İçeriğe geç

Kaçınılmaz Son

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Kaçınılmaz Son

Bölüm 8

Ceza

Çağrı'nın ağzından

Yatağa doğru ilerdiledim. Gece mutfağa benim için gitmişti yani. Benim yüzümden dayak yemişti aynı zamanda. Ben ise onu orada görmezden gelip çıkmıştım. Telefonu elime alıp biraz gezindim. Tek amacım kafamı biraz dağıtmaktı. Araz uyandıktan sonra onunla bu meseleyi konuşacaktım. Antrenmana gitmem gerektiği için ayaklandım. Kalkarken sehpanın üzerindeki bardağa elim çarpmıştı. Çıkan sesle beraber Araz korkuyla sıçradı.

"Sakin ol, bardak kırıldı sadece." dedim Araz korkuyla yüzüme bakarken.

"Tamam." dedi yatakta doğrulmak için uğraşırken.

Yanına gidip kolundan tuttum. "Banyoya mı gideceksin?" diye sordum endişeyle.

"Hayır, antrenman saati gelmiş. Onun için kalkıyorum." dedi acısını belli etmemeye çalışarak. Tekrar yatırmak için uğraştım. "Araz saçmalama, bu halde neyin antrenmanı." dedim sitemle.

Her zamanki gibi sözümü dinlemeyi reddediyordu. "Araz." dedim bana bakması için ama hiç oralı olmadı. "Araz bana baksana." dedim şansımı tekrar deneyerek. Yine umursamamıştı. Bu çocuk ne yapmaya çalışıyordu? Hep kendi kafasının dikine gidiyordu. Yüzündeki kızarıklık daha da belirgin olmuştu. Dudağının yanındaki yara da öyle. Oldukça solgun görünüyordu ayrıca. Gözlerine dikkat ettiğim zaman şiş olduklarını fark ettim. Hem yorgunluktan hem de ağlamış gibiydi. Kolunu elimden kurtarmak için beni kenara itip ayağa kalktı. "Araz bak lan bir bana!"dedim sinirle kolundan çekerken. "Defol git Çağrı!" diye bağırdı hırsla beni itiklerken. Ne oluyordu buna yine?

"Bu tavırların ne Araz? Ne yapmaya çalışıyorsun?" dedim arkasından bağırırken.

"Bir şey yapmaya çalışmıyorum. Sadece sen çok fazla aptallık ediyorsun! Anladın mı?" dedi bağırarak.

Olduğu yerde durup gözlerini birkaç saniye kapattı. Biraz daha sakinleşip konuşmaya devam etti. "Çağrı, beni önemseme. Alışkınım ben bunlara." dedi sakin sakin.

"Sen daha buraya geleli iki gün oldu. Hiçbir şeyden haberin yok. Ben bu durumları birçok kez yaşadım." dedi bu durumdan hoşnut olmadığını belli edercesine.

"Kalkıp antrenmana gitmem gerekiyor şu an. Bunu onlara açıklayamazsın. Sence iki tane küçük yaram var diye 'tamam yatıp dinlensin' mi diyecekler? Tabii ki demeyecekler Çağrı. Bana zarar vermelerini geçtim aynı cezayı sen de çekmek zorunda kalacaksın." dedi kırgın bir sesle.

"Bu yüzden yapma. Bana destek verme. En azından onların yanındayken yapma bunu." dedi sesi titrerken. Kafasını kaldırıp yüzüme baktı ve arkasını dönüp banyoya ilerledi.

Bense arkasından bakakalmıştım sadece. Ne yapacağımı bilmiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum belki ama ne yapmayacağımı çok iyi biliyordum. Onu bu halde antrenmana götürmeyecektim. Ayakta durmaya mecali bile yoktu zaten. Bunları düşünürken üzerimi değiştirmeye başladım. Siyah tişörtümü ve siyah eşofmanımı giyip Araz'ın banyodan çıkmasını bekledim. Geçen birkaç dakikanın ardından banyodan çıkıp geldi.

