İçeriğe geç

Kaçak Denekler

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kaçak Denekler

Bölüm 1

~ Bölüm 1 ~

Kollarımıza ve bacaklarımıza çarpan dal parçalarını umursamadan ölümüne kaçıyorduk... Tam anlamıyla...

Arkamızda labaratuvarın adamları (nam-ı değer Labmanler) var ve bizi tekrardan o yere, labaratuvara götürmek istiyorlar, buna izin veremeyiz, oraya tekrar dönemeyiz...

Mert benim yavaşladığımı düşünmüş olacak ki bileğimden sertçe çekip ona yakın olmamı sağladı.

- Sence yaklaşmışlar mıdır? Ben bakmaya biraz korktum da.

Mert sözlerimin ardından derin bir nefes alıp " Sadece koş Lavin! Sadece koş!" dedi bağırarak.

Etrafımızdan geçen sakinleştirici mermiler bizi saatlerce uyutacak kadar etkiliydi.

- Kaçmayı bırakın! Bilimden kaçamazsınız!

Arkamızdan gelen sesle kendimi tutamadım

- Pabucumun bilimi! Bak bakim nasıl da kaçıyoruz! Daha hızlı koş Mert şunların diline de eline de düşemem!

Sözlerimle birlikte sakinleştirici mermiler daha da sıklaşmış, seslere bakılırsa daha da yaklaşmışlardı bize.

- Sağol Lavin ya! Valla bak, onları kışkırtmak tam da ihtiyacımız olan şeydi çünkü!

-Üzgünüm. Ama pişman değilim.

- Ah Lavin ah!

-Ah'lama bana. Lavin'e ah'lanmaz.

Mert benim dediklerimi umursamamış etrafına bakarak konuşmaya başlamış.

" şimdi birşey yapacağım ve sen arkana bakmadan sadece sağ tarafa doğru koşacaksın" demişti.

- Ne yapacaksın?

- Sadece sağa doğru koş Lavin?

Mert'in bileğimi bırakması ile afallasam da hızlıca toparlandım ve sağ tarafa doğru koşmaya başladım.

Hafifçe arkama döndüğümde Mert'in olduğu yerde durup eldivenlerini çıkardığını gördüm. Ne yapıyo o ya? Yerin sallanması ile dengemi sağlayamadım ve yere düştüm. Şimdi Mert'i rahatlıkla görebiliyordum. Ellerini yere dayamış toprak gücünü kullanıyordu. Labmanlerin geldiği yola ve benim olduğum tarafa arkası görünmeyecek büyüklükte bir toprak yığını olmasını sağladı.

Ee o nasıl gelcek? Beni burda mı bırakacak?

- Meert? Nerdesin?

Bir anda bir el ağzımı kapatmış, bir el de bileğimi sıkıca tutarak hızla beni sürüklemeye çalışıyordu... Kim lan bu dingil!?

Ağzımı kapatan eli hırsla ısırmamla acıyla inleyip, beni sürüklemeyi bırakmıştı.

Hızla arkamı dönerek, eldivenime atılmışken o'nu gördüm... Mert'i... Ellerim hızla ağzıma kapanırken,

- Nesin sen kurt mu? Oysaki serumu sadece bana verdiklerini sanıyordum. Ağh kopardın be kızım!

- Aay çok mu acıdı? E ama ben nerden bileyim o dingilin sen olduğun-

- Dingil mi? Sen bana dingil mi dedin? Hem beni ilk kez et görmüş kurt gibi ısır hem de dingil de...

-Ama...

Tam kendimi savunacakken ısırdığım elini kaldırarak beni susuturmuştu. Baya da kızarmış lan. Bıkkınlıkla derin bir nefes alıp,

- Sadece kaçalım Lavin! Sadece kaçalım!

Sözlerinin ardından tekrardan bileğimi tutmuş ve koşmaya başlamıştık

°°°°°

Saatlerce koşmamızdan dolayı bacaklarım ağrımış ve yorulmuşum. Bileğimi kendime doğru çekerek Mert'in bana dönerek durmasını sağladım. Ellerimi dizlerime dayayarak soluklanmaya başladım. Mert de derin derin nefesler alarak etrafı kolaçan ediyor, benim soluklanmamın bitmesini bekliyordu.

- Birşey diim mi? Bence onları atlattık. Dedim nefes nefese

- Sanmam. Onları uzun süre oyalayabildiğimi düşünmüyorum.

- Yok yok kesin atlattık baksana kimsecikler yok.

Diyerek kollarımı iki yana açtım. Kollarımın arasından sakinleştirici geçmesi ile refleksle kollarımı kendime çekerek Mert'e yaklaşmıştım. Ellerimiz birbirini bulurken, kendimizi yine koşarken bulmuştuk.

- Hay ben senin şom ağzına be Lavin

- Şöyle düşün en azından o kadar da kalabalık değiller. Sayende.

Mert'in onların yollarına toprak tıkaması sayesinde arkamızda en fazla 10-15 kişi kalmıştı.

Kolumu neredeyse sıyıran sakinleştiriciden kaçmak için kendimi refleks ike sola atarken ayağım ağaç köklerine takılmış yere düşmüştüm. Benim düşmemle Mert de sendelerken Labmanlere bakmasıyla üstüme atlaması aynı anda olmuştu.

Mert'in kollarıma yığılması ile bana gelecek olan sakinleltiricinin Mert'in önüme atlaması ile onu hafifçe sıyırdığını gördüm. Yarım saate uyanır herhalde...

Ah be Mert niye benim önüme atlıyosun ki sen beni taşırdın ben seni nasıl taşıyayım.

Labmanlerin hala bize sakinleştirici atmasıyla hızla eldivenlerimi çıkarıp, zihin gücümle ikimizi içine alan bir kalkan oluşturdum.

Kalkanı oluşturmam ile bize gelmekte olan sakinleştiriciler kalkana çarpıp yere düştü.

Labmanlerin bize yaklaşmasıyla kalkanın gücünü tek elime aldım ve zorla da olsa Mert'i üzerimden yan tarafıma attım.

Labmanlerin bize yaklaşmaya başlamasıyla hızla ayağa kalktım. Şimdi Labmanler ile karşı karşıya kalmıştık.

- Daha fazla zorluk çıkarmayınve bizimle gelin!

- Sen daha zorluk çıkarma görmemişsin! Sözlerimi bitirmemle zihin gücümün ellerime dolmasına izin verdim. Labmanler bunun üzerine silahlarını daha sıkı kavrayıp üzerimize gelmeye başladılar.

İlk hedefim silahları olurken, zihin gücümle ellerindeki silahları kenara atarken, aynı zamanda da çok fazla yaklaşanları geriye fırlatmayı ihmal etmiyordum. Bir süre sonra hepsinin sakinleştirici silahları kırılmış ve etrafa saçılmıştı ama onlar hala geri çekilmemişti.

Bölüm sonu

1 yorum