Haberler: Geçen aydan beri dramatik bir şekilde kaybolan insanların sayısı hızla artıyor. Yerel polisin son bildirisine göre bu vakaların sayısı artacak gibi gözüküyor. En son iki hafta önce görülen 19 yaşındaki kız hakkında ise bir suç işlenmiş olmasının söz konusu olamayacağı varsayılıyor.
''Jeanny...''
***
Johann, mafya lideri Paul'un emirlerini yerine getirmek için Joseph'i depoya götürdü ve işkence etmeye başladı.
"Seni buraya getirmemiz için bizi mi kandırdın?" diye bağırdı Paul. "Sen mafya ailesine aitsin ve ailenin kurallarına uymak zorundasın."
Joseph, acı içinde kıvranarak, "Ben artık bu hayattan çıkmak istiyorum," dedi. "Normal bir hayat yaşamak istiyorum."
Paul, yanına yaklaştı ve Joseph'in yüzüne bakarak sordu: "Gerçekten mi?"
Joseph, gözlerinde kararlılıkla, "Evet, gerçekten," diye cevapladı.
Paul, bir süre düşündü ve sonra "Tamam," dedi. "Ama bu senin son şansın. Eğer bir daha aileye ihanet edersen, seni öldürürüz."
Johann, şaşkın bir şekilde "Efendim, ama o mafyadan ayrılmak istiyor," dedi.
Paul, sert bir ses tonuyla cevapladı: "Mafya ailesinde kalmak istemeyenlerin bizim için bir değeri yok. Ama Joseph'in bize verebileceği bilgiler var. Onu bırakacağız, ama bir şartla. Seninle birlikte çalışacak."
Johann, şaşkın bir şekilde "Benimle mi?" diye sordu.
Paul, sert bir şekilde "Onu hayatını riske atmadan mafyadan çıkarmak zorundasın." dedi.
Joseph, teşekkür ederken, Johann suratını astı ve "Tamam, ama benim için bir sorun olacak," dedi.
Paul, sert bir ses tonuyla cevapladı: "Bana sorunlarını söyleme. Çözümlerini sun."
Johann, bir an düşündü ve sonra "Tamam," dedi. "Benim için bir sorun olmayacak. Joseph'in güvenliğini sağlayacağım."
Paul, başını onayladı ve "İşte bu," dedi. "Şimdi git ve bu işi hallet."
Joseph, hayatını değiştirecek bu yeni kararı alırken içinde büyük bir umut taşıyordu. Artık normal bir hayatın peşinde koşacak ve mafyanın gölgesinden kurtulacaktı.
Birkaç gün sonra, Paul Johann'ı yanına çağırdı. Johann'ın yüzünde bir endişe ifadesi belirdi, çünkü bu çağrıyı bekliyordu. "Johann, Joseph'i öldürmeni istiyorum," dedi Paul.
Johann, iç çekerek "Ama efendim, o benim dostum" dedi.
Paul, sert bir şekilde "Bana sorunlarını söyleme. Seninle ne yapacağımı biliyorsun," diye cevapladı.
Johann, zoraki bir şekilde kabul etti ve Joseph'in izini sürmeye başladı. Joseph'in olduğu depoya gitti. Kapıyı açıp içeri girdiğinde, onun korkunç bir şekilde bağlı olduğunu gördü.
Joseph, çaresizce "Lütfen yapmayın, ben size ihanet etmedim," diye yalvardı.
Johann, acımasız bir şekilde "Ailemize ihanet etmek kabul edilemez," diye bağırdı ve işkenceye başladı. Joseph'in yüzüne yumruklar indirirken, ona çekişmeli sözler söyledi. Joseph'in bağırışları ve inlemeleri depoda yankılandı.
Sonunda, Joseph artık nefes alamaz hale geldi. Johann, işkenceye son verdi ve yüzünü yıkayarak depodan ayrıldı.
İşkence sonrası içinde hissettiği duyguları bastırmaya çalıştı, ancak aklına Joseph'in yalvarışları hala geliyordu. Paul'a geri döndüğünde, Paul memnun bir şekilde ona baktı. "İyi iş, Johann. Bana sadakatini gösterdin," dedi.
Johann, içindeki acıyı gizleyerek "Teşekkür ederim efendim," dedi.
Paul, sert bir şekilde "Senin sadakatin, ailemizin güvenliği için hayati önem taşıyor," dedi.
Johann, içindeki vicdan azabını bastırmaya çalışarak "Ben sizin için her zaman çalışacağım efendim," dedi.
