğumuzu soruyodun şimdi cevabını öğreneceksin"dedi. Bana nasıl bu kadar zengin olduklarını anlatınca kanım dondu. Aslında çok fakir bir kasabaymışız. zamanında büyük savaşlar kaybetmişiz ve amerikanın kölesi olmuşuz. Amerika ülkemize bir anlaşma sunmuş ya şuandan itibaren çok fakir bir hayat yaşarsınız yada bize eğlence getirirsiniz demiş. Ve böylece kaçış odası oyunu başlamış. Her yıl 12 ile 25 yaş arası gençlerden 10 kişi seçiliyomuş. Bu 10 kişi 10 farklı odadan geçerek hayatta kalmalıymış. Odaların her birinde tuzaklar ve bilmeceler sorarak o odanın şifresini bulmaları gerekiyormuş. Eğer bulamazlarsa her 1 günde bir kişi öldürülüyormuş. Bu kişiyi biz seçiyomuşuz. Bu oyunlar başlayalı 35 sene olmuş yani 1996 da başlamış. Şuana kadar bu oyunlardan sadece 3 kişi hayatta kalabilmiş. Anladınız değil mi onlardan biri abimmiş. Bunu öğrenince abimin neden o gün bu kadar ağladını anladım. Peki diğer 2 kazanan kim diye sordum anneme. Annem bilmiyorum ama başları belada dedi. Sebebini sorduğumda onların hileyle kazandığını söyledi. Odaların birinde bir Keskin cam parçası bulup onla odanın kapılarını kırıp geçmişler. Son odanın kapısını kırınca hemen ormana doğru kaçmışlar ve bidaha gözükmemişler. O zaman bişey fark ettim 12 yaşındaydım yani kurada benimde adım vardı. Demekki annem bana bu yüzden anlatıyordu. Seçilme ihtimalime karşı. Bunu anlattıktan 2-3 dakika sonra anneme bi telefon geldi. Annem telefonu kapattıktan sonra dediki "kura başlıyor" Annem hemen dua etmeye başladı dindar bir kadındı babam ise gazete okuyodu ve stresli değildi. Televizyonda bir kadın çıkmıştı ve bağırmaya başladı "evet sayın izleyiciler bakalım bu yıl seçilen şanslı kişiler kimler olacaktı " Dedi. Kadın denize benzemek için sanki kıyafetini ayarlamıştı heryeri masmaviydi saçları gözleri kıyafetleri tırnakları. o anda içime stres kapladı. Ve tam düşünürken benim adımın çıkacağını isimler sayılmaya başlandı "elif şahin, buğra demir, kaan aslan, aslı güngör, kerem Türk, bekir şanlı, duru şanlı, toprak tugen, barış seyan" Dedi bu isimlerden hiçbiri benim ismim değildi. Çok mutluydum ama mutluluğum uzun süre sürmedi. Son bi kişi kalmıştı . Annem bana baktı ve o kadar şansız olamazsın dedi. Ondan sonra televizyonda ki kadın "berkay özçelik" Dedi. Yerimde kaldım haraket edemedim. Annem şok olmuş ağlamaya başlicaktı babam içtiği sigarayı tükürüp küfretmeye başladı. O sırada abim geldi ve televizyona baktı. Oda gözlerini kapatıp "boku yedin berkay" Dedi. O anda ise ben olayları anlamaya çalışıyordum. Bi anda bi adam evimize girdi. Adam uzun boylu kel güneş gözlükleri olan bir adamdı. Adam gelir gelmez ilk kelimesi “berkay nerde “oldu. Adam bana baktığında o anda bittiğimi anladım. Adam beni kolumdan tutarak bir karavana götürdü. Ailem arkamdan ağlıyor ben ise tepki verememiştim. Karavan büyük zengin aracı gibi duruyodu. içeri girdiğimde benden başka 9 kişi daha vardı. Kızıl saçlı bir kız “bu son olmalı” dedi. Kız güçlü durmaya çalışıyor gibiydi ama dokunsan ağlicaktı. Onun yanında duran sarı saçlı çocuk “nereye götürüleceğiz” diye sordu. Onun arkasından bir adam bağırdı”kaçış odasına tabiki” dedi. O anda kaçış odası hikayem başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.