Bölüm 1: Umutsuz Yakarışlar
Altıma baktığımda koca koca kayalar ve şiddetle dalgalanan bir deniz görüyordum; o deniz aynı kalbim gibi hiç durmadan dalgalanıyordu. Kafamı kaldırdım; durduğum uçurum beni tüm dalgalarından kurtaracaktı. Etrafıma baktım, bu dünyadaki son günümdü. Yaşadığım acılar dayanılmaz hale gelmişti ve ben tek bir yol bulmuştum: ölüm. Annemin sevgisizliği, babamın beni hiçe sayması, aşık olduğum kişinin beni bir çöp yerinde görmesi, çevremin yavaş yavaş dağılması, başarımın düşüşü, hatta çok sevdiğim şeyleri bile yapmak istememem… Artık her şeyin hep üst üste gelmesi beni bitirmişti. Artık bu ızdırap son bulmalıydı. Denize tekrar baktığımda artık zamanı gelmişti; bir adım attım. Son bir adım daha attığımda dalgaların içinde olacaktı bedenim fakat ruhum o, yok olacaktı belki de. Derin bir nefes aldım, artık vakit tamdı. Gözlerimi yumdum ve 10’dan geriye saymaya başladım: 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3…
"ELİZA!" duyduğum bağırma ile arkama döndüm. Annem ve babam karşımdaydı; yanlarında ise beni yok saydıkları oğulları Can duruyordu. Anlamsız gözlerle bakarken babam bana sinirle yaklaştı ve kolumu sertçe kavrayıp beni sürüklercesine çekti.
"Ne yapıyorsun? Bırak beni!" diye bağırdım.Beni arabanın arka koltuğuna, resmen bir çöp fırlatır gibi fırlattı ve arabaya bindi. Annem ve Can da bindiği gibi babam son gaz gaza basmaya başladı.
"SEN NE YAPTIĞINI SANIYORSUN? DELİRDİN Mİ?" diye bağırdı babam tüm gücüyle.
Korkuyla irkildim; beni neden almışlardı? Umursamıyorlardı sonuçta.
"Umurunda olmadığını sanıyordum, baba," dedim ama kalbime saplanan bıçaklar hissediyordum.
"Kızım, sen zaten bizim umurumuzdasın. Ne yapmaya çalışıyorsun? Hepimizi çok korkuttun!" Annem bana dönüp söylediği laflara inandığımı sanıyordu; fakat beni şu yaşıma kadar hiç sevmeyen biri, bunlara inanmamı bekleyemezdi.
Gülmeye başladım.
"Korktunuz mu! Ne korkması ya? Elaleme rezil olmamak için geldiniz, aldınız. Bilmediğimi sanıyorsunuz, değil mi?" diye haykırdım; gözlerim dolmuştu, gerçekler yüzüme acı bir şekilde çarpmıştı.
"Kes sesini! Saçmalama!" diye bağırdı babam...Eve yetiştiğimiz zaman babam beni tekrar kolumdan tutup odama götürmeye başlamıştı.
"Bırak kolumu, ah!" diye inledim.
Babam beni odaya götürdüğü gibi yere fırlattı.
"Cezalısın! Hiçbir yere gitmeyeceksin artık." Babama inanmaz gözlerle baktım. Babam devam etti:
"İzin vermiyorum; henüz reşit olmana bir yıl var. O zamana kadar bana uymak zorundasın, ondan sonra ne bok yersen ye!" diye bağırdı ve kapıyı yüzüme kapatıp çıktı. Yerden kalktım, ağlamaya başladım. Yatağıma oturduğumda koluma baktım; morarmıştı. Yatağa uzandım, örtümü kafama kadar çektim ve uykuya daldım...