Paul, ona sert bir şekilde baktı ve "Senin sadakatin için minnettarız. Ancak unutma, bize ihanet edenlerin hiçbir yeri güvenli değildir," dedi.
Johann, endişeli bir şekilde "Anlıyorum efendim," diye cevap verdi.
Ancak, içindeki vicdan azabı her geçen gün artıyordu ve bir gün onu rahat bırakmayacağını biliyordu.
Johann, Joseph'in ölümü sonrası duyduğu ağırlıkla yalnız kalmıştı. Daha önce hiç yaşamadığı bir yalnızlık hissi vardı içinde. Kendi düşünceleriyle baş başa kalmak istediği için evine çekildi.
Eve girdiğinde, özenle seçilmiş mobilyaların arasında kendini kaybetti. Oturma odasına gidip koltuğa uzandı, yorgun hissediyordu. Derin bir nefes aldı ve etrafı incelemeye başladı. Raflarda bir çok kitap vardı. İlgisini çeken bir kitap alıp açtı.
Sayfalar arasında kaybolurken, gözüne takılan bir cümleyle irkildi. "Burada olumsuz duygulardan bahsediyoruz, herkesin kurtulmak isteyeceği duygulardan; kimse denemeden gücünün sınırlarını bilemez."
Johann, cümleyi defalarca okudu ve düşüncelere daldı. Yaşadığı hayattan kaçmak isteyen biri olarak, bu cümle ona ilham verdi.
Ancak, aklına Joseph'in ölümü geldiğinde, içindeki acıyı bastırmak için yeterince güçlü olmadığını fark etti. Kendini bir kez daha kitabın sayfalarına verdi ve okumaya devam etti. Kendisiyle yüzleşmesi gerektiğini biliyordu.
Bu sözler Johann'ı dondurdu. Ona yapılan işkenceyi düşünmek istemese de, Joseph'i öldürmekten dolayı hissettiği suçluluk duygusu onu rahatsız etti. Kendine sorular sormaya başladı, "Peki ya gücümün sınırlarını bilmiyorsam? Ne olacak?"
Ama her şey için çok geçti. Paul'un emri üzerine, Johann, Joseph'in acımasızca işkence edilerek öldürülmesine tanık oldu. Kendi vicdanının sesine kulak verememişti ve şimdi hayatının geri kalanında bu anı onu rahatsız edecekti.
Düşünceleriyle baş başa kalmak isteyen Johann, kitabını tekrar açtı. Ancak, artık okuduğu cümlelerin anlamı değişmişti.
Bir hafta boyunca Johann, ilk kez öldürmenin yarattığı ağırlığı sorguladı. En yakın arkadaşını, liderlerine olan sadakati adına öldürmüştü ve bu durum onu içten içe kemiriyordu. Ne yapacağını bilemiyordu. Sabah yatağından kalktığında, telefonu çaldı ve Paul ona yanına gelmesini söyledi. Johann, siyah balıkçı yaka kazağı, kumaş pantolonu ve kabanını giymiş, yorgun gözlerini yuvarlak siyah gözlüğüyle örtmüştü. Paul, onu büyük bir depoya götürdü.
"Anlıyorum Joseph öldü ancak işe devam etmen gerekiyor, kendini toparlamalısın." dedi Paul, ciddi bir ses tonuyla.
"Tamam, başlayacağım." dedi Johann, soluk sesiyle.
Paul, Johann'a bir sandalye ve masanın önünde duran bir çekiç verdi. "Senin için bir işim var. Bunu yaparsan kendini toparlayabilirsin." dedi Paul. "Joseph'in cesedini burada işlememiz gerekiyor."
Johann, Paul'un verdiği çekiği aldı ve cesedin başında durdu. Gözleri kapalı, derin bir nefes aldı. Sonra, cesede çekiği sert bir darbeyle indirdi. Johann'ın kalbi hızla çarparken, Paul ona birkaç kez daha vurması için yönlendirdi.
Johann, yavaş yavaş kendinden geçerken, sorgulamalarının cevabını bulduğunu hissetti ancak buna gücü yoktu.
Paul umursamaz bir tavır içerisinde ''Joseph'in ailesine gidip onun düşmanlar tarafından öldürüldüğünü söylemelisin'' dedi ve Johann'ın eline bir mektup verdi.
