Herkes onayladığını gösteren bir şekilde başını salladığında yavaş adımlarla kapıya yürüdüm su sebebiyle ayaklarım ıslanmıştı ve arkamdaki kızlar hasta olduğu taktirde onlarla uğraşamayacığımı bildiğimden arkamı dönüp “siz ikiniz masaya çıkın anahtarlara bakın üşütmenizin bize hiçbir yararı olmayacak” kızlar birbirlerine bakıp kafa salladılar ve masaya oturdular ben de içimde ki o yere yığılma isteyini bastırarak yeşil taşımı elime alıp kapıdaki altı deliğe yaklaştırdım tam da tahmin ettiğim gibi bu taşlar bizim buradan kaçarken kullanıcağımız en önemli anahtarlarımızdı “ şimdi herkes taşını bana versin” arkamı döndüğümde bana bakan anlamsız gözleri gördüm “pekala taşlarınızı verin” Kerim kızların yanına gidip taşları aldı ve hepsini bana verdiler. Birkaç denemenin ardından sırasıyla mor kırmızı pembe mavi yeşil ve sarı taşları yerleştirdim.
kızların yanına alacaklı gibi yürüdüğümden bana korkuyla bakıyorlardi “ korkmayın ısırmam” dediğimde bi tık normale döndükleri kesindi. Ben daha konuşmadan İnci nin“ istediğin anahtarlar bunlar” demesiyle gözlerim parladı beni çok büyük bir zahmetten kurtarmıştı haberi yoktu “Allah razı olsun” anahtarları alıp inceledim evet doğruydular her bir taşa bir anahtar, her bir renge bir renk bu anahtarlar taşlarla aynı renkti “ Zeki bir kızsı zekanı daha fazla kullanman gerekicek” İnci bu konuşmayı bekler gibi söze girdi “Çok fazla kitap okurum zekam genelde bunlara çalışır” onu başımla onaylayıp anahtarları Buğraya attım “Tak şunları” Aktaç hızla anahtarları Buğradan alıp kapıyı açtı onun neden böyle olduğunu merak ediyorum benim kendi içimde pek çok sebebim var onunki neydi. Aktaç kapıya anahtarları sokup çevirdi sonra arkasında ki Kerimle birlikte paslanmış kapıyı güç bela açtılar Buğra tam içeri girecekti ki aniden farkettiğim bişeyle onu yakasından yakaladım bana soran gözlerle bakan beş insana yanıtım şu oldu “Bu bir bulmaca yanlışa basarsanız…” hepsinin gözünde o buyük korkuyu gördüm kenarda dikilen Aktaç hariç