İçeriğe geç

K Ü L

Bölüm 1 · 2 dk okuma

K Ü L

Bölüm 1

1. Bölüm: Küllerin Ardındaki Sır

Zihnimin içinde çınlayan o iğrenç melodiyle gözlerimi araladım. Saat kaç olmuştu? Gözlerimi ovuşturarak duvardaki saate baktığımda içimden bir şeyin koptuğunu hissettim. Yine mi?

Her sabah aynı telaş. Alarmın çalmasıyla yataktan fırlamam bir oldu. Ama bu sabah beni yataktan fırlatan tek şey okul korkusu değildi; kafamın içinde dönüp duran o soru işaretleriydi. Zamanla yarıştığımın bilincinde, hızlı adımlarla aynanın karşısına geçtim. Uykusuzluktan hafifçe mahmurlaşmış iri gözlerim, dolgun dudaklarım ve karakteristik hafif kemerli burnumla tam bir sabah kargaşası portresiydim. Açık tenim, odama süzülen soluk sabah ışığında her zamankinden biraz daha belirgin duruyordu.

Dolabın kapağını hırsla açıp dökümlü, rahat bir üst ile bol pantolonu aceleyle üzerime geçirdim. Saçlarımı aynaya doğru düzgün bakmaya bile vakit bulamadan pratik bir hareketle düzelttim.

Üzerime geçirebildiğim ilk kıyafetleri kaptığım gibi kendimi kapı dışarı attım. Serin sabah havası yüzüme çarpar çarpmaz bisikletimin pedalına asıldım. Mahallenin yokuş yukarı sokaklarında gıcırdayarak ilerlerken tek bir şey düşünüyordum: Bu son yıl.

Lise biter bitmez o hayalini kurduğum gerçeğe bir adım daha yaklaşacaktım. Bu sadece bir üniversite kazanma meselesi değildi; bu, geçmişin hesabını sorma vaktiydi. Sekiz yaşındayken, o büyük yangından sonra İstanbul’un o hareketli, parlak sokaklarından koparılıp bu şehre tıkıştırılmıştık. Babamın o görkemli restoranı küle dönmüş, ardından her şeyimiz ellerimizden kayıp gitmişti. Annem, o yangından beri İstanbul kelimesini bile evde yasaklamıştı. "Orası geride kaldı, bitti" diyordu her defasında. Ama bitmemişti. Babamın yarım kalan hayalini tamamlamak, o restoranın neden yandığının gerçeğini öğrenmek ve en az babam kadar ünlü bir aşçı olup o şehre başımız dik dönmek benim boynumun borçusuydu.

Okul bahçesine bisikletimi nefes nefese fırlattığımda, sekiz yaşından beri her sırrımı, her gözyaşımı ve her hayalimi paylaştığım Deniz oradaydı. Bahçedeki bankta oturmuş, elindeki deftere bir şeyler karalıyordu. Yanına vardığımda başını kaldırıp gülümsedi. "Yine son dakikada yetişmeyi başardın."

Dersler neyse ki bitti ve günün en gerçek, en nefes alabildiğimiz anı başladı. Okuldan çıkar çıkmaz soluğu hep yaptığımız gibi sahil kenarındaki o eski ahşap çardakta aldık.

Çardaktaki o sakin öğleden sonra, elimizdeki telefon ekranlarına düşen iş ilanlarıyla gerçeğe döndük. Antalya'nın bu sakinliğinden, annemin İstanbul'a dönmemek için kurduğu o kalın duvarlardan sıkılmıştım. Üniversite bahanesiyle o şehre geri dönmek ve babamın adını yeniden parlatmak zorundaydım.

"Part-time bir iş bulmalıyım," dedim, önümdeki ilanı dikkatle incelerken. "İstanbul'da ev kiralamak, geçinmek kolay olmayacak. Annnemin sürmesini istediği bu saçma düzene boyun eğmeyeceğim."

Deniz başını sallayarak bana destek oldu. İstanbul'u sadece ikimiz için değil, babamın geride bıraktığı o büyük sırrı çözmek için de istiyorduk.

"Yarın gidip şu kafelere CV bırakalım," dedi Deniz kararlı bir sesle. "İstanbul'a döndüğümüzde mutfakta resmen bir efsane olacaksın. O yangının perde arkasını da birlikte öğreneceğiz."

Derin bir nefes aldım. Çardaktan kalkarken, arkamda bıraktığım Antalya güneşinin değil, İstanbul'un yağmurlu sokaklarının beni çağırdığını hissediyordum. Ve ben o çağrıya kulak tıkayamayacak kadar inatçıydım.

Beğenip yorum yapmayı ve oylamayı unutmayınn💖🎀💜

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.