Johann mektubu elinde tutarken, Paul'un ona verdiği görevi düşünüyordu. Paul'un ailesine yalan söylemek istemiyordu, ama aynı zamanda gerçeği de söylemek istemiyordu. Kendi vicdanı ile mücadele eden Johann, içinden "Neden her şey bu kadar zor?" diye geçirdi.
Mektubu cebine koyan Johann, yola çıktı. Yolda etrafındaki insanları fark etmedi bile. Kafası karışık ve içi huzursuzdu. Ancak yine de kısa bir süre sonra Joseph'in ailesinin evine geldi. Kapıyı çaldıktan sonra içeri girdi ve Joseph'in ailesiyle karşılaştı.
Joseph'in annesi Johann'a sarıldı ve "Oğlumuzu özledik" dedi. Johann, annenin gözlerindeki hüzünü hissetti ve içi burkuldu. Joseph'in ailesinin yanında olmak, onu kendine getiriyordu.
Ancak Johann hemen konuya girmek istedi. "Joseph'in ölümüyle ilgili size bir şey söylemem gerekiyor" dedi. Joseph'in ailesi, bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettiler ve Johann'ın söyleyeceklerini merakla beklediler.
"Joseph, düşmanlar tarafından öldürüldü" dedi Johann, zoraki bir şekilde. Paul'un annesi gözyaşlarına boğuldu ve babası sinirli bir şekilde "Kim bunlar? Neden oğlumu öldürdüler?" diye sordu.
Johann ne yapacağını bilemez haldeydi. Onların acısını görmek, ona daha da kötü hissettiriyordu. Ancak yine de kararlıydı. "Bu konu hakkında fazla bir şey bilmiyorum, ama ekip olayı araştırıyor. Paul'un öldürüldüğüne dair herhangi bir ipucu bulursalar, size haber verecekler" dedi.
Joseph'in ailesi üzgün ve sinirliydi. Johann ise içten içe yalan söylediği için kendini suçlu hissediyordu. Ancak şimdilik yapabileceği bir şey yoktu. Joseph'in ölümüyle ilgili gerçeği söylemek, hem Joseph'in ailesini hem de kendisini tehlikeye atabilirdi.
Johann, Joseph'in annesiyle sarılırken duyguları onu yakalamıştı. Joseph'in ölümü onun için çok ağır olmuştu ve şimdi Joseph'in annesinin getirdiği bu kutu, içinde ne olduğunu merak etmesine sebep oluyordu. Kutuyu titreyen elleriyle aldı ve çekinerek açtı.
Annesi "Sevgili Johann, bu kutuda senin için özenle hazırladığımız Joseph'in en sevdiği kitaplar ve günlüğü var. Umarız onları okurken Joseph'i hatırlarsın. Seni çok seviyordu ve senin için de endişeleniyordu. Seni güçlü biri olarak hatırlamak istiyordu. Onun için yaşamaya devam et, lütfen." dedi.
Johann'ın gözlerinde yaşlar birikmişti. Joseph'i kaybettikleri için hala acı çekiyorlardı, ama onun annesi ona bir hediye vermişti. Johann, kutudaki kitaplara ve günlüğe göz atmaya başladı. Günlük sayfalarında Joseph'in yazdığı tüm hisler ve düşünceler yazıyordu. Johann, bu günlük sayfalarına baktıkça Joseph hala hayatta gibi hissetti.
Kutudaki kitaplar arasında, Joseph'in en sevdiği kitaplar vardı. Johann, sayfaları arasında kaybolurken, Joseph'in sevdiği kitapları okumak, onunla yeniden bağ kurmasına yardımcı oldu. Joseph'in anısı hala güçlüydü, ama Johann, onunla yeniden bağ kurduğu için biraz daha huzurlu hissetti.
Johann, kutuyu kapatıp, Joseph'in annesine sarıldı. "Teşekkür ederim," dedi. "Bana Joseph'in hatıralarını geri verdiğin için minnettarım."
Annesi gülümsedi. "Joseph senin için çok endişeleniyordu, seni hep güçlü ve kararlı biri olarak hatırlamak istiyordu. Onun için yaşamaya devam et."
Johann, Joseph'in annesine bir kez daha sarıldı ve kutuyu yanına aldı. Joseph'in hatırası hala yaşamdaydı ve onun için daha güçlü olmaya kararlıydı.
Johann, eve doğru giderken düşüncelere dalmıştı. "Hayatta ne kadar zor kararlar vermek zorunda kalıyoruz" diye düşündü. Ancak bu kararların sonucunda hayatının değiştiğini de biliyordu.