Yüzüme bile bakmadan yanımdan geçip yatağına ilerledi. Yüzünden yürürken bile acı çektiği belli oluyordu. Aramızda birkaç adım varken durdurdum. "Araz, ben gidip senin için izin alacağım tamam mı? Sen yat ve dinlen. Şu haline bak. Ne yapmayı düşünüyorsun bu halde?" dedim sert olmamaya çalışarak.

Kafasını kaldırıp bana baktı. "Çağrı, beni anlamıyor musun yoksa anlamak mı istemiyorsun?" dedi sinirle. "Yapabileceklerinin sınırı yok diyorum sana. Hem sana da ceza verecekler." dedi sitemle.

"Farkındayım Araz. Umrumda değil hiçbiri. Şimdi gidip konuşacağım sen de yatıp dinlenmeye devam edeceksin." dedim emreder gibi.

"Eğitmenle de aranı bozdun zaten. Sana da acımazlar Çağrı." dedi tekrar.

"Acımasınlar o zaman." dedim dik başlılıkla.

Kafasını kınıyor gibi salladı. Elimi kaldırıp alnına koydum. Hareketleri aniden durdu. "Ateşin biraz geçmiş ama dediğim gibi biraz daha dinlen. Sonra bakarız antrenmanlara katılıp katılmayacağına ama bugün katılmana izin vermiyorum." dedim net bir şekilde.

"Tamam patron." dedi dalga geçerek. Gülerek karnına vurdum. Karnına vurmamla acı içinde eğilmesi bir olmuştu.

"Noldu?" dedim endişeyle.

"Önemli bir şey yok." dedi geriye çekilirken.

"Tişörtünü kaldır Araz." dedim sakin olmayan bir sesle.

"Çağrı önemli bir şey olmadığını söyledim." dedi tekrar.

"Tamam, gösterme ama merhemi sür." dedim kaşımı kaldırırken.

"Tamam." dedi yatağına doğru ilerlerken.

"Unutma sakın." dedim gülümseyerek arkamı dönüp kapıya ilerlemek üzereyken.

"Çağrı!" diye seslendi arkamdan tekrar. "Eğer eğitmen sert tepki verirse beni çağır. Diretme, tamam mı?" dedi korkuyla.

"İyi geceler Araz." dedim kapıyı çekip çıkarken.

Kardeşimi öldüren kimdi bilmiyordum ama bu çocuğun yapmadığına emin olmuştum. Bu çocuğun bırak birini öldürmesi yaralaması bile çok zordu ama hala bir ihtimal kalıcılığını koruyordu. Belki de yanlışlıkla öldürmüştü. Bunu zamanla öğrenecektim artık.

Merdivenleri tırmanıp antrenman yapacağım alana geldim sonunda. Birkaç tur atmıştım eğitmen gelene kadar. Çınar ve Murat yan yana durmuşlar bana bakıyorlardı. Sadece onlar da değil birkaç kişi dikkatle inceliyordu beni. Sanırım tartışma hepsinin kulağına gitmişti. O sırada bakışları içeriye giren eğitmene döndü.

"Hadi sıraya geçin." diye seslendi. Gözü birini arıyor gibiydi. Kimi aradığını tahmin etmek zor değildi zaten. Bakışları bana kaydı sonra.

"Araz nerede?" dedi.

"Bugün rahatsız olduğu için antrenmana katılmayacak." dedim net bir şekilde.

"Kim demiş bunu?" dedi ukala bir tavırla.

"Ben." dedim. Bakışları ciddileşti bir anda.

"Kimsin ki sen benim yerime karar veriyorsun?" dedi sesini yükselterek.

"Dün gece bir tartışma sırasından yaralandı. Gece de üşüttüğ-"

"Beni ilgilendirmez." diye bağırarak kesti konuşmamı. "Çınar git ve getir onu." dedi bu sefer benimle muhatap olmamak için.

Çınar gitmek için yeltendi ama benim sesimle olduğu yerde kaldı. "Bugün gelmeyeceğini söyledim." dedim sert bir sesle. Araz'ı o halde buraya kimse getiremezdi.

"Araz ile tanışalı ne kadar oldu?" dedi gülümseyerek. "Onun için risk almaya değer mi?" dedi tehditkar bir tonda.

"Bir ilişki de zamanın ne kadar önemi var. Eğer birbirinize değer veriyorsanız bunu zamanla ölçmenize gerek yok. Ha eğer onun şu an buraya gelmemesi için uğraştığımdan ötürü ceza verecekseniz buyrun buradayım." dedim tekrar bütün dikkatleri üzerime çekerken.

Eğitmen bana yaklaştı ve elini omzuma attı. "Bak burada çok yenisin. Neyin ne olduğunu, kimin ne yapabileceğini bilmiyorsun. Sadece konuşuyorsun Çağrı. Burada ne dediğine, ne konuştuğuna dikkat etmen gerek. Yoksa cefasını sen çekers-" diye tehditlerini sıralarken öne atıldım tekrar.

"Tamam, buyrun cefasını çekmeye hazırım. İstediğiniz cezayı verebilirsiniz ama ne olursa olsun o çocuk bugün buraya gelmeyecek. Ayrıca cezadan sorumlu olan tek kişi de ben olacağım." dedim bakışlarımı bir an olsun kaçırmadan.

Eğitmen pis bir sırıtış takındı suratına. "Cesaretli çocukmuşsun sevdim bunu ama dikkat et bu cesaretin başına dert açmasın olur mu?" dedi kaşını kaldırarak. "Eğer onun buraya gelmemesi konusunda kararlıysan peki öyle olsun." dedi. Bakışlarını öbürlerine çevirdikten sonra konuşmaya devam etti. "O zaman bugün antrenman yok. Odalarınıza gidip dinlenebilirsiniz." dedi öbürlerine hitaben.

"Sen de beni takip et." dedi yüzüme bile bakmadan. Arkasından yürümeye başladım. "Burada yenisin o yüzden vereceğim cezaları ağır seçmeyeceğim merak etme." dedi sahte bir gülümsemeyle yüzüme bakarken.

Kilitli olan bir odaya girdik. İçerisi karanlık ve soğuktu. Odanın lambası dışarıdaydı. Lambayı açtığında içerisinin bomboş olduğu ortaya çıktı. İçeride herhangi bir şey yoktu. Odanın tam ortasında bir masa vardı. Üzerinde de birkaç parça alet vardı. Kapının ağzında durduğum için beni içeriye itikledi. "Geçecek misin artık içeri?" dedi asabice.

"Üstünü çıkar." diye komut verdi ardından. Kafasını kaldırıp yüzüne baktım. "Üstünü çıkar dedim. Bunu anlamak zor olmasa gerek." dedi gözlerini devirerek. Tişörtümü eteklerinden tutup çıkardım.

"Vücuduna ne çizmemi istersin?" dedi komik bir şey söylemiş gibi gülerek.

"Resim yeteneğinin olduğun düşünmüyorum. Açıkcası o kadar yetenekli görünüyorsun." dedim rahatlığımı bozmadan.

"Buna bu kadar emin misin? Görmeden bilemezsin diye düşünüyorum." dedi kolumdan tutup sırtımı ona doğru çevirirken. Eline masada bulunan diğerlerine göre daha ince uçlu olan bıçağı aldı. "Bakalım çizimimi beğenmeyecek misin?" dedi gülüşü boş odayı doldururken. Küçük bir çizik attı ama derin olmayan bir çizikti. Sonra o çiziğin üzerine bu sefer derin olan bir çizik attı. Canımın ağrısından dolayı kendimi tutamayıp öne doğru eğildim. "Dur ama daha yeni başladık." dedi gülmeye devam ederken. Tekrar doğruldum. Sırtımdan akan kanları hissedebiliyordum. Elini tekrar kaldırdı ama onu durduran şey Araz'ın sesi oldu.

#benimcizgim

#cizgi2023

Bölüm sonu

7 yorum